AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-12-01
Evimdeki arşiv odamı temizlemek gibi zor bir işe kalkışmıştım. Yıllar içinde birikimiş kupürler, dergiler, gazeteler, fotoğraflar, negatifler, dosyalar derken bunun günler süren bir ayıklama olacağını biliyordum. Her şeyi titizlikle elden geçirmeye karar verdim.
Kutularca basılı 'medya' arttı o arşiv odasından. Elerken ister istemez kimi dergilerin sayfaları arasında da dolaşmaya başladım. O sayfalarda çıktığım yolculuklar beni eski Türkiye'ye, geçmiş dönemlere götürdü. Cemiyet hayatından tutun da trendlere kadar müthiş bir yolculuk...
Fakat baktım olacak gibi değil. Teker teker ayıklama işlemine kalkışınca insan kıyamıyor ve her şeyi yine saklamak istiyor. En kötü, zamanının en gereksiz dergisini bile saklamışım.
O zaman karar verdim. Gözünün yaşına bakmadan atacaktım...
Ve öyle de yaptım. Elele'den tutun da İngiliz Four Four Two'suna kadar çok geniş bir yelpaze. Milliyet Sanat, Ray Gun, Vibe gibi dergiler hepsi çöpe...
Yerli dergilerden üç tanesinin saklanmaya ve dönüp dönüp bakmaya değer, arşiv niteliği olduğuna karar verdim... Öküz, Viz(y)on ve Roll... Üç farklı kulvarda, üçü de çok satmayan ama bana kalırsa Türk dergiciliği açısından çığır açmış üç yayın organı.
İnanır mısınız, bazı uykusuz gecelerimde hala o sayfalar arasında dolaşırım. Bazen bir söyleşi hiç eskimeden kendisini yeniden okutturur. Bazen bir makale, bazen de bir fotoğrafa, bir illüstrasyona bakar dalarım...
O yıllarda Paris'te yaşayan Yalçın Küçük'le Öküz'de yapılan bir söyleşiyi, o söyleşiye cevaben Ertuğrul Kürkçü'nün çizdiği deseni unutmak mümkün mü mesela?
Vizon'daki Metin-Ali-Feyyaz kapağını bilir misiniz?
Roll ise gerek derleme söyleşileri, gerek ünlülere şarkı dinletip üzerine konuştukları 'blind test'lerle, şarkı sözü tercümeleriyle hep ama hep bakılacak bir dergi...
Dahası, bugün Türk basınında sıklıkla kullanılan pek çok şeyin de başlangıcı Roll'dur. Mesela Günaydın'ın üçüncü sayfasında bir bant vardır; Roll'un açılış sayfalarındaki 'alıntı' bantlarından esinlenmedir.
Yıllar önce bir gün Roll istediğimde bayinin bana 'Sayfaları sarardıkça güzelleşen dergi' dediğini (derginin sloganı) hatırlarım; nasıl sevinmiştim. Çok az satmasına, çok kapalı bir çevreye hitap etmesine rağmen bu sloganı gazete bayiinin bile biliyor oluşuna...
Öküz'le Viz(y)on kepenk indireli çok oldu. Biri 80'lerin, diğeri 90'ların ikonografik yayın organlarıydı. Önce Vizon, sonradan Vizyon adını alan dergide İstanbul'daki 'creme de la creme' hayatın bütün izlerini sürmek, ünlüleri, sosyeteyi çok üst perdeden bir sunum esnasında tanımak mümkündü...
Dahası Türkiye'nin dünyaya kapalı yıllarında trend'leri de öğreten, çığır açan, 'in ve out'a pencere olan bir dergiydi.
Öküz bambaşka bir kulvarda, bambaşka bir çevrede benzer bir misyonun sözcüsü oldu. Murathan Mungan'la Orhan Pamuk'u aynı dergide buluşturan bir platform... Siyaset söyleşilerinden şiirlere, karikatürden benim yaptığım futbolcu-medya söyleşilerine kadar müthiş bir karma...
Bana kalırsa iki derginin de bitiminin illaki rakamsal boyutları vardı, ama bu rakamsal altyapıyı hazırlayan bir başka faktör söz konusuydu: Dönemle ilgili bir veda oldu bu...
Artık Vizyon'un Türkiye'si yok... Artık Öküz'ün sunduğu gibi nitelikli bir kültür-sanat ortamı da yok... Hayatın her alanında çıta düştüğü için bu ister istemez çığır açan dergilere de yansıyordu...
AKP'li zenginlerin fotoğraflarıyla dolu bir Vizyon'u hayal dahi etmek istemem... İyi edebiyatçı diye ortalıkta dolanan bir yeni yetmenin Öküz'de ağırlanması mümkün müydü?
Dönem bitti... Bu dergiler de bitti...
Şimdi aynı şey Roll'un da başına geldi... Dergiyi çıkaranlar sebebin 'ekonomik' olmadığını söylüyorlar. Bence de olamaz. Ama Roll epey zamandır dinamizmini ve eskiden vaat ettiği heyecanı kaybetmişti; görev için çıkan, görev için alınan bir dergiye dönüşmüştü.
Ne yalan söyleyeyim, bir zamanlar heyecanla çıkışını beklediğim Roll'u artık aynı heyecanla takip etmez olmuştum.
Bir etken daha var bence: Artık Roll'un hitap ettiği bir nitelikli okur, derinlemesine okumak ve öğrenmek isteyen bir gençlik de yok...
Televizyon kültürü her şeyi yüzeyselleştirip sevdiğimiz ne varsa silip attı adeta...
Roll'un da kendi kendini imha etmesi bekleniyordu bence.
Dergilerin hayatları ve etkileri özünde Türkiye'nin iklimiyle ilgili... Ben bir gün yine bulutların dağılıp birkaç devrimcinin olağanüstü bir dergi çıkaracaklarını ve belki bir 10 yıl sonra benim yazdığıma benzer bir aşk mektubunun, belki de bir başkası tarafından, o dergiler için yazılacağını düşünüyorum.
Bu meslek bana en sevdiğim iki dergiye (Roll ve Öküz) katkıda bulunma şansını, Vizyon'u da çıkaran iki efsane yayın yönetmeniyle de (Deniz Alphan ve Elçin Yahşi) tanışıp arkadaş olma şansını verdi...
Dergileri yaratanlara ne kadar teşekkür etsem az... O güzel günleri sevgiyle anıyorum.
Nazlı Ilıcak ayar veriyor
Türkiye'de televizyon tartışması dendiğinde akla iki isim gelirdi: Solcuların kahramanı Uğur Mumcu'yla sağcıların sözcüsü Nazlı Ilıcak'ın TRT ekranındaki muhteşem polemikleri... Herkes nefesini tutarak izlerdi...
Uğur Mumcu'yu kaybettiğimizden beri bana kalırsa Nazlı Ilıcak'ın ekranda karşısına o kadar iyi kapışacağı bir polemikçi de doğmadı...
Nazlı Ilıcak'ın görüşleri pek çoğumuzu rahatsız eder, hala da ediyor zaten. Ancak iyi bir tartışmacı olduğu da kesin.
Ahmet Hakan da, Kanat Atkaya da Nazlı Ilıcak'ın son günlerdeki twitter performanslarından bahsetti. Yıllarca karşısında durduğu insanlar bile Ilıcak'a müthiş bir sempati duyuyor twitter'da... Çünkü çok medeni, çok kibar ve çok zeki yorumlar atıyor. Bunların ötesinde çok ama çok samimi...
Dahası hızına da yetişilmiyor... Fotoğraflar yüklüyor, analizler yapıyor, gezdiği yerleri anlatıyor.
Ama bir de... Tıpkı o televizyon tartışmalarındaki polemik üslubu gibi... Harika ayar veriyor...
Geçen gün, Nazlı Ilıcak'ın gördüğü ilgiye bozulan Yurtsan Atakan laf atmış twitter'dan. 'Burası da ünlülere hoş geldin yerine dönüştü' diye...
Yurtsan kusura bakmasın ama Nazlı Ilıcak'ın muhteşem ayarını paylaşmak isterim: 'Ben herkese cevap yazmaya çalışıyorum. Benim amacım celebrity'lerle diyalog değil, onları zaten tanırım, herkesle diyalog.'
Nazlı Ilıcak, twitter'da müthiş bir rüzgar estiriyor 'Buralarda eskiden bizim borumuz öterdi' diyen bizler de onun kraliçeliğini teslim ediyoruz...