AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-12-01

kategori2

Hayat bir tatbikattan ibarettir

Bu tür tatbikatların anlamı ne, hangi psikolojik ihtiyaçtan kaynaklanıyor bunlar? Acaba düzgün, kuralları işleyen bir
ülkede yaşama gibi hayallerimiz var da tatbikatlarda bu
ihtiyacı tatmin edecek bir dünya yaratılıyor da ondan mı seviliyor bu tür şeyler?
Bizler kadar başarılı tatbikat yapabilen başka ülke yok bu dünyada. Tatbikat gerçekte var olmayan bir sorunu varmış gibi düşünüp onu çözmek olduğuna göre, Türkler gerçekte var olmayan sorunları son derece başarıyla çözüyor demektir bu.
Deprem tatbikatı yapılıyor. Büyük başarılar kazanılıyor. Tatbikatı gerçeğinden farklı kılan tek nüans, yıkılan binaların, bina altında kalan insanların, yangınların filan olmaması. Yapılan tek şey, yerde yaralı gibi yatan insanları (ki bu adamlar bence çeşitli illerimizin düşmandan kurtulma günlerinde düşman tarafını oynayan insanlar olmalı. Çünkü yaralı ve ölü taklidini gerçekten iyi yapıyorlar) bir ambulans alıp götürüyor. Deprem tatbikatı böylece büyük bir başarı ile tamamlanıyor.
Ortada ateş olmadan yapılan yangın tatbikatları da buna benzer geçiyor. Orada da başarıyla yaralı-ölü rolü oynayanlar var ve onları da alıp götürüyorlar. Yangın tatbikatlarında gerçeğe biraz daha yaklaşılabilmesi için bir kez boş meydanın ortasında bir karton kutu yaktılar. Gerekirse insanların üstüne işeyerek söndürebilecekleri büyüklükteki bu yangını da itfaiye kahramanca söndürdü.
Başka bir sefer ateşi bu kez kapalı alanda yaktılar gerçeğe uygun olsun diye. O tatbikatta insanlar az daha dumandan boğularak ölüyordu. Bu olsaydı Türkiye bir yangının tatbikatında gerçek yangından daha fazla insan öldürmeyi başaran ülke olarak tarihe geçecekti.
Sonra polisin baskın tatbikatları da var. Bunlarda baskın anında polisi hem kapıdan içeriye girmeden ve girdikten sonra çeken kameramanlar da mutlaka oluyor. Eski Türk filmlerindeki 'Türk polisi yakalar' sahnelerine benzeyen bu baskınlarda polis fazla zorlanmadan ve bir direniş ile karşılaşmadan kapıdan girdikten sonra ne hikmetse onları kapının eşiğinde bekleyen terörist ilk 'Yat' komutunda malak gibi seriliveriyor yere. Yorgun insanlardan seçiyor olmalılar bu terörist rolünü oynayanları. Çünkü bir an önce yere yatıp dinlenmek için can atıyor gibiler.
Burada bir 'Tatbikatlar üzerine bir ara tez' de geliştirmek mümkün. Bence deprem-yangın gibi tatbikatlarda yaralı-ölü rolünü oynayanlar, polis baskınında suçlu rolünü üstlenenler ve bilmem ne ilinin düşmandan kutuluşunu canlandırma oyununda düşmanı oynayanlar hepsi aynı insanlar. Çünkü bütün bunlarda ortak nokta, onların rolünün yerde yatmaktan ibaret olmasıdır. Bunları ya çok yorgun ya da tembel olan insanlar arasından seçiyorlar.
Kurban Bayramı geliyor ya, son olarak bir de kurban kesme tatbikatı yapıldı. Bu tatbikat diğer bütün tatbikatlardan daha gerçekçiydi. Çünkü diğerlerinde üzerinde tatbikat yapılan olay ortada katiyen yokken yani yetkililer ortada var olmayan bir soruna çözümler getirmişken en azından kurban kesme tatbikatında kesilen hayvanlar vardı ortada ve gerçekten de kesildiler. (Bu arada Kurban Bayramı'ndan önce kesilmek de bir anlamda talihsizlik olmalı bence. Çünkü en azından bayramda kesilmenin bir anlamı var hiç olmazsa...)
Kurban kesme tatbikatında büyükbaş hayvanlar başarıyla yakalandı. (Bu, bugüne kadar Türkiye'de birkaç ölüm ve ağır yaralanma olmadan katiyen başarılabilmiş bir iş değildir.) İnsanlar kendilerini kesmeden onu kestiler ve derisi de mükemmel yüzüldü. Her şey tıkır tıkır işledi.
Ama sadece ufak bir sorun var. Büyükbaş hayvanların böyle mükemmel kesilmesini isteyenler evlerine orta büyüklükte bir fabrika kurmak zorunda. Tatbikatı koordine eden yetkililer buna 'Monoay sistemi' demişler. O sistemi evine kuracak kişi kendini biraz zorlarsa evini sucuk, salam, sosis üreten bir fabrikaya çok rahatlıkla dönüştürebilir. O sistemde kurban tıkır tıkır işleyerek kesiliyor tabii ki...
Bu tür tatbikatların anlamı ne, hangi psikolojik ihtiyaçtan kaynaklanıyor bunlar? Acaba düzgün, kuralları işleyen bir ülkede yaşama gibi hayallerimiz var da tatbikatlarda bu ihtiyacı tatmin edecek bir dünya yaratılıyor da ondan mı seviliyor bu tür şeyler?
Örneğin; son tatbikattaki büyükbaş hayvan gerçek yaşamda kurban edileceğini anladığında tabii ki çıldıracak, kontroldan çıkacaktı. Kaçıp gidecek ve Nişantaşı'ndaki House Cafe'nin içine filan girecekti. Çıkan büyük panik ortamında daha da azacak ve kaçarken yolda birkaç insanı daha ağır yaralayacaktı. Sonra kahraman zabıta gelecekti ve onlar daha önce hiç tatbikatı yapılmamış yeni yöntemlerle, mesela ağır iş makineleri kullanma gibi, hayvanı yakalamaya çalışacaklardı. O arada hayatında çok Red Kit okuduğu belli olan bir zabıta memuru kement atarak hayvanı yakalamaya çalışacaktı. Onu yakalamak isterken birkaç kez az daha kendi kendini gayriihtiyari linç edecekti. Tesadüfen kemendi doğru atsa durum daha vahim olacaktı. Çünkü hayvan bu kez onu da peşinden sürükleyerek kaçmaya başlayacaktı. Özel timler filan çağrılır ve hayvan yere yıkılırsa kasaplar ilk önce kendi çeşitli uzuvlarını doğradıktan sonra kurbanı keserlerdi herhalde.
Bizim ülkedeki bu tatbikat tutkusu bende de gelişmeye başladı. Örneğin; geçenlerde güzel bir kadına benimle sevişme tatbikatı yapıp yapmayacağını sordum. 'Niye yapayım ki' dedi. Ben de 'Yakışıklı, seksi bir erkekle sevişmeye girişmeden önce benimle tatbikat yapsan iyi olur' diye cevap verdim. 'Çirkin bir adamla seks tatbikatı ortada yangın olmadan yangın tatbikatı yapmaya benzer.  Olmayan bir meseleye rahat çözümler üretiriz hem merak etme benimle yapacağın tatbikat çok da kısa sürer. Bunu sana garanti ediyorum' dememe rağmen kadını tatbikata başlamaya ikna edemedim. Bazı insanlar ülkelerinin değerlerinden tamamen kopuk yaşıyor. Tatbikatlara inanmayan bir Türk vatandaşı bence vatan hainidir.