AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-12-01
Bir süredir hayretle takip ettiğim bir ülke var: Arjantin. Bizim için dünyanın bir ucu.
Eva Peron, tango, ekonomik çöküş ve son dönemin liderleri Kirchnerler dışında pek bir şey bilmediğimiz, bilmeye de çalışmadığımız bir coğrafya.
Ancak o 'uzak' coğrafyada son dönemde öyle ilginç gelişmeler oluyor ki.
Dünyanın dikkatle takip ettiği, bizim de ders çıkarmamız gereken gelişmeler.
Bu nedenle gelin, bugün bu 'uzak' dünyaya, Arjantin'e açılalım...
***
Arjantin 2001'e kadar ciddi bir ekonomik çöküş yaşadı. Ülkedeki işsizlik oranı rekor düzeylere ulaştı ve halk sokaklara döküldü. Bu sosyal patlamanın ortasında, 2003'te Nestor Kirchner devlet başkanı oldu ve krizin sebebi olarak pazar ekonomisini gösterdi. 'Ülkenin rahata çıkması için ekonomide devlet kontrolü gerekli' dedi.
***
Bu radikal değişim 'ağır yaralı' ülkeye kısa vadede iyi geldi. Hatta Kirchner 'Robin Hood' olarak anılmaya başlandı. Arjantinliler büyük bir çaresizlikten çıkarıldıkları için yeni liderlerini kurtarıcı olarak gördüler. Öyle ki 2007 seçimlerinde sırf soyadı dolayısıyla oylarını eşi Cristina Fernandez Kirchner'e verdiler.
***
Ancak... Devlet kontrollü bir ekonomi dünya şartlarıyla nasıl baş edebilir? Edemedi tabii. Bu nedenle sorunlar yeniden başladı. Enflasyon yine iki haneli rakamlara ulaştı. Üstelik bu sorunlara Kirchnerler'in ayyuka çıkan yolsuzlukları da eklendi.
***
Bu gelişmeler Arjantin medyasını hareketlendirdi haliyle. Medya deyince... Ülkede birçok yayın organı var ancak pazarın çoğunluğu Clarin Grubu'na ait. Bu grup Nestor Kirchner seçilirken lidere büyük destek vermiş, Arjantin'in krizden çıkmasını sağlayacak isim olarak lanse etmişti onu. Fakat son dönemde ekonomideki sıkıntılar ve Kirchnerler ile ilgili yolsuzluk iddiaları medya grubunu iktidar ile karşı karşıya getirdi. Hatta Clarin öyle sert yayınlar yaptı ki haziranda yapılan yerel seçimlerde Christina Fernandez Kirchner'in yaşadığı oy kaybının sebebi olarak görüldü.
***
Bu nedenle Kirchnerler Clarin'i küçültülmeye karar verdiler. Eylülde yayın grubunun Buenos Aires'teki ofislerine vergi müfettişleri gitti ve incelemelerde bulundu. İncelemelerde uygunsuz bir şey bulunamadı ama bununla da yetinilmedi. Yayın içeriğinin yürütme tarafından denetlenmesini öngören yeni bir yasa çıkarıldı. Şimdi Clarin Grubu'nun bir kısmının halka, bir kısmının başka gruplara satılması, grubun elinde ise sahip olduğunun yalnızca üçte birinin bırakılması konuşuluyor.
***
Venezuela'da Hugo Chavez demokrasi sloganı ile gelmiş ve ülkedeki basın özgürlüğünü yerle bir etmişti. Şimdi Arjantinliler de akıbetlerinin benzer olacağı yönünde bir korku içinde.
***
Son dönemde 'medya ve iktidar' başlığı altında hararetli tartışmalar yaşanan Türkiye'de, Arjantin'de yaşanların takibinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Gazeteciliğin sonu
KONU medyadan açılmışken... Hürriyet Gazetesi'nde 'Bayram röportajları' adı altında sunulan 'Ayna ile konuşmalar' serisi gazeteciliğin geldiği son nokta. Bu dizi kapsamında Müjde Ar, Yılmaz Erdoğan, Selahattin Duman ve Ferhan Şensoy'dan kendi kendilerine röportaj yapmaları istenmiş
***
Kendileri sormuş, kendileri cevaplamışlar. Kendi kendine doktorculuk oynamak gibi bir şey anlayacağınız...
***
Bacak açmak, kıl göstermek, röportaj yapayım derken röportaj yapılandan daha ön plana geçmek derken... Ve mesleğimiz onca yara alırken... Olacağı buydu!
Hürriyet Gazetesi artık gazeteciye ihtiyaç olmadığını bu röportajlarla beyan etmiş oldu!
Ne diyelim? Onca 'abukluk'tan sonra gelinen nokta çok da şaşırtıcı değil.
***
O nedenle artık biz, yani kendini her şart ve zamanda 'gazeteci' olarak tanımlayanlar için kılıçları çekme ve işimize sahip çıkma vakti!