AKŞAM
Türkiye Doğu ile ilişkilerinde Batı'da var olan tarihsel konumunu daha da güçlü bir hale getirmiştir
Bugün artık bölgede hiçbir ülke hiçbir konuda Türkiye'yi görmezlikten gelemez ve ABD dahil hiçbir devlet Türkiye'siz ya da Türkiye'ye rağmen Ortadoğu'da kendi planlarını uygulayamaz Durum böyle olunca ve bu gerçeği fark eden Başkan Obama, İslam alemi içinde ziyaret ettiği ilk ülke olarak Türkiye'yi seçiyor.
Durum böyle olunca tüm AB ülkelerinin liderleri, Türkiye'ye geliyor ve bazılarının 'üyelik' konusundaki tavırlarına rağmen Türkiye'nin Ortadoğu, İslam ve Arap alemi ve bölgesel tüm konularda rol ve ağırlığını kabul ediyorlar. Çünkü son 4-5 yıllık politikaları ile Türkiye çok önemli başka bir şeyi de herkese kanıtlamıştı: Ben bir ülke ya da ülkeler grubu ile dost olurken başkalarına düşman olmak istemiyorum. Başkaları ise bunun tersini anlamak istiyorsa o da onların sorunudur.
Türkiye bu söylemini lafla değil aynı zamanda eylemsel olarak kanıtlamıştır. Aralarında diplomatik ilişki olmayan Pakistan ve İsrail Dışişleri Bakanları'nı Ankara'da buluşturan Türkiye hiç çekinmeden Suriye ve İsrail'i ya da İsrail ile Filistinlileri de barıştırmaya uğraştırmıştır. 2006 seçimlerine katılmaları için Sünni liderlerle Amerikalıları buluşturan Ankara, aynı zamanda Amerikalıların bile buluşturamadığı Pakistan ve Afganistan liderlerini de bir araya getirerek ikili sorunlarını kendi aralarında çözmeye ikna etmeye çalışmıştır.
TALİMATLA DÜŞÜNÜYORLAR
Ama işin garip tarafı tüm bu gerçekler ortadayken, bazıları bilerek ya da bilmeyerek kasıtlı ya kasıtsız Türkiye'yi Batı'dan uzaklaşmak, Doğu'ya yaklaşmakla suçlayacak kadar yüzeyselleşiyor ve sığlaşıyordu.
Elbette herkesin istediği gibi ve bazı iç ve dış çevrelerden aldığı talimatla düşünme, konuşma, yazma hakkı ve özgürlüğü vardır. Ancak insaf diye de bir insani değerin varlığını hiç kimse görmezlikten gelemez.
Türkiye; Suriye, Irak ve yakın gelecekte İran ile stratejik işbirliği anlaşmaları imzalayarak, İKÖ Genel Sekreteri seçilerek, Arap Birliği toplantılarına davet edilerek, tüm Arap ve Müslüman ülkelerine giderek, İstanbul'da her türlü Arap ve Müslüman etkinliğine izin vererek hiçbir zaman 'İslamcı bir ülke' olmayacak ve bundan dolayı da Batı'dan kopmayacaktır. Batı'nın böyle bir anlayışı varsa o da Batı'nın sorunudur. Batı böyle bir kompleksini zaten Bosna'da 200 bin insanın ölümüne izin vererek ve bu trajediyi seyrederek kanıtlamıştı. Ama Türkiye son 6-7 yılda çok ama farklı şeyleri kanıtlamıştır.
Bunların başında da, ön koşulsuz ve önyargısız herkesle dost olmak, gizli ajandasız davranmak, dürüst ve şeffaf olmak, Doğulu insanların her zaman duygulu ama müsamahakar, karşı tarafla her zaman diyaloğa hazır olduğunu kanıtlamak gelir.
CUMHURİYETLE GELİNDİ
Durum böyle olmasaydı Türkiye 'Hıristiyan' olan Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan ve diğer komşuları ile bunca dost olmazdı ve tarihsel 'düşman' Rusya ile Ermenistan ilişkilerinde herkesi şaşırtacak adımlar atmazdı.
Özetle; Türkiye Doğu ile ilişkilerinde Batı'da var olan tarihsel konumunu daha da güçlü bir hale getirmiştir. Batı'nın ise geleneksel alışkanlıklarından kaynaklanan Türkiye ile farklı hesapları varsa o da onun sorunudur. Yani Batı'nın Türkiye'yi bölge ülke ve halklarına bir 'demokratik ılımlı İslam modeli' olarak pazarlama gibi bir projesi varsa bu onun bileceği bir iştir. Çünkü Türkiye; Cumhuriyet'le birlikte geldiği noktada ve son yılların tüm davranışları ile kendi modelini hiç kimseye ihraç etme eylem ve niyetinde değildir, bunu kanıtlamıştır. Ama bölge halkları başta son politikalar olmak üzere Türkiye'yi çok farklı nedenlerden dolayı kendi iradesi ile model olarak görüyorsa-ki öyledir- Türkiye'de herkes bundan gurur duymalıdır. Çünkü bunda hiç kimseye bir kötülük yok. Tam tersine bunda ortak coğrafyanın parlak geleceği vardır.
Yani Türkiye, artık klasik söylemi ile üzerinden arabaların geçtiği ve Batı'yı Doğu'ya bağlayan bir köprü değildir.
Çünkü Türkiye, tüm verileri ile kendi bildiği ve inandığı gerçeklerle ama vicdanı ile köprüleri kendi bildiği şekilde ve yerlerde inşa eden bir ülkedir. Bu gerçeği gören ve kabul eden Batı'da ya da Doğu'da herkes, bu köprüleri dostluk, barış, istikrar ve esenlik için kullanabilir.