AKŞAM | EKONOMI | 07 ARALIK 2009, PAZARTESİ
Küresel krizde Türkiye’nin dünyanın pek çok ülkesinden güçlü mali sistemiyle ayrışmasına raÄŸmen özgüven eksikliÄŸinin ciddi bir sorun oluÅŸturduÄŸunu belirten Garanti Yatırım İcra Kurulu BaÅŸkanı Metin Ar: Önce kendimize güvenelim. Sonra bunu dünyaya bas bas bağırmalıyız ki Dubai gibi riskli ülkelerden kaçan paralar Türkiye’ye gelsin
Ayfer ARSLAN
Garanti Yatırım İcra Kurulu BaÅŸkanlığı görevini sürdürürken beÅŸ ay önce İtalyan lastik devi Pirelli Yönetim Kurulu BaÅŸkanlığı görevini de üstlenen İtalyan Liyakat NiÅŸanı sahibi Metin Ar, Türkiye’nin komplekslerinden kurtulması halinde 2010 yılında 8-10 milyar dolarlık yabancı sermayeyi çekebilecek potansiyele sahip olduÄŸu görüÅŸünde. Ar’a göre,Türkiye gerek borçluluk seviyesi, gerek güçlü bankacılık sistemiyle küresel krizde dünyanın birçok ülkesinden ayrıştı. Son olarak yaÅŸanan Dubai krizi ve Fitch’in not artırımı da bu gerçeÄŸin altını bir kez daha çizdi. Bütün bunları Türkiye’nin bir fırsat olarak deÄŸerlendirebileceÄŸini savunan Metin Ar, öncelikle kendimize güvenmemiz gerektiÄŸini belirterek, “ ‘Ya dünyada bir kriz olursa, Türkiye’de iÅŸler kötü gider’ psikolojisinden kurtulup bu güvenimizi dünyaya bas bas bağırmalıyız ki Dubai gibi hem riskli hem de manevi taahhütlerini yerine getirmeyen ülkelerden kaçan paralar saÄŸlam zemin olan Türkiye cennetine gelsin. Ayrıca Fitch’in not artırımı da uluslararası sermaye piyasası yatırımcıları nezdinde çok ilgi çekti. Bu durum Türk bankalarının ratinglerini de yükselteceÄŸi için Türkiye için sıçrama yaptıracaktır” diyor.
Garanti Yatırım İcra Kurulu BaÅŸkanı ve Türk Pirelli Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Metin Ar, sorularımızı ÅŸöyle yanıtladı:
- Küresel kriz hız kesti derken Dubai krizi çıktı? Bu krizin Türkiye’ye yansıması nasıl olur?
Herkesin aklında yeraltından çıkan petrolle para basan Araplar imajı var. Onlarda para o kadar çok ki, devamlı yerin altından çıkıyor. Dubai gerçeÄŸi bunun tam böyle olmadığını gösterdi. Para öyle çok olmasına raÄŸmen özsermaye ile deÄŸil, borçlanarak o kuleler dikilmiÅŸ. Satılmaya çalışılmış, satılamayınca borçların vadesi geldiÄŸinde ödenememiÅŸ. Manevi sorumluluk olarak Dubai devletinin satabileceÄŸi baÅŸka malları satıp özkaynağını kuvvetlendirip borcunu ödemiÅŸ olması gerekirdi. Onun yerine devlet, “Özkaynak bana aittir. Borçlar ise bana borç veren bankaların riskidir. Kazanırken faiz kazanacaklardı, ÅŸimdi iÅŸler kötü giderken cezasını çekecekler’ gibi bir yaklaşıma girmesi kötü bir ÅŸey. Normal olarak dünya kültüründe devletler ancak çaresiz kaldıkları zaman böyle bir yola girer. Åžimdi Türkiye’nin bunu bir fırsat olarak deÄŸerlendirmeli.
l Bu konuda Türkiye’nin fırsatları neler?
Türkiye’nin hem devlet, hem özel sektör borçlanması ülkenin büyüklüÄŸüne göre çok düÅŸük seviyelerdedir. Kısa ve uzun vadede bir problem yok. Bu hem Türkiye’de hem yurtdışında yeteri kadar bilinmiyor. Dünyadaki bütün ülkeler bankalarına destek verirken bir tek Türkiye, bankalarına destek vermedi. Tersine bankaları likit bolluÄŸundan faydalanarak bilançolarının içindeki önemli bir yatırım kalemini tamamen kendi arzuları ile Türk devletinin çıkardığı Hazine bonolarına yatırdı. Türk ekonomisinin, özel sektörünün, bankacılık sisteminin, hazinesinin dünyadaki birçok ülkeden bu vasıfları ile ayrıştığını iyi anlatmamız lazım ki, Dubai gibi hem riskli hem de manevi taahhütlerini yerine getirmeyen ülkelerden kaçan paralar saÄŸlam zemin olan Türkiye cennetine gelsin.
- Nasıl bir yol haritası izlenmeli?
Yabancı sermaye açısından Türkiye’nin göreceli olarak saÄŸlam, nüfusu ve satış potansiyeli yüksek bir ülke olduÄŸunu anlatacak organizasyonlar yapmalıyız. Burada Tanıtım Ajansı’na büyük görevler düÅŸüyor. Belki TÜSİAD’a büyük görevler düÅŸüyor. TOBB’a ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer ÇaÄŸlayan’a büyük görevler düÅŸüyor. ÖzelleÅŸtirme projelerinin hızlandırılması, bunun tanıtımının iyi yapılması gerektiÄŸi ortaya çıkıyor.
- Türkiye bu anlamda ne kadar yabancı sermaye çekebilir?
Dünyanın güzel yıllarında 20 milyar dolar mertebesine ulaÅŸmıştık. Fakat ÅŸimdi bu sene 4-5 milyar dolarlar seviyesine indi. Tabii bu dünyadaki para bolluÄŸunun yok olmasının da bir sonucu. Kısa vadede 20 milyar dolarlara çıkma ihtimalimiz zor ama 2010-2011 yıllarında 8-10 milyar dolarlara çıkabilmek için ‘Türkiye’ye güvenin, burada iÅŸler dünyanın birçok ülkesinden daha iyi’ mesajını vermeliyiz.
ALTYAPIDA POTANSİYEL VAR
- Yabancı yatırımcılar hangi sektörlerle ilgileniyor?
Åžu anda konsantrasyon altyapı. Altyapı deyince elektrik üretimi, elektrik dağıtımı,
elektrik iletimi ve karayolları var. Bir tanesinin danışmanlığını biz yapıyoruz: Ankara DoÄŸalgaz Dağıtım. Daha sonra İstanbul DoÄŸalgaz çıkacak. Dünyadaki altyapı firmaları da farklı ülkelerde yatırıma ilgiyle bakıyor. Ankara DoÄŸalgaz’ı 2010 yılında tamamlayacağız. ÖzelleÅŸtirme İdaresi Türkiye’nin büyük ÅŸansıdır. Türkiye’deki
her ÅŸeyin ÖzelleÅŸtirme İdaresi eliyle özelleÅŸtirilmesi lazım. Çünkü çok uzun senelerdir bu konuda ihtisas grubu oluÅŸtu devlet bünyesinde. Burada tereddütüm, devletin, ‘Eskiden bir ÅŸey 100 liraya satılıyordu, ÅŸimdi yine 100 liraya satılıyor’ tutukluÄŸu içerisinde olmaması.
ÇİN, HİNDİSTAN, UKRAYNA İLGİLENİYOR
-Krizde yatırımcı profili değişti mi?
Dört beÅŸ sene öncesine göre farklı bir profil var. Daha önce 10 ilginin 7-8’i Batı Avrupa ülkelerinden, bir tanesi de Amerika’dan gelirdi. Åžimdi çok daha dünyaya yaygın bir ilgi dağılımı görüyoruz. Hindistan’dan, Ukrayna’dan, Çin’den ilgi var. OrtadoÄŸu ülkelerinden pek tabii ki, var.
BÜYÜMEK İSTEYENLERE ORTAK OLACAK
- Garanti Yatırım bünyesinde kurulan Özel Sermaye Yatırımları Bölümü’nün faaliyet alanı ne olacak?
Garanti Yatırım dışında bir yabancı ortağımız daha olacak. Sanırım bu çalışmalar altı ay sürer. 2010 yılı içerisinde operasyonel hale geliriz. Henüz bu ürünümüzü vitrine koyabilir ÅŸekilde hazırlığımızı bitirmedik. Private Equity yani özel sermaye ortaklığı ÅŸeklinde yatırımlarımız olacak. BaÅŸlangıç aÅŸamasındaki fikirlere deÄŸil, bu aÅŸamayı geçmiÅŸ, iyi durumda ama daha fazla büyümek isteyen firmalara yatırım yapacağız.
Yerli yatırımcı borsaya âşık deÄŸil!
- Halka Arz Seferberliği başarılı olacak mı?
Orta vadeli olarak doÄŸru bir adım. Burada dikkat edilmesi gereken husus halka arz edilecek ÅŸirketlerin çok küçük ÅŸirketler olmaması gerekiyor. Bir ÅŸirket İMKB 100’e girmiyorsa, uluslararası fonların ilgi alanının dışında kalıyor. O zaman da, hak ettiÄŸi fiyatı bulamıyor. İMKB 100’deki en küçük firmanın halka açık kısmının piyasa deÄŸeri 30 milyon dolar. Åžimdi bir ÅŸirketin de yüzde 30’u halka açılsa, demek ki ÅŸirketin deÄŸeri 100 milyon dolar mertebesinde olmalı. Çünkü Türk bireysel yatırımcı hisse senedine yeterince âşık olmadı. EndiÅŸem bu kampanyanın sonucunda onlarca 5-10 milyon dolarlık halka arzlar olursa, bunların yatırımcıları da volatiliteden dolayı mutsuz olursa, halkın hisse senedinde aÅŸk eksikliÄŸinde artış olur diye düÅŸünüyorum.
Avrupalı iÅŸçi pazartesi ve cuma kaytarıyor
-Türk Pirelli Yönetim Kurulu BaÅŸkanı ÅŸapkanızı takarsanız bize neler söyleyebilirsiniz?
Kurlar çok baskı altında olmasına raÄŸmen kalifiye iÅŸçilik kullanan endüstriyel sektörlerde, yani otomotiv, metal, petro kimya, lastik gibi sektörlerde verimliliÄŸimiz yüksek. Kurların dezavantajına raÄŸmen ihracatta problem yaÅŸamıyoruz. Otomotiv sektörünün ihracat lideri olmasının sebebi budur. Niye Türk iÅŸçisi bu kadar verimli? Türk iÅŸçisi Avrupalı iÅŸçiden farklı olarak ya annesi uyandırıyor, ya karısı uyandırıyor. Hem annesi hem karısı onun iÅŸine gitmemesinin iÅŸsizlikle sonuçlanabileceÄŸini biliyor. Avrupa’da ise cuma ve pazartesi günleri iÅŸe gelmeme oranı fabrikalarda yüzde 10-15. Türkiye’de cuma veya çarÅŸamba arasında hiçbir fark yok. Herkes haftanın her günü iÅŸine zamanında gidiyor. İşini de iyi ve süratli yapıyor. Gelecek yıl Pirelli’nin Türkiye’deki 50.yılı. Pirelli, 1960 yılında Türkiye’ye gelmiÅŸ ve yabancı sermaye yatırımını yapmış. Yabancı sermayenin Türkiye’de mutlu olmasının göstergesi olması açısından çok önemli bir süre.
Öncelikler çatışmasından strateji güncellemesine Obama ne istedi, Erdoğan ne verdi?
WSJ'nin seçtiği 100 finans uzmanı arasında Yılmaz da var
Tam sınıf atlıyor, tam sosyeteye sızıyordum ki... Birden aklıma geldi...
Nüfus kağıdınızı kaybederseniz sizin de dünyanız kararabilir!