İtiraf etmek gerekirse, BaÅŸbakan Tayyip ErdoÄŸan'ın Amerika ziyaretini, 'Türkiye'nin zor zamanında Amerika'ya gitti...' üslubuyla yorumlamaya baÅŸlayan analistleri anlamakta güçlük çekiyorum.
EÄŸer kötü niyetli deÄŸiller ise; Washington'da da, Ankara'da da karar mekanizmalarıyla temas edemediklerini, etseler dahi 'ÅŸimdi'yi anlamakta güçlük çektiklerini, muhakeme yeteneklerinin kör olduÄŸunu söylemek zorundayız.
ABD'NİN ZOR ZAMANINDA YANINDA OLACAĞIZ
Tayyip ErdoÄŸan Türkiye'nin zor zamanında Amerika'ya gitmedi. ErdoÄŸan, Amerika'nın zor zamanında Amerika'ya gitti. Evet Türkiye'nin içinde sorunları var. Türkiye demokratikleÅŸme gibi zorlu bir sınavı geçmeye çalışıyor, ama bunlar Amerika'nın (Obama'nın) sorunlarıyla karşılaÅŸtırıldığı zaman konu bile deÄŸil. AFP dosyaları, Obama iktidarının yüz yüze olduÄŸu zorlukları ÅŸöyle sıralıyor: Afganistan, Pakistan sorunu, Irak'taki askeri birliklerin pozisyonu, ekonomi, özelikle FED (Amerikan Merkez Bankası) konusunda inisiyatif, saÄŸlık politikaları konusunda vaatlerin tutulamaması, Amerikan entelektüllerinin her geçen gün daha fazla yükselen muhalefeti, Cumhuriyetçilerin BaÅŸkan'ın ailesinin lüks hayat iddialarını eleÅŸtiri merceÄŸi altına alması, İran ile yaÅŸanan nükleer kriz ve saire...
Yani, Türkiye Amerika iliÅŸkilerinde zor durumda olan ve bu sefer yardım isteyenin Amerika olduÄŸunu ve Türkiye'nin gücü ölçüsünde yardım edeceÄŸini söyleyebiliriz.
Amerikan BaÅŸkanları kendi isimleriyle kaim doktrinler vasıtasıyla hükmederler ve tarihe geçerler. Monroe'nun doktrini Amerika'nın asla Avrupa'nın sömürgesi olmayacağı tezine dayanıyordu. Wilson doktrinine kadar böyle gitti bu. Wilson doktrini 'bütün dünyayı özgürleÅŸtirme' söylemiyle Amerika'yı tekrar Avrupa'nın kucağına düÅŸürdü...
Obama ise, Monroe ile Wilson arasında kendi doktrinini yazma sınavıyla karşı karşıya bu günlerde.
OBAMA DOKTRİNİ YAZILIYOR
Amerika, içinde Monroe doktrinini destekleyen uygulamalar ile Wilson doktrininin takipçileri arasında sıkışıp kalmış durumda. Bir yandan Wilson doktrini, Amerika'yı Avrupa'nın çizgisine zorlarken... Bir yandan Monroe doktrini, Avrupa siyasetinin kuyruÄŸuna takılmak zorunda kalmanın Amerika'yı sürükleyeceÄŸi bunalımları gösteriyor. Yani bu zaman diliminde Obama'nın pozisyonunu, kendi halkından tam destek alan Tayyip ErdoÄŸan'ın pozisyonu ile karşılaÅŸtırmamak lazım.
Yeni bir doktrin yazmak zorunda olmanın sıkıntılarını yaşıyor Obama. Türkiye de katkıda bulunmaya, elinden gelen yardımı yapmaya dikkat ediyor. Ve dikkatinizi çektiyse, örneÄŸin Afganistan'a muharip asker konusundaki itirazımız, Amerika'ya bir 'ret' anlamına gelmiyor, daha ziyade Amerika'nın bunalımdan çıkmasına yarayacak bir model, küçük ölçekte bir doktrin teklif ediyor.
ENTELEKTÜEL VE YÖNETİCİ ORTAK
Afganistan'da bulunan Türk birliklerinin kontrolü altındaki bölgelerde, örneÄŸin Vardak'ta terörü finanse eden uyuÅŸturucu üretim ve trafiÄŸinin sıfır seviyesine inmesi, buna raÄŸmen Amerikan kontrolündeki bölgelerde, örneÄŸin Kandahar'da üretim ve sevkıyatın artması muhakkak 'Vardak Modeli'nin müzakere masasında mercek altına alınmış olması gereÄŸini hatırlatıyor. Nihayetinde benim söyleyeceÄŸim ÅŸey ÅŸu:
Monroe doktrini ile Wilson doktrini arasına sıkışmış Amerikan Dış Politikası'nın yeni doktrininin yazılmasında, Obama doktrininin inÅŸasında Türkiye ve BaÅŸbakanı ErdoÄŸan, Türkiye tarihinde ilk kez 'askeri birlik' olarak deÄŸil, siyaset yazıcı, entelektüel katkı yapıcı, model geliÅŸtirici olarak rol alıyor.
Saygınlığı yüksek, askeri kabiliyeti güçlü ama aynı oranda doktrin yazabilen, siyaset üretebilen bir Türkiye ile karşı karşıya dünya. Bu niteliÄŸi ile Türkiye, dünyanın çeÅŸitli yerlerinde sofistike sorunlarla boÄŸuÅŸmak zorunda olan Amerika'nın, Avrupa siyaset yapımcılarına ve Avrupa ihtiraslarına tamamen teslim olmasını da engelleyen bir fonksiyon icra ediyor.
Tayyip ErdoÄŸan'ın Washington'da gördüÄŸü yüksek itibarın sebeb-i hikmeti budur. Washington artık, Türkiye'ye bir 'yedek asker deposu' olarak deÄŸil, dünya yüzeyinde birlikte siyaset üretebileceÄŸi ve çözüm geliÅŸtirebileceÄŸi bir ortak olarak bakıyor.
Bu pozisyonu da Amerika lütfetmedi Tayyip ErdoÄŸan'a. Tayyip ErdoÄŸan entelektüel-siyasal sıçramasıyla kendisi oluÅŸturdu.
NE MONROE NE WILSON; DEMOKRATİK EMPERYAL VİZYON
ErdoÄŸan dönemiyle tahkim ettiÄŸimiz bu zeminde, talimat alarak deÄŸil, Amerika'ya vereceÄŸimiz 'akıllı destek' ile Obama yönetiminin önünü açışımız, yeni doktrinin yazılmasına katkıda bulunacak, Türkiye'nin yeni kurulan dünyadaki etkinliÄŸini güçlendirecektir. Evet, Amerika Türkiye'nin model ortağıdır. Ama bu, Türkiye muhtaç olduÄŸu için böyle deÄŸildir artık. Türkiye öyle tercih ettiÄŸi, çıkarlarını öyle hesapladığı için öyledir.
Obama liderliÄŸi, dünyanın her yerine nüfuz etmiÅŸ Amerika'nın doktrinini, bu aÅŸamada Amerika'nın tek başına yazamayacağının ayırdında artık.
Dünya krallığı, Emperyal devlet, Dünyanın jandarması gibi isimlerle anılan Amerika; ne denirse denilsin Dünya İmparatorluÄŸu'nun büyük siyasetini ortaklarıyla beraber yazmaya baÅŸladı.
ErdoÄŸan'ın ziyaretinin gerçek anlamı ve yazım aÅŸamasında olan, tarihe 'Obama doktrini' olarak geçecek doktrinin ipucu da bu gerçeklikte saklı. Obama Emperyal Vizyon'u demokratikleÅŸtirerek güçlendirmenin yollarını arıyor. Sınav bir 'Obama doktrini' yazabilmesinde. Yazılabilirse 'yeni bir dünya' kurulacak, yazılamazsa Amerika Bush siyasetine teslim olacak.
Türkiye'nin İran'daki, Afganistan'daki, Irak'taki, AB iliÅŸkilerindeki, Ermenistan'daki rollerini de bu baÄŸlamın dışında deÄŸerlendirmek mümkün deÄŸil.
Tayyip ErdoÄŸan'ın Obama'yla kurduÄŸu 'entelektüel' ve 'politik' iÅŸbirliÄŸi iÅŸte bu kadar global bir önem taşıyor. Ve asla önceki dönemlerdeki iÅŸbirliklerine benzemiyor.
Bu ziyaret; 'Türkiye en sıkıntılı zamanında Obama'ya gitti...' seviyesindeki analistleri de, idrak etmeleri biraz zaman alacak olsa da, emekli etti.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.