Bundan yaklaşık 1.5 yıl önce Erzurum'da yaptığım bir konuÅŸma, ummadığım ölçüde ses getirmiÅŸti. SöylediÄŸim ÅŸey ÅŸuydu; 'Devlet olarak tarif ettiÄŸimiz yapının bütün direklerinde, yani yasama, yürütme, yargı ve onun bürokratik ayaklarında büyük bir çatırdama var... EÄŸer önlem alınmazsa Kürt sorunu kapıda ve bu gidiÅŸle Türkiye 2 seneye kadar bölünme tehdidi altına girecek'.
Söylediklerim o dönemde kimilerine çok sert ve rahatsız edici gelmiÅŸti. Haklıydılar da, ama zaten ben de, tam da öyle olsun, herkes irkilsin diye, görünen resmi bu kadar keskin bir dille ifade etmiÅŸtim. DoÄŸu ve GüneydoÄŸu konusunda büyük bir hazırlık yapılıyordu ve Öcalan'ın yakında hapisten çıkacağına dair ifadeler mitinglerde konuÅŸuluyordu. Bu konuda uluslararası destek de saÄŸlanmış gibi duruyor, ÅŸartlar Türkiye'nin aleyhine geliÅŸiyordu. Oysa kimsenin bu konuyla ilgilendiÄŸi yoktu ve herkes birbirini yemekle meÅŸguldü. Gerçi ÅŸu anda da görüntü çok farklı deÄŸil ama devletin odağında, kurumlar arasındaki uzlaÅŸma ve konuya duyarlılık eskisinden daha yüksek.
Buna karşın son günlerde sokaklarda büyük bir kargaÅŸa hakim. Bir yandan da eskisinden daha yaygın bir coÄŸrafi alanda askerlerimize yönelik saldırılar var. Peki, bütün bu olanların açılımla ne ilgisi var? Her ÅŸey açılım yüzünden mi? Açılım iÅŸleri eskisinden daha berbat hale mi getirdi? Kısa bir analiz...
1- Açılımın halka anlatılması ve yürütülmesi konusunda üslup hataları olsa da mantığı ve zamanlaması son derece doÄŸruydu. Bugün ortaya çıkan ayaklanma görüntüleri açılım politikası baÅŸlatılmadan gerçekleÅŸseydi, hem uluslararası meÅŸruiyeti daha yüksek hem de kitlesel tabanı daha yaygın olurdu. Uzunca bir süredir hazırlanan bir ayaklanma ortamının tabanı, -Amerikalıların pek bayıldığı terminolojiyle- önceden/önleyici (pre-emptive/preventive) vuruÅŸla zayıflatıldı.
2- Açılım politikası, isyan baÅŸlatma planları yapan radikal Kürtçü grupların prematüre doÄŸumuna yol açtı ve kamuoyu karşısındaki en kabul edilebilir tezlerini ellerinden aldı. Ana dillerini kullanamama, Kürtçe TV izleyememe, Kürtçe adların kullanılmasının yasaklanması gibi birçok konu masaya yatırıldı ve geniÅŸ kesim bu konuyu tartışmaya baÅŸladı. Bu geliÅŸme dünya kamuoyu tarafından da yakından izlenen bir ilerlemeydi. Åžimdi ise ayaklanmanın gerekçesi 17 santimetrekareye sıkıştı ve Öcalan'ın odasının konforundan baÅŸka savunulacak bir durum kalmadı. Tezi olmayan hareketin anlamı da olmaz, sadece geçici müddetle ÅŸiddet kullanabilir. Bu da onlardan birisi haline geldi.
3- Sokaklarda baÅŸlayan hareket henüz kitlesel bir destek bulmuÅŸ sayılmaz, lakin yanlış önlemler olayları geniÅŸletebilir. Sokakları karıştırıp, taÅŸ ve molotofkokteyli atan grupların çocuk ve gençlerden oluÅŸtuÄŸu göz ardı edilmemelidir. Çocuklara yönelik ÅŸefkat ve hoÅŸgörü ile onları manipüle edenlere yönelik sertliÄŸin birbirinin yerine geçmemesi çok önemlidir. Bu açıdan 'çocukları bırakın, arkasındakilere bakın' demek en uygunudur.
4- DTP'nin yarattığı gerginliÄŸin geniÅŸ toplumsal zeminde de bir karşılığının olması kaçınılmazdır. Bugüne kadar hiçbir zaman Müslüman kitleye yönelmeyen ve 'Türk milliyetçiliÄŸi' çerçevesinde ÅŸekillenen tepkinin ilk defa anti Kürt bir tavra dönüÅŸmesi riski vardır. Bu noktada devletin sertleÅŸmesi -Kürtçülere karşı-, halkın sertleÅŸmesinin -Kürtlere karşı- önüne geçebilir. Halk yığınları tepki gösterirken seçici davranamazlar, oysa devletin böyle bir lüksü vardır. Çatışmayı organize eden, destekleyen, ondan beslenen siyasi figürlere karşı yasal ve sert tedbirler almak, bu noktadan sonra bir denge aracı olarak deÄŸerlendirilebilir. Bunu yaparken açılımı kapatmamak, aksine tüm halkımızın daha özgür, mutlu ve kendilerini ifade hürriyetine sahip bireyler olabilmesi adına her yolu açmak gerekir. Bu denge çok önemlidir.
5- Çatışma ortamlarında polis güçlerinin güçlü, donanımlı ve bilinçli hareket etmeleri ve askerlerin bu görüntüye girmemeleri doÄŸrudur. Dünya kamuoyu sokak çatışmalarına aÅŸinadır ama halkın karşısında asker görüntüsüne yakın durmaz. Görev polisin ve istihbaratındır.
6- Açılım DTP'ye ya da onu destekleyenlere deÄŸil, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaÅŸlarına yöneliktir. Açılımı baÅŸlatanlar da, açılım bitmiÅŸtir diye ilan edenler de onlar olamazlar. BaÅŸlatmak da bitirmek de devletin yetkisindedir. (Açılım bitmiÅŸtir derken, sevincinden yüzünde güller açan Emine Ayna hanıma ithaf olunur.)
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.