AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 20 ARALIK 2009, PAZAR

Amerikan televizyonunda yeni açılımlar

Tombul bir zenci, kekeme bir Uzakdoğulu, tekerlekli sandalyede bir çocuk, süslü bir eşcinsel bir araya geldiklerinde ne olur? Şu anda Amerika'nın en popüler dizisi 'Glee'nin ana karakterlerini oluşturur ya da Kristin Chenoweth'in dediği gibi 'Dünyanın en kötü Benetton reklamı' olur. 11 Eylül sonrası tedirginlik-paranoya karışımıyla şekillenen Amerikan kültürünün, farklı etnik, cinsel kimlikleri bağrına basma misyonunu en sıkı dizilerden takip edebiliyoruz.                                   Son birkaç yıldır hayatımıza giren dizilerin ana karakterlerine baktığımızda, önceleri iğreti bir şekilde, 'hadi biraz bundan da ekleyelim' şeklinde başlayan bu eğilimin giderek normalleşmeye başladığını görüyoruz. 'Ugly Betty', kilolu Latin bir genç kızın işçi sınıfı ailesinin hikayesini anlatıyor. 'Lost', İngilizce bilmeyen Koreli ve obez karakterleri; 'Heroes', sarsak Japonları; 'Grey's Anatomy' ise tombul lezbiyen ve kısa boylu zencileri ana karakterleri arasına koyuyor. Yeni başlayan dizilerde ise azınlıkların öteki kimlikleri bir araya getirilerek, bir taşla birkaç kuş vuruluyor. Bu sene izleyeceğimiz dizilerde karşılaşacağımız karakterler arasında Müslüman bir eşcinsel, çekik gözlü bir İspanyolca hocası, Latin asıllı eşcinsel bir karakter, Ortadoğulu bir 'redneck' ve şişman bir vampir bulunuyor. Birkaç yıl öncesine kadar kabul görmedikleri bir dünyada sağlam adımlarla ilerlemeye başlayan bu karakterleri kimlikleri ve Amerika'nın geldiği durumla rahatlıkla dalga geçerken görüyoruz artık. Etnik kimliğini çözemediğimiz ama en azından beyaz olmadığını bildiğimiz bir adam, hoşlandığı kadına evlenme teklif ederken, 'Endişelenme, azınlık olduğum için beni hayatım boyunca işten atamazlar,' diyor. 'Aliens in America'nın Müslüman ortaokul öğrencisi Raja havaalanında namaz kılmaya kalktığı için, yanlarında kaldığı orta sınıf aileyle gözaltına alınıyor. Medeniyetler çatışması, Amerika'nın azınlık oyuncularına yeni iş kapıları açmış gibi.

Altın Kızlar Manhattan'da
'Sex and the City'yi hayatımıza sokan Candace Bushnell'in bir başka romanı 'Lipstick Jungle'ın televizyon uyarlaması, dört yerine üç güçlü kadını Manhattan sokaklarına taşıyor. Nico, Wendy ve Victory'nin atalarını, kadın arkadaşlığının gücüne odaklanan iki tarihi diziyi hatırlayalım.
Bir erkekle hayat arkadaşlığını yaşamlarının merkezine almayan ve diğer kadınların yakınlığıyla beslenip hayatın sorunlarını kadın arkadaşlarıyla aşmayı tercih eden bu kadınların merkezde olduğu ilk dizi, tabii ki 'Altın Kızlar'. Birbirinden tamamen farklı karakterlere sahip, Miami'de aynı evi paylaşan dört kadının hikayesi, kocasının ölümü sonrası bir gazete ilanıyla kendine ev arkadaşı arayan Blanche'ın, üç kadına evinin kapılarını açmasıyla başlıyor. İşte böylece hayatımıza libidosu yüksek Güneyli güzel Blanche, saf köylü Rose, bilmiş emekli lise öğretmeni Dorothy ve Dorothy'nin dili keskin annesi Sophia giriyor.
'Altın Kızlar' orta yaşı geçmiş bu kadınları, daha önce görmediğimiz bir şekilde aşk ve seks hayatları hala aktif, çağı sıkı bir şekilde takip eden ve güncel konularla boğuşan kadınlar olarak yaratıyor. Belirli bir yaş üstü kadının modern dünyada çiftleşme ritüellerinin parçası olabilmesi, menopoz, eşcinsel evlilik, aile içi şiddet, AIDS ve ötenazi gibi konulara girmekten korkmayan 'Altın Kızlar', bir yandan da kendisini fazla ciddiye almayarak türünün ilk ve belki de en iyi örneği oluyor.

MIAMI'DEN MANHATTAN'A
'Altın Kızlar'ın televizyon dünyasına vedasından altı yıl sonra, bir başka dört kadın, bu sefer daha sıkı kariyerler, aşk ve seks hayatları ve daha hareketli bir şehir yaşamının birer parçası olarak hayatımıza giriyorlar. 'Sex and the City'de, dört kadının daha önce televizyonda görmediğimiz bir şekilde seks ve erkekler hakkında rahatça ve sansürsüz konuşabilmesine kısa sürede adapte olduktan sonra, her gece birbirinden şık mekanlarda cosmopolitan'larını tokuşturan bu kadınlara kanımız ısınıveriyor. Esas kadın Carrie, libidosu yüksek Samantha, aşka inancını hiçbir zaman kaybetmeyen Charlotte ve alaycı Miranda; 'Altın Kızlar'ın bir şekilde çağımıza yeniden uyarlanmış halleri olarak bayrağı ellerine alıyorlar.
DiziMax'te ilk bölümünden itibaren yeniden gösterilen 'Lipstick Jungle'da ise kadınların sayısı üçe iniyor. Bir moda dergisinin editörü olan Nico (24'te Audrey olarak tanıdığımız Kim Raver), bir film stüdyosunun başındaki Wendy (Brooke Shields) ve moda tasarımcısı Victory'nin (Lindsay Price) çok boyutlu, gerçekçi karakterleri, 'Lipstick Jungle'ı giderek daha kasvetli bir diziye dönüştürüyor. Böylece de televizyonda kadın arkadaşlığı yarışında Wisteria Lane'in umutsuz ev kadınlarını şimdilik sürünün lideri yapıyor.

EMRAH GÜLER