Gazeteciler genelde köÅŸeler arası yaÅŸanan polemikleri ÅŸahsi kavga haline getirir.
En sığ, en kafasız köÅŸeci tarzıdır bu aslında.
Birini eleÅŸtirmek veya uyarmak için, o birinin illa hayatın bir yerlerinde senin tavuÄŸuna 'kışt' demiÅŸ olması gerekmez.
Meslek içi dostlarımı sadece belli algı düzeyinin üzerinde olanlardan seçerim.
Onlar da yazıyla eleştirmenin şahsi bir mesele olmadığı kanaatine varmış olgunluktadırlar.
Neyse...
Biliyorsunuz geçen hafta AyÅŸe Özyılmazel'le ilgili bir yazı yazmıştım.
Sık sık Okan Bayülgen hakkında yazı yazmasını eleÅŸtirmiÅŸ, 'biraz cool ol' demiÅŸtim.
O da bana 'sana ne?' tadında bir yanıt vermişti.
Ayşe 'Ben istediğimi yazarım. Eski sevgilimi de, yeni sevgilimi de' diyordu.
***
O gün için kanaatim ÅŸuydu:
AyÅŸe kesin benim kendisiyle bir derdim olduÄŸunu düÅŸünüyordur...
Fakat yanılmışım. Bunu öÄŸrendim.
Geçen akÅŸam bir dostun evinde bir araya geldik AyÅŸe'yle.
Aynı masada yemek yedik, birbirimize tuzluk uzattık, ortak sohbetlere dahil olduk.
Ne bir gerginlik, ne bir fısıltı, ne bir laf sokma... Yok, hiçbiri yok.
Açıkçası çok ÅŸaşırdım.
Ondan mutlaka 'sen öyle yazdın ama...' falan diye baÅŸlayan bir konuÅŸma bekliyordum.
Yanılmışım.
MeÄŸer AyÅŸe, çoktan iÅŸ ve arkadaÅŸlığı ayırmayı öÄŸrenmiÅŸ.
***
Bu arada elbette beraber vakit geçirdik diye fikrimden vazgeçmedim.
Ayşe'nin bana cevaben yazdıklarına asla katılmıyorum.
Sen elbette evini, anneni, babanı, HaÅŸmet'i, Okan'ı, yeni-eski tüm aÅŸklarını köÅŸende yazabilirsin AyÅŸe...
Bunu yapıyorsun da zaten.
Benim itirazım köÅŸeni Okan'dan intikam alma, ona mesaj yollama, ona laf sokuÅŸturma mecrası olarak kullanmana...
Ben asla böyle bir ÅŸey yapmıyorum diyebilirsin ama inan bana okur gözüyle sadece böyle yorumlanabilecek ÅŸeyler yazıyorsun ve bunu çok sık yapıyorsun.
***
NOT: Bu arada AyÅŸe'nin albümünü dinledim. Bir gazetecinin profesyonel anlamda ÅŸarkıcılığa soyunmasını uygunsuz bulmama karşın, ÅŸarkılarını kötü bulmadım. Hatta ilk çalışmalar olduÄŸunu düÅŸünürsek gayet iyi. Ama hala 'gazeteci ÅŸöhret meraklısı olmasın' diyorum. Ama hala 'gazeteci albüm çıkartmasın' diyorum. Ama hala bunu yapmayı göze aldıysa meslektaÅŸlarınca yazılacak hafif alaycı yazıları olgunlukla karşılasın diyorum.
Kıskanılacak kadar güzel
Hepİmİz yıllardır 'tower'da, 'plaza'da çalışıyoruz.
Gayet şık, eli yüzü düzgün çalışma ortamlarımız var. Ama Fox TV'nin yeni binasını gördükten sonra kıskanmamak elde deÄŸil. Fox TV, Zeytinburnu'nda eskiden peynir fabrikası olan bir bina kiraladı. 20 yıllığına kiralanan bu binanın dış cephesi kadar iç mimarisi de etkileyici. Geçen hafta binada bir parti verildi. Son yıllarda gördüÄŸüm en şık, en Avrupai televizyon kanalı binası... Zaten yaÅŸamının çoÄŸunu çalışarak geçiren televizyoncular için büyük ÅŸans. Bu arada partide UludaÄŸ gazozlarının sahibi Ömer Kızıl da vardı. Kızıl tüm gece elinde UludaÄŸ ÅŸiÅŸesiyle gezdi.
Kendi sodasını kendi ÅŸiÅŸesinden içti.
Reklamın böylesi daha önce görülmedi!
Akmerkez bu kez zulmetmiyor
Bİr İstanbullu olarak yılbaşı yaklaÅŸtıkça geriliyordum. Hem de ne gerilme! Sebebi Akmerkez'in yıllardır kullanmakta olduÄŸu yılbaşı süsleriydi. Bina üzerine giydirilen ışıklı, arabik elbise ve oryantal renkler, ensemde tuhaf bir his oluÅŸturuyordu.
Bu 'çirkinlik abidesi'nin milyonlarca dolar ödenerek yaptırıldığı anlatıldıkça ufak bulantı krizleri ve üÅŸüme nöbeti geçirmiÅŸliÄŸim de vardır. Ama bu sene her ÅŸey deÄŸiÅŸti. Akmerkez dış cephe inÅŸaatından mı yoksa zevkli olmaya karar verdiklerinden midir bilinmez, süslemelerini deÄŸiÅŸtirdi. Artık gayet şık ve dümdüz ışık ÅŸeritleriyle aydınlatıyor caddeyi.
Milli Mücadele'de çalıştı, Atatürk'e ihanetten asıldı
Aşı olmak ya da olmamak, lokantada sigara görgüsüzlüğü