Milli Mücadele'de Mustafa Kemal'in yanında yer aldı. İttihat Terakki içindeki aykırı dikendi. İçiÅŸleri Bakanlığı da yaptı, vatana ihanetten hapis de yattı. İsmail Canbulat, sonunda Atatürk'e suikast iddiasıyla idam edildi
Abdullah Öcalan Meclis'te grubu bulunan bir lider olduÄŸunu ispatladı. Bugüne kadar 'Biz PKK'dan ayrıyız' diyen DTP'liler de bu durumu resmen kabul etti. Oysa biraz geriye gidin ve Abdullah Öcalan'ın yakalandığı 1999'un 15 Åžubat'ını düÅŸünün. Veya mahkemede cam kafes ardındaki halini hatırlayın. Herkes intikam hissiyle dolmuÅŸ, asılmasına kesin gözüyle bakıyordu. Åžimdi ise ülkenin bölünmesini istemeyen bir kanaat önderi sanki. Artık kimse Öcalan'ı önümüzdeki yaz, çok istediÄŸi Ankara Sakarya'da bira içerken görürse ÅŸaşırmasın. Åžunu demeye çalışıyorum. Tarih öyle aldatmacalı bir oyundur ki kime ne zaman ne rol vereceÄŸi hiç belli olmaz. Birkaç yıl önce hain dediÄŸinize birkaç yıl sonra kahraman veya devlet adamı dersiniz. Ya da tam tersini... Konjonktür, iktidar, dış dengeler bütün bildiklerinizi altüst edebilir. İşte size tarihten ÅŸahane bir örnek: İsmail Canbulat.
İsmail Canbulat, 1926'da Atatürk'e suikast giriÅŸiminden asıldı. Oysa çok deÄŸil, 6 yıl önce Atatürk'ün en yakın arkadaşı ve sırdaşı olarak Milli Mücadele planları yapıyordu. 'Devrim önce çocuklarını yer' tekerlemesine kulak asmadan söylüyorum. Bugün kahraman dediÄŸinize, yarın ne diyeceÄŸinizi siz deÄŸil, kudret tanrısı belirler. Gelelim bir kahraman, bir hain sayılan İsmail Canbulat'ın dramatik hikayesine...
CUMHURİYET'E KARŞIYDI
Tam adı İsmail Hakkı Canbulat'tı. Büyük Çerkes sürgününde Anadolu'ya göç etmiÅŸ Hatko aÅŸiretindendi. (Ömer Seyfettin ve Behice Boran'ın eÅŸi Nevzat Hatko gibi birçok tanınmış isim de İsmail Canbulat'la aynı aÅŸiretin mensubuydu) TBMM'ye verdiÄŸi tercüme-i hal kağıdına bakacak olursak, 29 Ekim 1880'de doÄŸdu. Garip bir tesadüf Cumhuriyet ile meselesini çözemeyen biri olarak doÄŸumu Cumhuriyet'in kurulacağı 22 Ekim'e denk geliyordu. Bir parantez açarsam Cumhuriyet'le meselesi olduÄŸu iddia edilen liderlerin çoÄŸu 29 Ekim doÄŸumludur. Abdullah Gül, Necmettin Erbakan da öyle...
KULELİ ASKERİ LİSESİ ÇIKIÅžLI
İsmi konusunda da halen tartışma sürüyor. Kimi Canpolat, kimi Canbulat diyor. Soyadı Kanunu çıkmadan öldüÄŸü için tercüme-i hal kağıdını temel almak ve Canbulat demek en doÄŸrusu olacak. İsmail Canbulat, Jandarma Binbaşı Cemal Bey'in oÄŸludur. Önce SoÄŸukçeÅŸme Askeri RüÅŸtiyesi'ne ardından Kuleli Askeri Lisesi'ne gitti. Kendi kuÅŸağının birçok üyesi gibi o da Selanik ve Manastır'da görev yaptı. Özgürlükçü fikirlerle bu yıllarda tanıştı. İttihat Terakki'nin kuruluÅŸunda görev aldı.
MEBUSKEN HAPSE DÜÅžTÜ
Adını, Selanik Merkez Kumandanı Nazım Bey'e yönelik suikast giriÅŸimiyle duyurdu. Plana göre Enver PaÅŸa, aynı zamanda eniÅŸtesi olan Nazım Bey'den randevu alacak, İsmail Canbulat ise odasına girip görüÅŸecekti. Bu sırada bahçeye sızan Mustafa Necip de Nazım Bey'i silahla öldürecekti. Her ÅŸey tam planlandığı gibi yürüdü. Enver PaÅŸa, ısrarla İsmail Canbulat'ı Nazım Bey'in yanına götürdü ve Mustafa Necip'in bahçeden açtığı ateÅŸle Nazım Bey vuruldu. Ama seken kurÅŸunlardan biri İsmail Canbulat'ın da kasığına saplandı. Kimse bu tertibin içinde onun da olabileceÄŸini düÅŸünmedi. Bu olay MeÅŸrutiyet'in fitilini ateÅŸledi.
Osmanlı'da 1908 yılında yaÅŸanan büyük isyanının baÅŸrolünde o da vardı. 1909'da Adalar Kaymakamı, 1912'de ise Meclis-i Mebusan'da İzmit Mebusu olarak görev aldı. 1913'e yani, ünlü Bab-ı Ali Baskını'na kadar İttihat Terakki iktidardaydı ama muktedir deÄŸildi. İttihat Terakki'nin ipleri eline 1913'ten sonra aldı. İşte 1912 yılında Ahmet Muhtar PaÅŸa, İttihatçı tevkifatına baÅŸladı. Canbulat, gözaltına almak için gelen inzibat erini vurdu. Er ölmüÅŸtü ama diÄŸer ekip Canbulat'ı gözaltına almayı baÅŸardı. Canbulat, BekiraÄŸa bölüÄŸüne kondu. 4 yıl öncesinin hürriyet kahramanı ve ÅŸimdinin mebusu artık bir katil olarak cezaevindeydi. İsmail Canbulat'ın hapsi kısa sürdü. İttihatçılar birer ikiÅŸer BekiraÄŸa'dan kaçmaya baÅŸladı. Zaten 1913 başında yapılan Bab-ı Ali Baskını ile de tamamı dışarı çıktı.
ARANIZDA BİR DİKEN GİBİYİM
Peki, sonra ne oldu dersiniz? İsmail Bey Emniyet Müdürü oldu. Bitmedi; sonra İstanbul Valisi ve Stokholm Büyükelçisi, 30 Temmuz 1918'de ise Dahiliye Vekili yani İçiÅŸleri Bakanı oldu. 2 ay 10 gün bakanlık koltuÄŸunda oturdu. KuruluÅŸundan itibaren çelik bir İttihatçı'ydı ama ne Enver PaÅŸa ile ne Cemal PaÅŸa ile ne de Talat PaÅŸa ile bir türlü uzlaÅŸamadı. Cemal PaÅŸa'nın rüÅŸvet yediÄŸini ve kabineden uzaklaÅŸtırılması gerektiÄŸini söyledi. Cemal PaÅŸa çok sert tepki verdi ve 'Seninle her türlü münasebetimi kesiyorum, artık hasımız' diye mektup yazdı. Enver PaÅŸa'ya muhalefet etti. Talat PaÅŸa'ya söylediÄŸi 'Aranızda bir diken gibiyim' aslında durumunu anlatıyordu. Talat PaÅŸa gerçi 'Ama tatlı bir dikensin' diyerek İsmail Canbulat'ın gönlünü almıştı.
YOLLAR AYRILIYOR
Ama elbette Canbulat da İngilizlerin takibinden kurtulamadı. Hakkında yapılan ihbarlar sonucu bir kez daha tutuklanarak, BekiraÄŸa'nın yolunu tuttu. Oradan kendi gibi 144 sanıkla beraber Malta'ya sürgün edildi. 2692 no'lu tutuklu olarak Malta'da yatarken İngiltere BaÅŸbakanı Lloyd George'a bir mektup yazdı ve 'Ne İngiltere'ye ne de baÅŸka bir devlete verilecek hiçbir hesabım yoktur' dedi. 1921'de diÄŸer Malta sakinleriyle beraber Ankara'ya döndü. Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Bu kez İstanbul Mebusu'ydu. Ama tahmin ettiÄŸiniz gibi muhalefet cephesinde yer aldı. Önce 2'nci grupta, ardından 1924'te kurulan Terakkiperver Fırkası'nda yer aldı. Artık Atatürk'le yolları iyiden iyiye ayrılmıştı.
ARKADAÅžI YARGILADI
Ama asıl büyük ayrılık, 1926'da Atatürk'e düzenlediÄŸi iddia edilen suikast giriÅŸimiyle oldu. Yakalananlar arasında o da vardı. Peki, yargılamayı yapan kimdi? 'Kel Ali' lakabıyla ünlü, Ali Çetinkaya. Mahkeme BaÅŸkanı sıfatıyla onu yargılayan Kel Ali'ye ilk silah eÄŸitimini o vermiÅŸti. Dahası Ayvalık ve bölgesinde Milli Mücadele'yi örgütleme görevini Kel Ali'ye, İsmail Canbulat vermiÅŸti. Malta'da da sürgünde beraber yatmışlardı. Kel Ali, İzmir'deki dava boyunca eski silah arkadaşını hiç tanımadı. Sanki ilk kez karşılaşıyorlarmış gibi sorular sordu. İsmail Canbulat suikasttan haberinin olmadığını söyledi. Mahkeme boyunca yüzünde hep bir tebessümle oturdu. Kel Ali 'Bütün İttihatçıların Mason olduÄŸu söyleniyor, ne diyeceksin?' diye sorduÄŸunda İsmail Canbulat yine tebessümle kinayeli bir cevap verdi:
-Siz ne biliyorsanız ben de onu biliyorum.
GAZİ PAŞA ŞAHİDİMDİR
İsmail Canbulat elbette Mason'du. Savunmasında bütün iddiaları reddetti. Mahkemede, 'Ben Åžükrü Bey gibi Kara Kemal'in arkadaşıymışım. Savcıdan baÅŸka hiç kimse, bunu bilemez. Beni tanıyan kimse buna inanmaz. İlkeleri olan, özgür düÅŸünceli bir kiÅŸiyim. 'Kara Kemal'in adamıdır dolayısıyla suikasttan haberlidir' diyorlar. Kara Kemal ile iliÅŸkim azdı, bir buçuk yıldır ise hiç yok. Sultan Vahideddin'in öldürülme teklifini reddettiÄŸimi, Gazi PaÅŸa'nın kendisi bilir. Suikast giriÅŸimine karşı olduÄŸuma ÅŸahit olarak Gazi PaÅŸa'yı gösteriyorum' diye ifade verdi. Ali Çetinkaya, İsmail Canbulat'ın yargılamasını Ankara'ya bırakmadı, idam kararı verdi. İdam sahnesi ise oldukça dramatikti. 14 Temmuz 1926 günü kurulan idam sehpasının önüne gelen İsmail Canbulat ÅŸaşırtıcı ölçüde soÄŸukkanlıydı. Hiçbir ÅŸey yokmuÅŸ gibi ağır ağır yürüdü ve ipin önüne geldi. Cellat gözlüÄŸünü almak isteyince çıkıştı: 'Bırak gözlüÄŸümü vazifene bak!' Atatürk, gerçekten yakın arkadaşı İsmail Canbulat'ın bu suikast iÅŸinin içinde olduÄŸuna inanıyor muydu? Bence hayır. Elinde net bir bilgi yoktu. Ama İsmail Canbulat'ın isterse neler yapabileceÄŸini çok iyi biliyordu. O yüzden idamını istedi. İsmail Canbulat'ın hikayesi böyle... Bu gözü kara İttihatçı, asker ve devlet adamı, politikacı, bürokrat bir hain mi yoksa kahraman mı?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Milli Mücadele'de çalıştı, Atatürk'e ihanetten asıldı
Aşı olmak ya da olmamak, lokantada sigara görgüsüzlüğü