AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-12-20
Gazeteciler genelde köşeler arası yaşanan polemikleri şahsi kavga haline getirir.
En sığ, en kafasız köşeci tarzıdır bu aslında.
Birini eleştirmek veya uyarmak için, o birinin illa hayatın bir yerlerinde senin tavuğuna 'kışt' demiş olması gerekmez.
Meslek içi dostlarımı sadece belli algı düzeyinin üzerinde olanlardan seçerim.
Onlar da yazıyla eleştirmenin şahsi bir mesele olmadığı kanaatine varmış olgunluktadırlar.
Neyse...
Biliyorsunuz geçen hafta Ayşe Özyılmazel'le ilgili bir yazı yazmıştım.
Sık sık Okan Bayülgen hakkında yazı yazmasını eleştirmiş, 'biraz cool ol' demiştim.
O da bana 'sana ne?' tadında bir yanıt vermişti.
Ayşe 'Ben istediğimi yazarım. Eski sevgilimi de, yeni sevgilimi de' diyordu.
***
O gün için kanaatim şuydu:
Ayşe kesin benim kendisiyle bir derdim olduğunu düşünüyordur...
Fakat yanılmışım. Bunu öğrendim.
Geçen akşam bir dostun evinde bir araya geldik Ayşe'yle.
Aynı masada yemek yedik, birbirimize tuzluk uzattık, ortak sohbetlere dahil olduk.
Ne bir gerginlik, ne bir fısıltı, ne bir laf sokma... Yok, hiçbiri yok.
Açıkçası çok şaşırdım.
Ondan mutlaka 'sen öyle yazdın ama...' falan diye başlayan bir konuşma bekliyordum.
Yanılmışım.
Meğer Ayşe, çoktan iş ve arkadaşlığı ayırmayı öğrenmiş.
***
Bu arada elbette beraber vakit geçirdik diye fikrimden vazgeçmedim.
Ayşe'nin bana cevaben yazdıklarına asla katılmıyorum.
Sen elbette evini, anneni, babanı, Haşmet'i, Okan'ı, yeni-eski tüm aşklarını köşende yazabilirsin Ayşe...
Bunu yapıyorsun da zaten.
Benim itirazım köşeni Okan'dan intikam alma, ona mesaj yollama, ona laf sokuşturma mecrası olarak kullanmana...
Ben asla böyle bir şey yapmıyorum diyebilirsin ama inan bana okur gözüyle sadece böyle yorumlanabilecek şeyler yazıyorsun ve bunu çok sık yapıyorsun.
***
NOT: Bu arada Ayşe'nin albümünü dinledim. Bir gazetecinin profesyonel anlamda şarkıcılığa soyunmasını uygunsuz bulmama karşın, şarkılarını kötü bulmadım. Hatta ilk çalışmalar olduğunu düşünürsek gayet iyi. Ama hala 'gazeteci şöhret meraklısı olmasın' diyorum. Ama hala 'gazeteci albüm çıkartmasın' diyorum. Ama hala bunu yapmayı göze aldıysa meslektaşlarınca yazılacak hafif alaycı yazıları olgunlukla karşılasın diyorum.
Kıskanılacak kadar güzel
Hepİmİz yıllardır 'tower'da, 'plaza'da çalışıyoruz.
Gayet şık, eli yüzü düzgün çalışma ortamlarımız var. Ama Fox TV'nin yeni binasını gördükten sonra kıskanmamak elde değil. Fox TV, Zeytinburnu'nda eskiden peynir fabrikası olan bir bina kiraladı. 20 yıllığına kiralanan bu binanın dış cephesi kadar iç mimarisi de etkileyici. Geçen hafta binada bir parti verildi. Son yıllarda gördüğüm en şık, en Avrupai televizyon kanalı binası... Zaten yaşamının çoğunu çalışarak geçiren televizyoncular için büyük şans. Bu arada partide Uludağ gazozlarının sahibi Ömer Kızıl da vardı. Kızıl tüm gece elinde Uludağ şişesiyle gezdi.
Kendi sodasını kendi şişesinden içti.
Reklamın böylesi daha önce görülmedi!
Akmerkez bu kez zulmetmiyor
Bİr İstanbullu olarak yılbaşı yaklaştıkça geriliyordum. Hem de ne gerilme! Sebebi Akmerkez'in yıllardır kullanmakta olduğu yılbaşı süsleriydi. Bina üzerine giydirilen ışıklı, arabik elbise ve oryantal renkler, ensemde tuhaf bir his oluşturuyordu.
Bu 'çirkinlik abidesi'nin milyonlarca dolar ödenerek yaptırıldığı anlatıldıkça ufak bulantı krizleri ve üşüme nöbeti geçirmişliğim de vardır. Ama bu sene her şey değişti. Akmerkez dış cephe inşaatından mı yoksa zevkli olmaya karar verdiklerinden midir bilinmez, süslemelerini değiştirdi. Artık gayet şık ve dümdüz ışık şeritleriyle aydınlatıyor caddeyi.