AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-12-20
İklim değişikliği konusunda yazı yazdığınız anda seven de söven de bol oluyor. Biz sevenler için yazıyoruz. Karşı fikirde olan 'sövenleri' takma niyetimiz de yok.
Şimdi kuvvetle ifade edelim ki, 12 gün boyunca Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da 193 ülkenin ve 130 devlet ve hükümet başkanının katılımı ile yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği konferansı tam bir fiyasko ile sonuçlandı.
Son gün Başkan Obama, Hindistan, Çin, Brezilya ve Güney Afrika Devlet Başkanları bir araya gelerek bir uzlaşma taslağı ortaya çıkardılar. Bu anlaşma Beyaz Saray tarafından açıklanırken pek çok delegasyon anlaşma metnini daha görmemişti.
Konferansın hiçbir karar almadan dağılmaması için 30 ülke tarafından imzalanarak diğer ülkelerin onayına sunulan anlaşma metni büyük bir çoğunlukla reddedildi. Sonunda 12 gün süren ve binlerce katılımcı ile on binlerce protestocunun katıldığı bu toplantı sonuç alınmadan dağıldı.
Hazırlanan karar taslağındaki tek somut söz dünya ısısının 2C'den fazla artmaması hedefinin kabul edildiğiydi. Ancak bu hedefe erişmek için alınacak önlemler, sera gazı salınımının hangi yıla göre ne kadar azaltılacağı belirlenmediği gibi taslağın bağlayıcı bir anlaşma ile sonuçlanacak nitelik taşımadığı da dikkat çekiciydi. Bu sonuçla önümüzdeki yıllarda dünyanın karşılaşacağı olumsuz olayları engellemek için hiçbir adım atılmadığı gibi yüzlerce milyon insanın ölümüne yol açacak gelişmelerin de önü açılmış oluyordu.
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın, 2020 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere iklim değişikliğiyle mücadele için 100 milyar dolar yardımda bulunulacağı sözleri de, Başkan Obama tarafından somut bir vaat ile sonuçlandırılmadı. Yalnızca hazırlanan uzlaşma taslağında 2010-2012 yılları arasında bu ülkelere yapılacak yardım için AB'nin 10.6, Japonya'nın 11 ve ABD'nin 3,6 milyar dolar vereceği belirtiliyordu. ABD tarafından verileceği vaat edilen 3,6 milyar dolar bu ülkenin 60 saatlik askeri harcamalarına eşitti.
30 ülkenin üzerinde anlaştığı bu taslak konusunu Uluslararası Dünya Dostları Başkanı Nnimmo Bassey, 'İklim değişikliği giderek hızlanırken, sanayi ülkeleri milyonlarca insanı açlık, acı ve ölüme mahkum ettiler' sözleriyle tanımlıyor.
Taslağı imzalayan ülkeler 2015 yılında hedefleri yeniden gözden geçirmek için anlaşmışlardı. O tarihe kadar dünyada 200 gigaton sera gazı salınımı olacaktı. Bağlayıcı bir anlaşmanın imzalanması için bir tarih belirlenmemişti. Tek kararlaştırılan 2010 yılında Mexico City'de yeni bir konferans toplanmasıydı.
Almanya Başbakanı Merkel bir taraftan, nerdeyse zorunlu olarak, 30 ülke taslağını imzalarken, diğer taraftan da 2010 yılı haziran veya temmuz ayında, Bonn'da Çevre Bakanları'nın katılacağı bir toplantıda, Mexico City konferansının aynı şekilde sonuçlanmaması için, bir hazırlık toplantısı düzenleneceğini belirtiyordu.
İngiltere Greenpeace Başkanı John Sullivan, 'Küresel ısınmanın yenilmesi için Kopenhag'da uygulanandan tümüyle değişik bir siyaset modeline gereksinim vardır' diyordu.
Kopenhag konferansının başarısızlıkla sonuçlanmasında en büyük pay sahibi olan Çin ve ABD dünya sera gazı salınımının % 40'ını oluşturmakta. Tek bir ABD vatandaşının yıllık ortalama 20 ton CO2 salınımı, bir Çinliden dört kat daha fazla. Her iki ülke de ürettikleri malların, iklim değişikliğini engellemek için yapılacak harcamalarla daha pahalıya mal olmasını istememekte. Ayrıca iki ülke ekonomisinin karşılıklı bağımlılığı o derecede ki, hiçbiri diğerinin yapılacak harcamalardan etkilenmesini istememekte. Çin ABD'ye sağladığı sınırsız kredi ile ucuz mallar satmakta. Diğer taraftan ABD, Çin için muazzam bir pazar. Ayrıca faiz ödemeleri ile Çin ekonomisini beslemekte. ABD, Çin ekonomisinin hızlı büyümesini istemiyor, çünkü bu durumda pompalanan krediler tehlikeye girecek. Aynı şekilde Çin de ABD'nin kısa sürede CO2 salınımını azaltmak suretiyle ekonomik olarak zayıflamasını istemiyor.
Kısacası, yüzeysel olarak Çin ve ABD karşı cephelerde görünse bile, tarihçi Niall Ferguson ve Berlinli ekonomist Moritz Schularick'in taktıkları isimle 'Chimerica' bütün dünyaya karşı.