AKŞAM GAZETESİ | Utku Çakırözer | 2009-12-20

kategori2

Hiç değilse çocuklarımıza yarar

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Çevre Bakanı Veysel Eroğlu ile Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış yarın Brüksel'de yapılacak Türkiye-AB hükümetlerarası konferansına katılarak 'çevre' alanında AB ile müzakereleri resmen açacak.
Üç bakanın öncekilere kıyasla çok daha kalabalık bir heyetle gerçekleştirecekleri Brüksel çıkarmasına rağmen, CHP'nin dış politikadan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in de vurguladığı gibi 'AB süreci hiç de parlak gitmiyor.' Türkiye ile birlikte 3 Ekim 2005'de müzakerelere başlayan Hırvatistan 2010 yılında 35 faslın tamamında müzakereleri tamamlayacak ve büyük olasılıkla 2012'de birliğe üye kabul edilecek. Ankara ise henüz müzakere başlıklarının sadece üçte birini başlatabildi. 2023'te üyeliği bile hayal olarak görenler var.

KIBRIS ve FRANSA ENGELİ
Müzakerelerin bu kadar yavaş yürümesinin ardında iki temel sebep yatıyor:
1. Fransa ve Almanya'nın Türkiye konusunda kamuoyuna da açıkça deklare ettikleri olumsuz tutum müzakerelerin geneline yansıyor ve zaten yavaş olan AB bürokrasisini durma noktasına getiriyor.
2. Kıbrıs sorunu çözülmediği müddetçe Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Türkiye'nin üyelik sürecini engelleyerek isteklerini elde etmeye çalışacak.
Sadece Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Fransa bugüne kadar müzakerelerin yarısından fazlasının açılmasını engelledi. Müzakereleri açılabilen 12 faslın dışında geriye sadece 5 başlık kaldı

REFORM PAKETLERİ GELİYOR
Sadece AB değil Türk kamuoyuna da hakim 'isteksizliği' hükümet dört başlıklı bir strateji ile aşmayı planlıyor:
- Kalan beş faslın en kısa sürede açılması için yoğun çaba harcanacak. Ocak ayında başlayacak İspanya'nın dönem başkanlığında öncelikle Gıda Güvenliği başlığında müzakerelerin açılması hedefleniyor.
- Vetolu 18 fasılda da Türkiye tek taraflı olarak adımlar atıp müzakere yapılıyormuş gibi reformlarını gerçekleştirecek.
- Siyasi reformlara ağırlık verilecek, sekiz kez çıkarılan reform paketlerinin dokuzuncusu hazırlanacak. AB reformları için Meclis'in özel mesai yapması da istenecek.
- AB'yi Türkiye'ye, Türkiye'yi de AB'ye anlatabilmek için 2010 başından itibaren kapsamlı bir iletişim kampanyası başlatılacak.

TEMİZ HAVA İÇİN DEĞMEZ Mİ?
Bu stratejinin bizi AB üyesi yapacağını söylemek zor. Ancak tüm güçlüklerine rağmen müzakere sürecinin Türkiye açısından önemli bir faydası olduğunu göz ardı etmemeliyiz.
Müzakereye açılan her bölüm Türk halkının yaşam standardının yükseltilmesine önemli bir katkı yapıyor. Örneğin çevre faslının açılabilmesi için Türkiye 1500 sayfalık bir eylem planı hazırladı. Yarından itibaren planın aşamalı olarak uygulamaya konacak bu planla günlük hayatımızda çok önemli değişiklikler yaşanacak. Araçların kullandığı yakıtlardaki karbonmonoksit oranı azalacak, kalorifer kazanları daha az yakıt tüketen yenileriyle değiştirilecek, kaliteli kömür tüketilecek ve daha birçok adım atılacak. Neticede Türkiye'de hava kirliliğinin 2014'te yarıya inmesi hedefleniyor. Sadece hava değil su da daha temiz olacak.
Doğanın korunması için yüzlerce adım AB zoruyla da olsa atılmış olacak.
Sonunda AB üyesi olamasak bile çocuklarımızın geleceği için değmez mi?