AKŞAM GAZETESİ | Ali Saydam | 2009-12-20

kategori2

Türk Telekom'dan 'rekabetüstü' yaklaşım

Gazetelerde fotoğrafları görünce aklıma Tofaş'ın Guinness Rekorları'na giren iç iletişim projesi geldi. Mydonose'da 2.500 işçi hep birlikte davul çalmışlardı. Takım ruhunun öneminin altını çizmekti amaç... Manzara çok şenlikliydi... Bu kez de Türk Telekom benzer bir şey yapmış... Sıradanlığın sınırlarını aşmış... 'Mış' gibi yapıldığı algısını yaratan motivasyon süreçlerini bir kenara bırakıp, krizin göbeğinde yeni işe aldığı 2 bin kişiyi Sütlüce'deki pırı pırıl Haliç Kongre Merkezi'nde toplamış. İki gün aynı takımda oynayabilme eğitimi verilecekmiş yeni giriş yapanlara.
Manzara süper. 2.000 kişinin üzerinde aynı yelek. Herkes o mavi yeleği giymiş... En başta da İnsan Kaynakları Başkanı Gökhan Bozkurt ve CEO Paul Doany...
De Bono'nun pazarlama iletişimde 'Rekabetüstü yaklaşım' dediği işte bu... Türk Telekom'un kendisine 'cuk' oturan ve yakışan bu stratejik yaklaşımı iletişim pratiğinin bütün alanlarına yayabilseymiş çok iyi olurmuş... Bu başarılı 'iç iletişim' çalışmasından Telekom'un 'çoklama' yöntemi ile çıkaracağı pek çok ders olabilir... Gökhan Bozkurt'un projesinden yola çıkarak, bizim yıllardır savunduğumuz 'İnsan kaynak mı, kıymet mi?' tartışmasına anlamlayan bir derinlik kazandırılabilir mi acaba?..

Soyunmak değil tutarlı olmak gerek
Çok da önemli değil; ama değil mi ki sevgili üstat Atilla Dorsay değer vermiş, bizden söz etmiş, o zaman es geçemeyiz. Üstat, Beren Saat Hanım'ın kendi filminin galasını boykot edip o gece ortalıkta görünmemesini desteklediğini, bize de katılmadığını yazmış... Dorsay, yapımcının Beren Hanım'ın sevişme sahnelerini basına sızdırmasına karşı oyuncunun gösterdiği tepkiyi doğru buluyormuş...
Biz ne demişiz: Hollywood'da rolü gereği soyunmayan star yokken ve sinema özellikle 'güzel kadın' demekken, o 'İstemezse soyunmaz... Onun bileceği iş... Meselenin marka boyutu, soyunma noktasına kilitlenmiş değildir... Tutarlılığa kilitlenmiştir... Yanardöner olmaya tahammülü yoktur marka vaadinin... Özünle sözün bir olması gerekir. Marka vaadine ihanet etmemek şarttır... 'Mış' gibi yapmayı, önce soyunup sonra pişmanları oynamayı hiç kaldırmaz... Bir anda 'ucuzlayıverir' her şey...'
Biz hala aynı yerde duruyoruz sevgili Atilla... Yoksa Kate Winslet Oscar ödülünü almaya törene gelmemeliydi, diye düşünmek zorunda kalırız mesela...