İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Acil mutabakat...

Yeni bir “toplum sözleÅŸmesine” ihtiyaç var.
Cumhuriyet’in kurucu ilkelerine hassasiyeti üst perdeden gözeten, aynı zamanda toplumsal kucaklayıcılığı daha yüksek bir mutabakata...
Yetmez.
Tabandaki büyük barış hamlesine zemin olması için “tepede”, “yüksek siyaset katında” uzlaÅŸmaya...
“Kurumlararası mutabakata”...
“Ankara protokolü” de diyebiliriz.
Bir süredir, gizli veya açık kimi iÅŸaretleri deÄŸerlendirerek böyle bir yola girmek üzere olduÄŸumuzu yazmaya niyetleniyorum. Ama bir türlü olmuyor. Hızla akan gündemde hemen her gün düÅŸündüÄŸümün, sezdiÄŸimin tam aksi yönde geliÅŸmelerle karşılaşıyoruz. Yazamıyorum.
Yine de bir umut görüyorum.
Çözülmeyen sorunu kurcalarlar
Yüksek tansiyon egemen olsa da her türlü iç veya dış kışkırtmaya, hassas noktalardaki tüm gerginliklere karşın yine de belli noktada bir uzlaÅŸma sessizce ilerliyor. En azından “mücadelenin çatışma boyutuna tırmanması” engelleniyor. Burası olumlu, “kötünün iyisi” diye yorumlanabilir. Tamam ama yetinmeyelim. Sistemi “dış müdahaleye açık” olmaktan kurtaralım. “Kırılganlığı” giderelim.
Maalesef bizde “sistem körleÅŸmiÅŸ”, toplumu göremiyor.
Toplum da sisteme mesafeli, muhalif bir görüntü veriyor.  
Sorunlarımız köklü, çözmezsek kurcalayacaklar. Bizim meselelerimizi kullanarak bize politika empoze edecekler. Bugüne kadar yaptıkları gibi...
Dün, bir denizci yarbay, hakkında tutuklama kararı çıkarıldı, intihar etti. Bu, iki yılda altıncı subay intiharı.
Hafta boyunca Emniyet’in üst düzey yöneticileri suç örgütleriyle iliÅŸkilerine yönelik kuÅŸkular ve iddialar yüzünden gözaltına alındılar, ifade verdiler, bazıları halen “içeride”...
TİB BaÅŸkanı “hayır dinleme yapılmadı” dedi, ama Yargıtay santralının dinlendiÄŸi belirtiliyor.
Milli İstihbarat TeÅŸkilatı ile kritik davaların bir hâkimi apaçık polemik içinde, karşılıklı birbirlerini suçluyorlar. Hem de nasıl bir dil ve üslup içinde, nasıl da ağır ifadelerle...
Bir baÅŸka cepheden de CumhurbaÅŸkanı’na, BaÅŸbakan’a dönük akılalmaz suçlamalar.
Sistem bunları taşır mı?
İçeriden veya dışarıdan her kim olursa olsun kurguyu yapanlar öyle kritik zamanlamalarla öyle önemli hamleler deniyorlar ki; askerle sivil otorite arasında “güven bunalımı” kaçınılmaz olsun.  
Devletin en üst düzey yöneticileri, en saygın kurumları arasında iliÅŸkilerin bu ÅŸekilde olduÄŸu bir ülkeyi düÅŸünün. Üstelik dünyanın en zorlu coÄŸrafyasında konumlanmış bir ülkeyi. Onun vatandaÅŸları nasıl bir duygu durumundadırlar acaba?


BaÅŸbuÄŸ’un konuÅŸmasinda “Iskalanan” bölüm
BaÅŸbakan ErdoÄŸan’la Genelkurmay BaÅŸkanı BaÅŸbuÄŸ’un her ikili görüÅŸmesi çok somut ve olumlu bazı kararları gündeme taşıdı. İkisinin kiÅŸilik özellikleri göz önüne alınınca bunda ÅŸaşılacak bir ÅŸey yok. Aynı duyguyu ABD yolunda ErdoÄŸan’ın Genelkurmay İkinci BaÅŸkanı Aslan Güner’le konuÅŸmalarında da yakaladım, yazmıştım.
Åžimdi, BaÅŸbuÄŸ’un son konuÅŸması eleÅŸtiriliyor. Orada “demokrasi vurgusu” var, onu görmüyorlar. Asıl önemlisi, BaÅŸbuÄŸ’un öÄŸrencilerle sohbet ederken, “Milli EÄŸitim bütçesi Milli Savunma Bakanlığı bütçesini geride bıraktı. Bundan büyük memnuniyet duyuyorum” sözleriydi. Orası ıskalanıyor. Son beÅŸ-altı yılın geliÅŸmesidir, hükümetin en hayati kararlarından biridir. Üzerinde düÅŸünmek, BaÅŸbuÄŸ’un yorumunu da takdir etmek lazım. GeleceÄŸimiz adına aradığımız umut orada, bugüne dair korkularımızın çaresi de...


Uçağın Business bölümünde “İkİ Türk” yan yana...
Dün sabah Ankara’dan İstanbul’a gelen 11 uçağında “rutin” ama bana “manidar” gelen bir görüntü vardı. THY görevlisi uçak hostesine “VIP listesi” diyerek bir kâğıt verdi. Listede kapatılan DTP’nin en tanınmış simalarından Ahmet Türk ve Sırrı Sakık vardı, bir de Adalet eski Bakanlarından Hikmet Sami Türk...
VIP salonundan özel arabayla geldiler, uçağın en ön kısmına oturdular. Soyadı Türk olan ikili yan yana oturdu, Hikmet Sami Türk ve Ahmet Türk...
Benzeri sahnelere defalarca tanık oldum, yine de derin derin düÅŸünmeden edemedim. “Mutabakat” derken, o büyük resmi tamamlayacak her bir hayati parçanın önemini unutmayalım. Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve arkadaÅŸlarının da ayrıştırıcı deÄŸil uzlaÅŸtırıcı adımlarla katkıda bulunması gerekmiyor mu?  Bu ülkenin güzel imkânlarından yararlandıkları gibi...

YaÅŸar Kemal’den öÄŸrenmemİz gereken...
Açılım politikasının en başından beri ünlü edebiyat adamımız YaÅŸar Kemal çarpıcı saptamalar yapıyor. Radikal Kitap’ın bu haftaki sayısında Kenan Mortan’ın, “Çok yaÅŸa YaÅŸar Kemal” baÅŸlıklı etkileyici bir yazısı vardı. Fransa’daki Türk Mevsimi etkinliklerinin bazılarına “büyük çınar”ın katılımını ele almış. YaÅŸar Kemal, “Kürt gerçeÄŸi ne ola?” sorusuna “Ben Kürdüm ama o mercekten deÄŸil, vicdanımın sesiyle konuÅŸurum” yanıtını vermiÅŸ. Ne güzel... Bir baÅŸka vurucu yorum ise Kenan Mortan’a ait, ÅŸöyle:
“Böylesi soruları geçiÅŸtiriyor dersem yanlış olur ama ‘yalnız yaÅŸayan ülkesi’ için yabancılara yakınmaktan uzak durduÄŸunu görüyorum.”
YaÅŸar Kemal’in saygın yaklaşımı, bir edebiyat adamının, ülkesinin ihtiyaç duyduÄŸu “büyük mutabakata” katkısıdır.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3