SevdiÄŸim bir kadının gözlerine bakarak hiç ÅŸiir okumadım.
Hayatımın bu evresinde; gönül hapsimde bazen oturup Nâzım Hikmet okuyorum. Bir ülke içten içe çökerken, onun duyularını hissetmek; coÅŸkusuna, inancına, hüzünlerine, tutkularına katılmak, benzeÅŸ duygularıma katık oluyor.
Onun bir ömür yazıp çizdiÄŸi, bu uÄŸurda hapislere atılıp sürgünler yaÅŸadığı gerçekler, maalesef hâlâ geçerli.
Onun tıpkı memleket sevdası gibi uğrunda coşarak, taşarak, yazdığı aşkları, bu aşklara adalı tutkulu; incelikli şiirleri var.
Mesela Piraye’ye mektuplardaki bir ÅŸiir...
Bir ülkeye, insana, aÅŸkın ta kendisine âşık olan bir ÅŸairden daha deÄŸerli ne olabilir?
Günümüz dünyasında bir sevgiliye sunulabilecek en kıymetli hediyenin aÅŸkın içten ifadesinin ta kendisi olduÄŸunu düÅŸünüyorum.
İzninizle yazımın kalan satırlarını
Nâzım’a bırakacağım...
Onun Piraye’ye yolladığı birkaç satıra...
Ne güzel ÅŸey hatırlamak seni:
Ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiÅŸ iken...
Ne güzel ÅŸey hatırlamak seni:
Bir mavi kumaşın üstünde unutulmuÅŸ olan elin
ve saçlarında
vakur yumuÅŸaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneÅŸli bir rahatlık
ve etin daveti:
Kıpkızıl çizgilerle bölünmüÅŸ sıcak
koyu bir karanlık...
Ne güzel ÅŸey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırtüstü yatıp seni düÅŸünmek:
Filanca gün, falanca yerde söylediÄŸin söz,
kendisi deÄŸil edasındaki dünya...
Ne güzel ÅŸey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir ÅŸeyler oymalıyım yine: Bir çekmece bir yüzük
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliÄŸine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...
Ne güzel ÅŸey hatırlamak seni:
Ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiÅŸ iken...