AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-12-21
Ayşe Arman bir kitap yayınladı.
Adı: “Alya, Sevgilim ve Ben... Bizim Hikayemiz”.
Kitapta Ayşe Arman’ın daha önce yazdığı yazılar, bu yazılara yeni ilaveler ve bolca aile albümünden alınmış fotoğraflar yer alıyor.
Arman, kocası ve Alya’yı yakından tanımak isteyenler mutlaka edinmeli.
Müthiş kusursuz bir aile... Aşk ve sevgi yumağının kitaplaşmış hali... Gayet ilgi çekici.
Kitapta Ayşe-Ömer çiftinin özel hayatı, ailelerinin derinliklerine dair tüm bilgiler yer almakta...
Ancak benim aklıma takılan ve kitapta cevaplarını bir türlü bulamadığım çok önemli detaylar eksik kalmış.
Bunların yanıtı için ikinci kitabı bekleyemeyecek kadar heyecan ve heves duymaktayım.
***
İşte o detaylar... Soruyorum Ayşe Arman’a:
- Hamilelik esnasında doktoru “seks yapmak yasak” dediğinde neler hissetti? Bu zorlu günlerin üstesinden nasıl geldi?
- Doğumdan sonra kaç adet pişmaniye yedi, kaç bardak su içti?
- Alya’nın ikinci ayak parmağı hâlâ annesininkine benziyor mu?
- Doğumdan sonra sağ memeden mi sol memeden mi daha çok süt geldi?
- Alya büyük halası Güler Yiğit hakkında ne düşünüyor?
- Dedesi Haldun Dormen, ilerleyen yıllarda Alya’ya at oldu mu? Sırtına aldı ve dıgıdık dıgıdık diye evin içinde dolaştırdı mı?
- Alya hâlâ uyurken ayaklarını pikeden dışarıya çıkartıyor mu? Bu olmazsa olmaz bir alışkanlığı mı yoksa bazı geceler ayaklarını örterek de uyuyabiliyor mu?
- Alya’nın babası evde genellikle üstü çıplak mı dolaşıyor? Bu bir aile geleneği mi?
- Alya “babaçi” adını verdiği babaannesi Betül Mardin’i mi yoksa “mami” adlı anneannesi Oma Meki’yi mi daha çok seviyor?
- Kitapta gördüğümüz bebeklikten çocukluk dönemine geçen Alya’nın popo fotoğrafı son popo fotoğrafı mı?
- Ayşe Aman hâlâ Tuzla’da kızıyla oyun oynarken topuklu ayakkabı giymeyi mi tercih ediyor? Bu sadece Tuzla’ya ait bir gelenek mi?
- Fanatik Fener taraftarı Ömer Bey, ileride Alya’nın Galatasaraylı bir sevgilisi olursa çok sinirlenecekmiş. Peki bunun için nasıl önlemler düşünüldü?
- Kitapta yer alan “Alya ve baba beraber banyo yapmaktalar” sahnesi sık sık yaşanıyor mu?
Yaşanıyorsa hangi sıklıkta? Banyo yaparken hangi oyunları tercih ediyorlar?
- Kitapta 7 adet dadıdan bahsediliyor. Ne oldu bu dadılara?
- Dadıların bazıları yabancı uyruklu, bazıları Türk... Bu dadılara kaç para maaş veriliyordu... Sigortaları yaptırılmış mıydı?
***
Benim sorularım bu kadar...
Madem aile tüm ‘özel’ detaylarıyla gözümüzün önünde, o halde bu ‘özel’ detaylardan da mahrum kalmayalım, değil mi ama?
Ilıcak Ailesi’yle bir gece
Araba kalabalık, çoğumuz Anadolu yakasını iyi bilmiyoruz.
Acelemiz var ve yolu bulamıyoruz.
Hafif tedirgin, hafif gerginiz.
Çünkü Moda Deniz Kulübü’ne
yetişmeliyiz.
Bizi orada Nazlı Ilıcak bekliyor ve biz onu bekletemeyiz!
Bir şekilde varıyoruz.
Çok şık karşılanıyoruz.
Ahmet, Oray, Mehmet Ali Ilıcak, rahmetli Ufuk Güldemir’in eşi Gaya ve Nazlı Hanım’la bir yemek masasına kuruluyoruz.
Sohbet çok renkli... Kimi zaman siyasi gündem, kimi zaman dedikodu, kimi zaman da gündelik hayatlarımıza dair sohbetler ediyoruz.
Yemek bitiminde alt kata geçiyoruz... Çünkü o gece buluşmamızın asıl nedeni orada...
Yeni bir masaya kuruluyoruz, bu seferki masamız bar ortamına uygun.
Biraz sonra sahneye kızıl saçlı, çok hoş bir hanımefendi çıkıyor. Mükemmel sesiyle şarkılar söylemeye başlıyor. Sahnedeki sanatçı Meyra...
Yani Meyra Ilıcak. Eşi Mehmet Ali Ilıcak ve kayınvalidesi Nazlı Ilıcak’ın sevecen bakışları, destekleyici alkışları arasında motivasyonu yükseldikçe yükseliyor Meyra’nın.
Biz de çok memnunuz halimizden.
Çünkü uzun zamandır maruz kaldığımız kötü seslerden bizi kurtarıyor Meyra. Eh tabii standardımızı da azıcık yükseltiyor.
Çok neşeli, keyifli, eğlenceli bir gece geçiriyoruz Ilıcak Ailesi’yle.
Moda’dan ayrılırken, “Nazlı Ilıcak beni daha ne kadar şaşırtacak” düşüncesiyle dopdoluyum.