AKŞAM GAZETESİ | Esin Gedik | 2009-12-21

kategori2

Tescilli işçi düşmanı serbest, tekstilci içeride

Türkiye gerçekten ilginç bir ülke, hukuk devletiyiz diyoruz ancak yaşanan hukuk skandalları adalet duygumuzu zedeliyor. Geçen hafta Bursa’da grizu patlaması nedeniyle 19 maden işçisi hayatını kaybetti. Facianın nedeni o kadar acı verici ki; maliyeti 750 lirayı geçmeyen bir ölçüm cihazı yok! Bu işin sorumluluğu elbette maden ocağının sahibi, yöneticileri ve denetlemekle yükümlü kamu kurumları... Tüm Türkiye, işçilere ulaşılmasını beklerken Bükkök madenin sahibi Nurullah Ercan ortalarda yoktu, öğrendik ki Antalya’daki otelinde dinleniyormuş, olaydan 8 gün sonra hâkim karşısına çıktı. Sonra da “tutuksuz yargılanmak” üzere serbest bırakıldı, gazetecilere “Üzgünüm ama hayat devam ediyor” dedi ve elini kolunu sallayarak gitti, televizyonların karşısında donakaldık.
Anımsarsınız, eylül ayında İstanbul’da bir sel felaketi yaşandı. Pameks Tekstil’in işçilerini taşıyan minibüs, fabrikanın önünde sel sularına kapıldı ve 7 kadın işçi hayatını kaybetti. Şirketin sahibi Cevdet Karahasanoğlu, olaydan bir gün sonra gözaltına alındı ve tutuklandı. Bu olayın ardından Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın yanı sıra birçok işadamı “Karahasanoğlu’nun kurallara uygun çalışan bir işveren olduğunu, yaşanan olayın çok büyük bir şanssızlık olduğunu” ifade ettiler. Elbette bu Karahasanoğlu’nun yasalar karşısında sorumlu olmadığını göstermez, 3 ay tutuklu kaldıktan sonra hâkim karşısına çıktı, mahkeme  saatlerce sürdü, tanıklar dinlendi ve mahkeme heyeti titiz bir değerlendirmenin ardından tutuksuz yargılanmasına karar verdi.
Oysa bir saat bile gözaltına alınmayan Nurullah Ercan’ın öyle bir sicili var ki, geçmişi yaşananların nedenini ortaya koyuyor.
Nurullah Ercan, Konya Çumralı. Türkiye’nin farklı yerlerinde onlarca maden işletmesi, bir seramik fabrikası, Antalya, Abant ve Ankara’da bulunan toplam 5 otelin sahibi olan grubun en büyük hissedarı, diğer ortaklar ise kardeşleri. Kamuoyu, özellikle maden işçileri Ercan’ı Bolu, Zonguldak, Kütahya, Gebze ve Aydın’daki maden ocaklarındaki uygulamalarından tanıyor. 2002 yılında Bolu’nun Mengen İlçesi’ndeki Gökçesu madeninde sendikaya üye olan işçileri yıldırmak için 400 işçiden 228’ini bir gecede işten attı. İşçileri sindirmek için bölge esnafına da baskı yapan Ercan’ın işyerlerinde iş güvenliği kurallarına aykırı çalıştığı da sık sık gündeme gelmişti. İşçilerin SSK primlerini gün ve miktar olarak eksik bildirmek, zorunlu olan işyeri hekimi ve ambulansı olmadığı halde kağıt üstünde varmış gibi göstermek, güvenlik kurallarını hiçe saymak... Hatta işletme müdürünün doktor olan eşini işyeri hekimi olarak göstermiş, sendikanın şikayetiyle hekimin işyerine dahi gelmediği saptanınca soruşturma başlatılmıştı.
Bu kuralsızlıklar doğal olarak kazalara davetiye çıkarıyor, zaten Ercan’a ait Kayaaltı linyit ocağında 2000 yılında meydana gelen maden kazasında 7 işçi hayatını kaybetmişti.
Ercan’ın marifetleri bununla da bitmiyor. Petrokent devremülk otelini ele geçirmek için harekete geçen Ercan önce İMKB’den hisseleri toplamış ardından da adını Golden Beach değiştirmiş. Devremülkçüleri de yıldırmak için fahiş faturalar göndermeye başlamış, faturalar ödenmeyince tatil hakkını da kullanamıyorsun doğal olarak. Oyunun farkına varan devremülkçüler de bu zorbalıkla mücadele edebilmek için dernek kurmuş.
Yasaları hiçe sayan, iş ahlakına aykırı çalışan birini serbest bırakan mahkemeler neden çifte standart uyguluyor merak ediyoruz. İnsanın aklına acaba Ercan’ı koruyan birileri mi var sorusunu getiriyor.