AKŞAM GAZETESİ | Deniz Ülke Arıboğan | 2009-12-30

kategori2

Sırlar Odası

Bu kozmik oda meselesi bana bir anda Harry Potter romanlarını (filmlerini) hatırlattı. Karanlık güçler, gizemli odalar, büyücüler, iyilerle kötülerin savaşları ve birbiri ardına gelen anlaşılmaz, inanılmaz gelişmeler. Tabii bir de 'Sırlar Odası' var; içerisinde iyiliğin ve kötülüğün bilgisini barındıran. Bilginin kimin eline geçtiğine bağlı olarak, yaşamı cennete ya da cehenneme çevirebilen. Madem bu aralar bizde de kozmik mi kozmik bir 'Sırlar Odası' var, biz de bunun üzerine biraz yorum yapalım.

1- Kamuoyunun bu konuya yaklaşımı belli. Çatışan iki güç var ve her bir adım birinin diğerine karşı misillemesi olarak algılanıyor. Bu yaklaşıma göre şimdilerde iyice belirginleştiği üzere TSK, polisin de zorlamasıyla, yargı denetimine alınmış durumda ve gizli sırların bile ele geçirildiği bir 'tam saha pres' uygulaması söz konusu. Suikast iddiaları, baskınlar, intiharlar, cinayetler derken, büyük bir toz bulutunun altında, önünü göremeyen bizler, neye uğradığımızı şaşırmış durumdayız. 'Oyunun sonunda tasfiye olan güç hangisi olacak? Kim kimle ittifak halinde? Kim kime düşman?' pek bilemiyoruz. Belki de bilememizin sebebi her şeyi yanlış bir kurgunun üzerine oturtmaya çalışmamız. Belki tüm paradigmamız baştan yanlış. Çatışma düşündüğümüz güçler arasında değil. Belki de büyük bir ittifak, sırayla kurumların içerisinden bazı tasfiyeler yapıyor. Bugün temizlik yaptığını düşünenler, kendi izlerini ne kadar açık seçik ortaya döktükleri ile ilgilenmiyorlar. Büyük ittifakın temizliği tek bir 'Sırlar Odası'ndan ibaret bırakacağını düşünmek belki yanlış. Belki her kurumun 'Sırlar Odası' var ve Harry Potter sırayla hepsini ziyaret edecek.
'Dostum, göründüğüm gibi değilim; görünüş sadece giydiğim bir elbisedir; koruyan beni senin sorgularından, benim kayıtsızlığımdan.' (Halil Cibran)

2- Kozmik 'Sırlar Odası'na girişin bir tezgah sonucu olduğu iddiaları da gündemde. Arınç'a suikast girişiminin bir senaryo olduğu ve kozmik odaya giriş kapısının kilidini açmak için kullanıldığını söyleyenler var. Olabilir veya olmayabilir. Belki de her şey yalnızca psikolojik üstünlüğü ele geçirmek için bir fırsat, kimbilir? Şu anda saygıdeğer bir hakim içeride ve araştırmasını yapmakta. Peki ne bulacağını sanıyoruz. Şöyle bir belge bulabilir miyiz dersiniz? Uzman albaydan karargaha: 'Ali'ye suikast yapılmasına, Ahmet'in arabasına uyuşturucu konmasına, halkın üzerine ateş açılmasına ve alışveriş merkezine bomba konmasına dair teklifimi emir ve müsaadelerinize arz ederim.' Yanında bir de başka belge olsun haydi; 'Aferin oğlum Nusret, sen bu yolda devam et.' İmza 'Genelkurmay başkanı'. Bulur muyuz böyle bir şeyler dersiniz? Yoksa film senaryosu olarak bile garip mi geliyor? Kaldı ki, hepimiz biliyoruz ki bu tür belgeler kozmik odada falan saklanmıyor; şu sıralar çoğu gazetelerin arşivlerinde yerlerini almış bulunuyor. Peki kozmik odada ne sırlar var? Bilmediğimiz ne kaldı ki? Öğrenmediğimiz, bize öğretilmeyen ne kaldı ki? Neyi öğrenmeye çalışıyoruz? Bulduğumuzu anlayabilecek miyiz? Bugüne kadar öğrendiklerimizi anlayabildik mi? Yalnızca kendi görmek istediklerimizi gördüğümüz müddetçe, yeni görüntülerin, öğretilerin ne anlamı olabilir ki?
'Güneşe arkanı dönersen ancak kendi gölgeni görürsün. Ben onlara güneşi gösterdim, akılsızlar parmağıma baktılar.' (Halil Cibran)

3- Kozmik 'Sırlar Odası' memleketimiz bir düşman işgaline girerse harekete geçecek hücrelerin bilgilerini de içeriyor deniyor. İşgal halinde yeraltına inerek mücadeleye devam edecek kadroların yetiştirilmesi düşüncesi Soğuk Savaş yıllarından kalma bir yaklaşım. Yani belli bir güvenlik paradigmasının ürünü. Oysa bugün böyle bir dünya algılaması yok ve bu paradigmanın bütün aktörleri ya yeni işlevler edindiler ya da ortadan kalktılar. Muhtemelen bizim bu 'Sırlar Odası' da öncelikle bir müze niteliğine haiz olmalı. Yalnızca bir şeyin önemini bilenler, ona gereğinden fazla önem verildiğini görebilirler. Belki bizim bu müze odası çok da büyülü sırlar içermiyordur içerisinde. Belki tüm sırları yıllar içerisinde döküldüğünden zaten saydam hale gelmiştir tüm duvarları.
Haydi bir Reha Muhtar sorusuyla bitirelim biz de; 'İçeride sır var mı sır?'