2009-2010 DEĞERLENDİRMESİ
- 2009 için ilk kararım ne olursa olsun bu sene içinde 'The Wire' dizisini bitirmekti. Başladım da izlemeye. Ama basiretim bağlandı. İlk sezonun dört bölümünün ilerisine gidemedim. İçine giremediğim için değil; 'ebonics' bile anlamaya başlamıştım. Ne oldu bilmiyorum, vakitsizlik, konsantrasyon bozukluğu engelledi beni...
- Tom Perrotta'nın 'Joe College' diye yarım bıraktığım romanını 'Yarım bırakılan romanları bitirme' projem kapsamında yeniden okumaya başladım. Bir baktım, bu romanı bana yarım bıraktıran sebeplerin hepsi ortadan kalkmış. Okudukça bitmesin istedim. Hele hele 'Dust in the wind' şarkısından yola çıkan bir bölüm var ki, artık benim için şarkı o sahnelerle özdeşleşmiş durumda.
- Çok ilginç bir deneyim olduğunu düşündüğüm bir İsrail seyahatine çıktım. Kudüs, ziyaret ettiğim en ilginç şehirlerden biri kesinlikle. Dinlerin bir aradalığının yansımasını, çatışmasını sokaklarında hissetmek mümkün. Önümüzdeki bahar için planım birkaç arkadaşımı alıp onlara rehberlik yaparak İsrail'i gezdirmek...
- Medyada hiç kimsenin ama hiç kimsenin vazgeçilmez olmadığı bir kez daha yüzümüze çarpıldı. Kimsenin koltuğuna sonsuza kadar sahip çıkamadığını, hepimizin kaderinin bir tiranın iki dudağı arasında olduğunu anladım. Patronların bile. Bu sene her seyahate çıktığımda medyada bir şeyler oldu: New York'a uçarken Sedat Ergin, Ankara'ya giderken Ertuğrul Özkök görevi bırakmak zorunda kaldı...
- NPR'da 'Fresh Air' adlı bir radyo programı vesilesiyle Don Hewitt'in ölüm haberini aldım. Hewitt'le yapılmış eski bir röportajı dinledim, 'Tell me a Story' adlı kitabına başladım. Efsane program '60 Minutes'in yapımcısı, Amerikan gazeteciliğinin duayeni Hewitt'in adımlarından çok ama çok şey öğrendim. 'Bizde niye gazeteciler fazla anı kitabı yazmıyor' diye hayıflandım. İlk olarak da Uğur Dündar'a önümüzdeki sene baskı yapıp kendi hikayesini anlatmasını sağlayacağım... Ne de olsa gazetecilerin geride bırakacakları eserler bunlar...
- Bir başka medya anı kitabı, başlanmak üzere masamda duruyor. Barbara Walter'ın 'Audition' adlı anıları... Anı kitaplarına merak salmak bende bir yaşlanma sendromu sanırım.
- 2010'da ne olursa olsun medyada yerleşik düzene karşı savaşımı hızlandıracağım. İlk hedefim de köşe yazarlığı müessesesi olacak. Bize tahsis edilen kalelerde dünyayı evimizden, İnternet'ten, televizyondan izleyerek ahkam kesmemize imkan sağlayan bu sisteme isyan edeceğim... Sahaya ineceğim... Bu konuda kararlıyım... Daha çok sokak, daha çok haber...
- Geride bıraktığım bir sene daha yine Los Angeles'a gidememiş olmanın pişmanlığını yaşıyorum. Ne yapıp edip gitmek istiyorum artık. PCH'de üstü açık bir arabayla gidip okyanus kokusunun içime girmesini öyle özledim ki... Bir de In and Out Burger'ı....
- 2009'da 'Bunları Kimse Yazamadı' adlı kitabım çıktı. 2010'da yine bir kitap üzerinde çalışacağım ve büyük ihtimalle yayınlayacağım... Uzun zamandır üzerinde çalıştığım romanımı illaki bitirmek istiyorum. Başka projelerime ağırlık vermek istiyorum.
- Hıncal Uluç'u ikna ettiğim nehir söyleşi kitabı için çalışmak istiyorum. Hıncal Abi'nin programından fırsat bulamayıp bir türlü hayata geçiremediğimiz bu projeyi hayata geçirmek en büyük arzum. Ben soracağım, o anlatacak. Eğer yine fırsat bulamazsa bundan böyle onu her gördüğüm yerde teybi uzatacağım.
- Ocak ayının sonuna kadar şans vereceğim, eğer hala bir değişiklik olmazsa bana gelen gazete takımından Sabah'ı tamamen çıkartacağım. Bu sene her gün Sabah'ı açılmamış bir şekilde çöpe atmaktan bıktım. Hıncal Uluç'a ve eklere İnternet'ten bakarak da yaşayabilirim.
- Ne olursa olsun erken uyanmak istiyorum... Yazılarımı yazdığım saati erkene çekmek, baskıdan önce yazı teslim etmek istiyorum. Bu yıl çok az tutturabildiğim bir hedef oldu bu.
- İki gece üst üste Leonard Cohen'i İstanbul'da izlemek bu sene harcadığım en iyi 500 TL oldu.
- Hakkındaki efsaneleri haklı çıkaracak kadar iyi bir aşçı olan Deniz Alphan'ı 'Boş Yok - Garantili Yemek Tarifleri' adlı bir yemek kitabı çıkarması, ardından da en az 'Waverly Inn' kadar popüler olacağına inandığım bir restoran açması için ikna etmeye çalışacağım...
- 2010'da en az iki tane konsere gideceğim. Berlinale'ye gidip Cinemaxx'in yedi numaralı salonunda her gece Hollywood klasiklerini izleyeceğim.
- Geride bıraktığımız sene boyunca istediğim kadar film izleyememek içimde derin bir yaradır. Yine, izleyeceğimden daha çok film aldım. Kesin kararlıyım, haftanın bir gününü filme ayırmam ve arka arkaya, uyuyakalmadan DVD izlemem gerekiyor. Türkiye'deki sinema salonlarına yine mecbur olmadıkça gitmeyeceğim: Reklamlara, araya ve kötü ses-perde düzenine katlanmayacağım. Sight and Sound dergisini okumaya devam edip kendi en iyilerimi belirleyeceğim. Şimdilik benim için 2009'un en iyisi 'Inglorious Basterds.'
- 2009'da birkaç tane muhteşem gün geçirdim... Yalçın Küçük'le Ankara'da bir öğle yemeği, Cindoruk'la buluşma, İlhan Selçuk'la meyhane muhabbeti, Erol Günaydın'la evinde harika bir akşam... Efsanelerle görüşmeyi artırmak istiyorum. Dahası, bu buluşmaları belgelemek, daha fazla fotoğraf çekmek, kendime anı olarak kalsın istiyorum.
- Burnumuzun dibinde Atina diye bir hazine olduğunu maalesef bu sene keşfettim. Orada unutulmaz bir beş günlük tatil geçirdim. Elimde bir şişe Heineken, yine Gazi'nin o barlarında rock dinlemek istiyorum... Gel ey bahar...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.