AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-12-31
Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın TÜSİAD Başkanlığı'nı, 2007 yılının ocak ayında, 'sermaye organizasyonunun normalleşmesi' olarak analiz etmiştim.
Çünkü, Yalçındağ'ın listesinde profesyoneller değil, bizzat patronlar yer almıştı. Bu da TÜSİAD'ın kimliğini bir '(siyasal) baskı grubu'ndan bir '(ekonomik) çıkar grubu'na sıçratacak nitelikte bir gelişmeydi.
Şimdi, bu olaydan tam üç yıl sonra, Arzuhan Doğan Yalçındağ bir başka önemli işlev ile karşımıza çıkıyor.
Aydın Doğan'ın Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş Yönetim Kurulu Başkanlığı ve üyeliğinden ayrıldığının ilanıyla birlikte, Arzuhan Doğan Yalçındağ bu görevi üstleniyor.
Bir gün önce de grubun TÜSİAD üyesi olan Hürriyet Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün istifası ve yerine Enis Berberoğlu'nun atanması haberi gelmişti.
Demek ki... Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın Doğan Grubu'nun yönetiminde de, TÜSİAD'da gerçekleştirdiği türden bir normalleştirmeyi sağlayacağını öngörebiliriz.
Nasıl TÜSİAD'da patronlar yönetimi ele almışsa, Doğan Grubu'nda da sermayedar inisiyatifi ele alacak, profesyonelleri doğal yükümlülükleri ile sınırlayacak, demektir.
Tanıdığım kadarıyla, yeni yayın yönetmeni Enis Berberoğlu'nun TÜSİAD yönetimine heves edeceğine ihtimal vermiyorum. Bu alandaki inisiyatifi tamamen Arzuhan Doğan Yalçındağ'a bırakacağı kuşkusuzdur.
Bu niteliğiyle Arzuhan Doğan Yalçındağ'ın art arda iki görevinin, Türkiye'de sermaye organizasyonunu ve en büyük medya sermayesini normalleştirmek olduğunu söyleyebiliriz.
TÜSİAD'ın tarihi bize, sermayenin siyaset ve devletle ilişkisinin profesyonellere bırakıldığı zaman bir 'baskı grubu'na dönüştüğünü, doğrudan patronların elinde ise bir 'çıkar grubu' kimliği kazandığını öğretti.
Bu gelişmeleri, Arzuhan Doğan Yalçındağ'lı bir Doğan Holding'in de, bu noktadan sonra bir 'baskı grubu' gibi hareket etme tuzağına düşmeyeceğinin karinesi olarak okuyabiliriz.
Daha önce niçin olmadı, Doğan Holding bu sıçramayı Aydın Bey ile niçin yapmadı, TÜSİAD niçin profesyonelleri yönetimden Arzuhan Doğan Yalçındağ'dan önce tasfiye etmedi, diye sorulabilir.
Cevabı ülkenin içinde bulunduğu sosyo-politik atmosferde gizlidir.
Bir patronlar kulübünün kuruluşundan itibaren ikinci 5 yıllık kalkınma planını, yani karma ekonomiyi esas aldığını, ancak Feyyaz Berker döneminde bir liberal sıçrama yapmaya çalışabildiğini...
Kuruluşunda yönetim kurulunda Koç Grubu'ndan üç profesyonelin (Fahir İlkel, Ahmet Binbil ve Can Kıraç) bulunduğunu...
Bülent Ecevit'e karşı gazete ilanı kampanyası başlatmadan önce TÜSİAD'ın, bu fikri gidip Orgeneral Necdet Üruğ'a açmasını ve Üruğ'un da darbeye zemin hazırlayacağı için buna yol vermesini hatırlayın...
Aydın Doğan'ın yeni tavrını kimse küçümsemesin.
Nihayetinde Arzuhan Doğan Yalçındağ, Aydın Doğan'ın kızı olarak ve onun oluruyla TÜSİAD'a gitmiş ve yönetimi normalleştirmiştir.
Doğan Holding'teki yeni görevi de Aydın Doğan'ın onayını almıştır. İşlevinin de aynı onayı aldığı düşünülmeli.
Bu şartlar altında, bir 'baskı grubu' izleniminden kurtulup, bir 'çıkar grubu'na dönüşecek Doğan Holding'in Enis Berberoğlu yönetimindeki Hürriyet'inin nasıl bir Hürriyet olacağını tahmin edebiliriz:
Muhafazakarlaşmayacak, iktidara biat etmeyecek... Ama siyasal iktidar ile temas-mesafe ilişkisini doğru tutacak... Yayın politikasını belki bir derece 'sivil sol'a kıracak ve daha çok muhalefet yapabilecek bir Hürriyet.
'Demek ki sorun, Hürriyet'in muhalefet yapması değilmiş' sözünü çok duyacağız.