Sevim Gözay sevim.gozay@aksam.com.tr

kategori2

2010'a giriş

Siz bu yazıyı okurken hırçınlığı geçmiş olacak mı yeni yılın bilmiyorum ama vhu vhuu sesleri kol geziyor şu an dört yanımızda. Apartman boyundaki çamlar secdede... Kış güneşiyle baştan çıkanlar yılın ilk mahmurluğunu atmak için sokakta, İstanbul trafiği kilit. Dün yılbaşı, yarın pazar. İkisinin ortasında, Araf'tayız bugün. Enis Batur'un dediği gibi; 'Ne bir şey yapılabilir, ne de yapılmayabilir. Böyle olur insanın fetret devirleri...' Öyleyse içeriye doğru bakalım ve kalbimize sığınalım. Neyi neden nasıl yaptığımıza kafa yoralım... 

AŞK, ÖZGÜRLÜK, TEKBAŞINALIK*
Bir ilişkiye girdin mi birbirine özen göstermez oluyorsun, pek çok aşkı işte bu mahvediyor. Kadın adamı, adam kadını tanıdığını sanıyor. Kimsenin bir şey bildiği yok halbuki! Diğerini tanımak imkansızdır. Ve karşındakine özen göstermemek saygısızlık...
Sen o kadını nasıl tanıyabilirsin? O adamı nasıl bilebilirsin? Bunlar birer süreçtir. Dün tanıdığın kadın bugün burada yoktur. Köprülerin altından çok sular akmıştır. O artık başka biri. Yeniden anlamaya çalış, baştan başla, özensiz olma...
Ve dün gece yattığın adam, sabah onun yüzüne tekrar bak. Artık aynı insan değil o, çok şey değişti. Bir eşya ile insanın arasındaki fark bu işte. Odadaki eşyalar aynı, ama adamla kadın artık aynı kişiler değil. Yeni baştan araştır, baştan başla.
Anlayıp kabullenmek hep yeniden başlamak anlamına gelir, sürekli tanımaya çalışırsın. Tekrar tekrar keşfetmeye uğraşırsın. Onun en derin hislerine, varlığının en uç noktalarına ulaşmaya çabalarsın. Çözülemez bir muammayı çözmeye çalışırsın. Aşkın keyfi burada işte... Eğer anlayıp kabullenirsen ve bunu bir ilişkiye indirgemezsen, diğeri de sana aynı görevi yapar. Onu araştırırken, kendini de araştırmış oluyorsun. Âşıklar birbirlerine ayna tutarlar...
İlişkide ise insanlar birbirini görmez olur. Karına en son ne zaman baktın? Belki yıllar evvel. Kim kendi karısına bakar ki? Sen onu zaten tanıdığını varsayıyorsun, başka bakacak ne var? Bedensel özelliklerini, tepkilerini biliyorsun, olup biten her şeyin tekrar olacağını biliyorsun. Kendini tekrarlayan bir daire bu... Ama öyle değil aslında.
Hiçbir şey kendini tekrarlamaz, her şey her gün yenilenir. Eskiyen senin gözlerin! Varsayımların! Aynan toz tutuyor ve karşındakini yansıtmaz hale geliyorsun...
İşte bu yüzden anla ve kabullen. Birbirini araştırmaya, yeni sevgi yöntemleri bulmaya, birlikte olmanın yeni yollarını aramaya devam et. Herkes öyle sonsuz, tüketilemez, anlaşılamaz birer gizem ki, 'Onu tanıyorum' demek mümkün değil. Onu ne kadar tanırsan, sana o kadar gizemli gelir aslında... Ve bu şekilde aşk, sürekli bir maceraya dönüşür. 

***
'Onu ne kadar tanırsan, sana o kadar gizemli gelir...' Ne güzel fikir. Tanıdığımızı iddia etmek ve varsayımlarla ukalalık etmek yerine, yeni baştan anlamaya çalışmak, karşımızdakine verebileceğimiz en güzel hediye belki de... İlişkileri bunalım çağından çıkartmaya yeter mi bilmem ama denemeye değer... İyi hafta sonları.
*'Aşk, Özgürlük, Tekbaşınalık', Osho, Butik Yayınlar.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3