AKŞAM | CUMARTESI | 16 OCAK 2010, CUMARTESİ
Tekstil sektörüyle yaptığı işbirlikleriyle Türkiye'de ilklere imza atan tasarımcı Arzu Kaprol, kendi adıyla oluşturduğu markasının mağazalarını, Ay Marka Mağazacılık'la yaptığı lisans anlaşması sayesinde ülkenin dört bir yanına açmaya başladı. Bu sayede 18 yıldır ilk defa sadece tasarım yaptığını açıklayan Kaprol'le, İstanbul Fashion Week öncesi buluştuk.
Arzu Kaprol, Türkiye'de ilklere imza atmış tasarımcılarımızın başında geliyor. 8 yıl önce marka-tasarımcı birlikteliğine ilk örneği Network'le yaptığı işbirliğiyle verirken, yine Linens'le yaptığı lisans anlaşmasıyla ev koleksiyonunu seri üretime geçiren ilk tasarımcı oldu. Kendi adını taşıyan markasının mağazalarını, Ay Marka Mağazacılık'la yaptığı lisans anlaşmasıyla ülkenin dört bir yanında açmaya devam ediyor. Bunları kendisinden önce yapan olmadığı için 'Karanlıkta kendi yolumu buluyorum' diyor.

Bir taraftan yurtdışında mağaza açma projelerini konuşurken bir taraftan da couture atölyesinde dünyanın önemli isimlerini ağırlıyor.
Geçtiğimiz eylül ayında gerçekleştirilen ülkemizin ilk resmi moda organizasyonu İstanbul Fashion Days'deki defilesini 104 yabancı basın mensubu, 34 yabancı alıcı izledi. Ve ertesi gün showroom'unda dünyanın iki önemli mağazalar zincirinin temsilcisi sipariş veriyordu.
İkiz çocukları, markası, işbirlikleri, mağazaları, tasarımları derken bu kadar işe nasıl vakit ayırdığını sorduğumuz Kaprol, 'Planlı ve disiplinli çalışmayla' diyor. Çocukların kendisini daha organize hale getirdiğini itiraf eden ve bir disiplin içinde çalışmanın tasarımı özgürleştirdiğini düşünen Kaprol'le, İstanbul Fashion Week'i, 2010 ve 2011 koleksiyonlarını konuştuk.
- Artık bizim de bir fashion week'imiz var...
Evet, ülkemizin resmi bir moda haftası oldu sonunda. İlk defa tasarımcı markaları ve hazır giyim markaları aynı platformda ve dünya takvimi ile aynı anda, bir yıl sonrasının koleksiyonunu sunacak şekilde tasarım yapma disiplinine girdi. İstanbul Fashion Week'in o kadar çok alt açılımı var ki... Örneğin sizi kopyacılıktan uzaklaştırıyor, dünya ile aynı anda yaptığınız için özgün oluyorsunuz.
- Geçen sefer İstanbul Fashion Days'di, şimdi week oldu...
Deneyelim, görelim, küçük harfle söyleyelim, kendi egzersizimizi yapalım anlamında alışık olmadığımızı bir tavırla başladık. Baktık fena değil, büyük olabilir, resmileşebilir diye düşündük. Zaten katılım da çok iyiydi ve resmi olarak week haline dönüştü.
- Ticari anlamda geri dönüşü oldu mu?
En önemli konu bu zaten. Biz bu coğrafyada yaptığımız defilelerde tasarımcı markaları olarak çok güzel defileler yaparız, magazin basınında çok güzel yer bulur, 10 kişi özel geceler için elbise siparişi verir ama gerçek anlamda bir moda sistemine yani çoklu sipariş sistemine bu ülkede girmezdik. Bunu yapmak için dünyanın farklı ülkelerine moda haftalarına, fuarlarına gider, orada 200 parça koleksiyonu asar, satardık. Ancak İstanbul Fashion Days'deki defileden sonra Kuruçeşme'deki showroom'umda dünyanın en önemli 2 mağaza zinciri sipariş yazıyordu. Bu demektir ki bu iş gerçek anlamda dünya sistemine girdi. Eğer onlar bu defileleri izlemek için geldiyse ve izlemekle kalmayıp sipariş veriyorsa, bu Türkiye algısıyla ilgili bir çok şeyin değiştiğini gösterir.
- Beğenilmek ego tatmini ama ticari boyut kazanmadıkça eksik kalıyor değil mi?
Hepimiz egoları çok yüksek insanlarız. Ancak şunu ticari olarak herkes da anladı ki, birlikten güç doğar. Herkes ticari olarak bildi ki, bir markanın yükselişi ülke imajını destekler, toplam tasarım algısını yüceltir.
- İlk Fashion Days'de neler eksikti, şimdi neler tamamlanacak ya da eklenecek?
Fashion Days 3 gün sürüyordu, bir gün ilave yapıldı demek ki yavaş yavaş haftaya yayılacak. Bu kez daha çok marka katılıyor, genç tasarımcıların karma defilesi bir taneydi iki tane oldu. Karma defile yapanlar ileride tekli defile yapacak. Sektöre taze kan getiriyor.
ARZU KAPROL BENİM DIŞIMDA YÜRÜYEN BİR MARKA
- Tasarım yapmak ve pazarlamak iki farklı uzmanlık alanı ve siz pazarlama işini profesyonellere bıraktınız... Bir tasarımcı için çok büyük avantaj olsa gerek.
Mimar Sinan Üniversitesi'nden mezun olduğumdan beri, 18 sene olmuş, bu arada yaşım ortaya çıktı, hakikaten Türkiye'deki tasarım algısının ve tasarımcı serüveninin birçok aşamasına şahit oldum, hala da çok gencim (gülüyor). O zaman tasarımcı kelimesi bile yoktu. Modacı algısı, özel gün ve gecelere özel tasarım yapan ve diken, yaratıcı terzi kıvamındaydı. O zamanki jenerasyonda kendi markasını dünyaya hazır giyim operasyonu mahiyetinde satmayı planlayan, bir sistemle entegre olmayı düşünen bir tasarımcı markası yoktu. Belki olsaydı bu süreç kısalırdı. Bundan sonrakilerde daha kısa olacak. 'Ne yapmalıyım' kararını verirken, var olan düzenin bir parçası olmak istemiyordum; zira annem de bu düzeminin bir parçasıydı, dünyaya entegre bir şey yapmak istiyordum. Bunun yolu couture ve hazır giyimle desteklenecek bir operasyondu ve bunu yaparken gördüm ki sanayiyle doğru işbirliğinde olmak beni ve onları besleyen bir şey. O bana güç kattı. Bu bakış açısıyla ve tecrübelerimle, baktım ki mağazalaşabilirim. Bu zamana kadar oluşturduğum altyapı ve ilişkiler lisans anlaşmalarını getirdi. Birçok aşamadan geçti ve benim dışımda da yürüyen bir marka haline geldi. Hala ülkemizde perakende sisteminde üretilen başka bir tasarımcı markası yok.
- Bunun size kattığı konfor nedir?
Mezuniyetimden yani 18 yıldan bu yana hayatımda ilk defa sadece tasarım yapıyorum. Dünyada tasarımcıların yaptığı gibi çok daha sakin kafayla sadece tasarıma odaklanıyorum.
- Yeni projeler var mı zira sizde proje bitmez?
Kuruçeşme'de 7 ay önce açtığım bu showroom'da dünyadan çok önemli insanları ağırlıyoruz. Ortadoğu ve Kuzey ülkelerinden gelen ünlü insanlar var. Ama isimlerini açıklamak istemiyorum onlar üzerinden reklam yapmış gibi olmasın. Provalarını yapmaya Paris'e gittiğimiz bir grup var. Arzu Kaprol markasının Amerika ve Çin'de mağazalarını açmayı konuşuyoruz. Marka, dünyanın her şehrinde tanınmıyor ama tasarım tüketicileri tarafından biliniyor; bu hoş bir hedef.
Fashion Week 3-6 Şubat'ta Santralİstanbul'da
Ülkemizin önde gelen moda tasarımcıları ile hazır giyim markalarını bir araya getirerek Türkiye'de modayı tek bir çatı altında toplayan İstanbul Fashion Week (IFW)'in ikincisi 3-6 Şubat'ta Santralİstanbul'da gerçekleştirilecek.
İlki İstanbul Fashion Days adı altında Ağustos 2009'da gerçekleştirilen moda günlerini, yerli-yabancı sektör takipçilerinin büyük ilgisi sayesinde üç günde 25 bin ziyaretçi izlemişti. Dünya moda haftaları takvimi ve anlayışı paralelinde ikincisi gerçekleştirilecek olan etkinlik; dünya moda başkentlerindeki örneklerinde olduğu gibi 'İstanbul Fashion Week' adı altında 3-6 Şubat tarihinde Santralİstanbul da yerli ve yabancı alıcılarla buluşacak. Moda tasarımı alanında dünyaya bilgi akışını sağlamak ve dünyanın önde gelen moda basını ve alıcılarının dikkatini İstanbul'a çekmek üzere kurgulanan IFW'nin 2010 yılının İstanbul Avrupa Kültür Başkenti olmasından dolayı uluslararası platformda çok daha büyük bir etki yaratması bekleniyor.
AYSUN ÖZ KAŞİ