İnsani Yardım Konvoyu'nun Gazze'den döndüğü gün İsrail, Mısır ile sınırında yeni önlemler alacağını söyledi. Buna göre İsrail, Sina Yarımadası boyunca Mısır ile olan 270 kilometrelik sınırında 500 milyon dolarlık elektronik duvar inşa etmeyi planlıyor. Bu plana göre İsrailliler sınır boyunca aklınıza gelen tüm gelişmiş elektronik sistemleri kullanarak her türlü sızmaları önlemeyi amaçlıyor.
Oysa İsrail, Mısır ile 1977'de imzaladığı Camp David Anlaşması gereğince Mısırlıların Sina bölgesinde hiçbir şekilde asker bulundurmamasını ve sınıra yakın bölgelerde inşaat yapmamasını şart koşmuştu. Şimdi aynı İsrail, Mısır'ın kendi sınırını koruyamamasından şikayet ediyor ve bu ülkenin Gazze ile 12 kilometrelik çelik duvar sınırının bittiği yerden itibaren kendi duvarını inşa etmeye hazırlanıyor. İsrail 40 yıl işgal altında yaşayan 1.5 milyon Filistinli'nin açık hava hapishanesinde kuşatma altında ölmesini istiyor ve bunun için çalışıyor. Aynı İsrail, Batı Şeria'da yine 40 yıldır işgal altında bulunan 2.5 milyon Filistinli'yi de 700 kilometrelik duvarla kuşatmış ve onlara da köle muamelesi yapmaktadır.
Gazze ve Batı Şeria'da 4 milyon Filistinli'yi açık hava hapishanesinde ölüme terk etmeyi amaçlayan İsrail aslında kendi halkını duvarlarla kuşatmaktadır. Belki de bu genetik ve psikolojik bir alışkanlıktır. Çünkü dünyanın dört bir yanından dini dürtülerle kalkıp İsrail'e göç eden Yahudiler aslında yaşamakta oldukları esas ülkelerde de hep gettolarda yaşamış ve kendilerini kendi iradeleriyle o ülkelerin halklarından tecrit etmişlerdir.
Şimdi İsrailliler bu alışkanlıklarını farklı formatlarda bölge ülkelerine yaymaya çalışıyor.
İşte Mısır...
Hüsnü Mübarek aptalca gerekçelerle kendi halkının akrabası olan ve İsrail kuşatması altında ölümle pençeleşen Filistinlileri kuşatmak amacıyla Gazze ile olan sınırında çelikten duvar ördürüyor. Mübarek'ten farklı olmayan Suudi Kral Abdullah ise 900 kilometrelik Irak sınırına benzer şekilde güvenlik tedbirleri alıyor. Şimdilik 3 milyar dolarlık olan bu tedbirler içinde duvar, kuleler, uydular, elektronik denetleme sistemleri ve daha neler var. Amaç; Kaide ve radikal İslamcı militanların Irak'tan Suudi Arabistan'a sızmalarını önlemek. Ama işin çok daha garip tarafı Irak'ta Amerika işgaline karşı direnen Kaide ve benzeri radikal grupların militanlarının büyük bölümü Suudi kökenlidir. Yani bu gençler Suudi Arabistan'dan kalkıp Irak'a giderek Amerikan işgaline ve İran destekli Şiilerin Irak'ı kontrol etmesine karşı savaşmaktadır. Aynı zamanda İran'ın Irak'ta etkin olmasından rahatsız oldukları söyleyen Suudi ve Sünni Körfez ülkelerinin liderleri zaman zaman direnişçi Sünni gruplara yardım ettikleri bilinmektedir.
Böylesi garip bir durumda olan Suudiler şimdi de İran destekli Şii Husilerle başı belada olan Yemen ile olan sınırlarında benzer duvarlar inşa etmeyi planlıyor.
Oysa İsrail, Msır, Suudiler ve onların yolunda gitmeyi düşleyenler biraz olsun vicdan ve insaf ile hareket etseydiler tüm bu duvarlara gerek kalmayacaktı.
İsrail 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria ve Gazze'den çekilmiş olsaydı ve bu iki toprak parçasında bağımsız bir Filistin devleti kurulmuş olsaydı bugün ne İsrail'in ne Mısır'ın Filistin ile sınırlarında bir tek asker koyma gereğini duymayacaklardı. Çünkü o zaman barış olacaktı, dostluk olacaktı ve insanlar duvarlar yerine karşılıklı olarak zeytin ağaçları dikeceklerdi.
Aynı şey Suudiler için geçerli olacaktı.
Eğer bugün Amerikan işgali olmasaydı Irak'ta Kaide ve de radikal İslamcı gruplar olmayacaktı. Ve o zaman Suudilerin bu konuda hiçbir korku ve endişesi olmayacaktı. Gerektiğinde Suudilerin desteğiyle İran'a saldıran Saddam yine Suudilerin parası ile iktidardan düşürülebilirdi. Ama Amerikalılar işgali tercih etti çünkü böyle bir işgal ve sonrasındaki yıkım herkes için yeni endişeler ve dolayısıyla hesap ve planlar demektir.
Yani herkes kendi kafasında sürekli olarak yeni duvarlar örüp duracaktı ve nitekim böyle oldu ve oluyor.
Bunun tersini yapan tek ülke Türkiye.
Yalnız Türkiye komşularıyla olan tüm duvarları yıkıyor ve duvar örmeye çalışanlara karşı da tavır alıyor.
İşte bu nedenle duvarcı-badanacı ülkeler ve güçler Türkiye'den hoşlanmıyor...
Çünkü Türkiye Amerikalıların oyununa gelerek komşusu Suriye ile sınırına bir milyona yakın mayın döşemiş ve 50 yıl sonra bu mayınların ne kadar aptalca bir iş olduğunu görmüştü.
AK Parti iktidarının en önemli başarısı bu olsa gerek.
Yani yalnızca fiziki duvarları değil aynı zamanda beyinlerdeki duvarları da yıkmayı başarmasıdır.
İsrail, Mısır, Suudi Arabistan ve benzerlerinin duvarlarına bakan süper zekalıların bu başarının ne anlama geldiğini şimdi daha iyi anlayacaklarını umarım.