AKŞAM GAZETESİ | Hüsnü Mahalli | 2010-01-16
Her gün mutlaka gazetelerede, televizyonlarda, radyolarda ya da internet sitelerinde Ortadoğu ile ilgili bir haber ya da yorum okuyabilir ve izleyebilirsiniz. Ancak bu haber ya da yorum, bölgede yaşanan olayların bütünü içinde değerlendirilmediği sürece çok fazla bir anlam taşımaz. Çünkü bu haber ya da yorum, fotoğrafın bütünü içinde görüldüğünde çok şey ifade eder. İfade edilen şey ise geleceği görme, gelecek ile ilgili öngörüde bulunma ve plan yapma konusunda size yardımcı olur.
Örneğin; yalnız son 10 gün içinde meydana gelen olaylara bakanlar bu coğrafyada ne çok olay yaşandığını görebilir. Ama önemli olan bu olayların ne anlama geldiğini ve birbiriyle ne denli ilintili olarak geliştiğini görmek ve anlamaktır.
Buyurun birlikte bakalım...
20 Aralık'ta Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin herkesi şaşırtan Şam ziyareti (ki Pazartesi Ankara'ya geliyor) ve ondan iki gün sonra Başbakan Erdoğan'ın Suriye'ye gelişinden 4 gün sonra İsrail Başbakanı Netenyahu, Mısır Cumhurbaşkanı Mübarek ile bir araya geldi.
Haberlere bakılırsa Netanyahu Filistinlilerle yeni bir barış sürecinin başlatılmasını istemiş. Bunun üzerine Mübarek, Dışişleri Bakanı ile İstihbarat Başkanı'nı Washington'a gönderir. Ama Netenyahu barışı engelleyen iki temel konuda yani Gazze'yi kuşatma ve bombalama ile Kudüs ve çevresinde Yahudi yerleşim bölgelerinin inşasına devam eder.
Yine haberlere bakılırsa zayıf bir hükümetin başında bulunan Netanyahu, Ortadoğu barışı konusunda verdiği sözü yerine getiremeyen Başkan Obama'nın baskılarından kurtulmak için kendi halkı önünde çok kötü bir durumda bulunan Mübarek'ten yardım ister. İnsani yardım konvoylarının önünü kesen Mübarek aynı zamanda bölgede kendine destek aramak amacıyla Ürdün Kralı Abdullah ve Filistin Devlet Başkanı Mahmnut Abbas ile buluşur, Suudi Arabistan Kralı Abdullah ile mektuplaşır. Bunun üzerine Suudi Kral Abdullah, Dışişleri Bakanı'nı Suriye lideri Esad'a gönderir ve tam o sırada ülkesinde bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na kendi pozisyonunu anlatır. Mısır'dan ayrılan Abbas ise Suudi Arabistan'a oradan da bazı Körfez ülkelerini turladıktan sonra Ankara'ya gelir.
Anlaşılan kendi ülkelerinde çok sıkıntı içinde olan Netanyahu, Mübarek, Abbas ve Ürdün Kralı Abdullah yeni bir oyun peşinde.
Bu oyun anlaşılmasın diye de Hamas lideri Halit Meşal ilk kez Suudi Arabistan'a davet edilir ve oradan bazı Körfez ülkelerini ziyaret eder. Bu arada ABD, İngiltere, Fransa başta olmak üzere Batı'da ise Yemen'in işgal edilmesinden söz edilmeye başlanır. 26 yıldır iktidarda bulunan ve tek derdi yerine oğlu Ahmet'i geçirmek olan Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'in Kaide, İran destekli Şii Husiler ve ayrılıkçı güneyli solcularla başı belada.
Kızıldeniz'in güney çıkışını iç savaş yaşamakta olan Somali ile birlikte kontrol eden ve Batı'nın en stratejik müttefiği Suudi Arabistan'ın güney komşusu olan Yemen'in her an Amerikan ya da NATO kuvvetleri tarafından işgal edilmesinden söz ediliyor. Sudan'da ise Mayıs 2011'de yapılması kararlaştırılan referandum ile güneyin ayrılmasının hesapları yapılmakta. İsrail, ABD ve Batılı ülkeler ise Afrika'nın ve özellikle komşu Mısır'ın geleceğini ilgilendiren bu konuya yakın ilgi göstermekte.
Sudan'dan gelen Nil'in suları ile beslenen Mısır'da ise perşembe günü İsa'nın doğuşunu kutlayan Hıristiyan Kıbtilere ateş açan bir grup 7 kişiyi öldürür ve 10 kadarını yaralar. Aralarında ayrılıkçı düşüncenin hızla yayıldığı 10 milyon Hıristiyan Kıbti'nin yaşadığı Mısır bu yönü ile de Batı'nın ilgi alanı içinde.
İran ise Dışişleri Bakanı Muttaki'yi Amerikan işgali altındaki Bağdat'a göndererek 'Ben her yerde varım' diyor ve bölgesel ataklarını sürdürüyor. Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Şii Adil Abdülmehdi, Ankara'ya gelerek Bağdat'ın Türkiye ile ilişkilerini ne denli önemsediğini yansıtmak istedi.
Cumhurbaşkanı'nın Sünni Yardımcısı Tarık Haşimi ise Bağdat'ta düzenlediği basın toplantısında Amerika'nın Irak devleti ile imzaladığı anlaşmalara sadık kalmadığını söyleyerek 7 Mart'ta yapılacak seçim sonrasında ülkesinde yeni ve önemli gelişmeler beklediğini belirtti.
ABD'nin Afganistan ve Pakistan Özel Temsilcisi Holbrooke ise ''Afganistan'daki savaşın Vietnam'dan çok daha çetin, zor ve vahşi olduğunu' itiraf ederek buradaki savaşın çok daha uzun süreceğini kabullendi. Aynı barış için Fransa, İngiltere ve Almanya ise dışişleri bakanları ile özel temsilcilerini bölgeye göndererek kendi konumlarını güçlendirmeyi amaçladı. Tüm bu temsilcilerle görüşen Suriye Lideri Esad hepsine 'Eğer gerçekten barış istiyorsanız o zaman İsrail'e baskı yapın ve Türkiye'nin bölgesel rol ve arabuluculuğuna destek verin'' dedi.
Tüm bunlar Ortadoğu'da son 10 gün içinde oldu.Ortadoğu'yu önemsemeyen, anlamayan ve anlar gibi gözükenlerin dikkatine sunulur!