AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2010-01-16

kategori2

Küreselleşmeye uyumsuz işletme; eczane!

21. yüzyılın en karlı sektörlerinin başında 'ilaç' yer alıyor.  İlacın küresel üretim, dağıtım ve satış süreçlerini ellerinde tutan dev şirketlerin ciroları, silah sanayiyle yarışta.  
Büyük patent savaşlarıyla kıyasıya rekabetin hüküm sürdüğü sektörün  hanidir gözü, 18 milyar dolarlık pazar teşkil eden ülkemizde.
Bu iştah kabartan pazarın 'satış aşamasına' henüz nüfuz edemediler ama gözlerini 'eczanelere' diktiler.
Kamusal alanda halka sağlık hizmeti veren eczaneler, 'sağlıkta dönüşüm politikalarının' taarruzu altında.
Eczacılık mesleğini ve eczane işletmesinin yapısını değiştirecek 'piyasa formuna' karşı, örgütlü dayanışmalarıyla direniyorlar.
Hem kamusal özelliği hem de yüksek mesleki örgüt bilinciyle 'eczaneler' siyasi dayatmaların hedefinde.
Küçük, bağımsız işletme modeli eczaneler, bireysel emek, eğitim, tecrübeden oluşan etik mesleki formasyonlarından da piyasa hiç hoşlanmıyor.
Kademe kademe 'eczaneleri' krize ve iflasa' sürükleyecek düzenlemeler devreye sokuluyor.
Geciktirilen tahsilatlar, indirilen ilaç fiyatlarının stok maliyeti, sıkı mali denetimler ve piyasadan çekilen ilaçlarla eczacılar, 'ekonomik kayba' uğratıldı.
Eczacıların toplu eylem yapma gücü de tehdit olarak algılanıyor, 'hak arayan' örgüt yapısı yıkılmaya çalışılıyor.    
Ancak Türk Eczacılar birliği ve 50 Eczacılar Odası ulusal düzeyde demokratik haklarını savunuyor, Sosyal Güvenlik  Kurumu'nun örgütü aradan çıkarma taktiklerine karşı durabiliyorlar.
4 Aralık'ta eczacıların 'çok haklı' gerekçelerle yaptığı 'Kepenk Kapatma' eylemini gerekçe göstererek ilaç alımı protokolünü tek yanlı fesheden Sosyal Güvenlik Kurumu'na Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı geldi.
Böylece SGK'nın TEB'i aradan çıkararak tek tek eczanelerle anlaşma yapma zorlaması da engellendi.
Karar 'Anayasa'daki halk sağlığı hakkının korunması' yönünde verilmişti.  
İlaç maliyeti, dağıtım maliyeti ve 'eczacı karını' devletin belirlediği eczaneler,  kapitalizmin 'en fazla malı en fazla kişiye satma' ilkesine tamamen aykırı iş etiğine sahip...   
Şimdi 6197 sayılı eczacılık yasasında yapılacak değişiklikle, eczacının eczane sahibi olma şartı kaldırılıp şirketler, eczane sahibi olabilecek. 
Eczanelerin verdiği halk sağlığı danışmanlık hizmetinin hayatiliği umursanmıyor.
Ülkemizde bin kusur ilçe ve üç bini aşkın beldeye ilaç ulaştıran eczacılar unutuluyor. 
Sağlık hizmetlerini rekabete açan piyasa mantığının hedefinde, ilaç pazarı oluşturmak ve ilaçta kamu denetimini kaldıracak satış biçimlerini yaymak var.
İlacın eczanelerden dışarı çıkartılarak süpermarket, bakkal ve eczane zincirlerinde satışı, ilacı sağlık dışı bir tüketim nesnesi kılarken, beraberinde büyük sağlık risklerini de getirecektir.      .
Vitaminler dahil bütün eczacılık ürünlerinin 'zehir' olduğunu unutan 'karlılık bağımlısı' zihniyet, eczaneleri tasfiye ederek 'bilinçsiz ve tehlikeli' ilaç satışının sonuçlarına aldırış etmiyor...
Bu defa 'daha fazla tüketin' denen ürün 'ilaç', çok küçük bir hatalı kullanım ile de  'zehirin' kendisi olduğunu unutmamak lazım..
Eczacılara verilecek kitlesel destek, 'daha güvenilir koşullarda ilaca  ulaşmanın da' garantisi olacak 
Diğer yandan mesleklerini ve kamusal özellikte işletmelerini ayakta tutabilecek 'mesleki örgütlenmenin' nasıl demokratik bir güç olabildiğini de izliyoruz.