AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2010-01-16
Öyle bir ülke hayal edin ki, 'yalan' henüz keşfedilmemiş olsun. Herkes aklından geçeni söylesin.
Akıllara zarar değil mi? Şimdi çıkıp köşe yazarları, kafalarının arkasındaki gizli ajandalarını açıkça ifade etseler; siyasi parti liderleri 'Biz, galiba yanlış yaptık' deseler; çocuklar sınav notlarını gizlemese; Amerika, Irak'a gerçekten neden girdiğini açıklasa; Baykal, 'Doğru dürüst muhalefet yapmayı beceremiyorum' dese... Yalansız dünyanın gözünü seveyim demez miyiz? Kendimizi daha iyi hissetmez miyiz?
***
Dahası var, yalansız dünya devam ediyor; çıtır kızlar, göbekli ve yaşlı sevgiliye sadece zengin olduğu için onunla birlikte olduğunu söylemekten çekinmiyor. Sevgiliye hediye almışsın, 'Zevkime uymuyor, kullanmam' diyor. En güzel halinle gittiğin davette, 'çok rüküş' olduğun pat diye söyleniyor. Doktorlar '6 ay sonra öleceksin' diyor. Komşuya iki kelam sohbete gidiyorsun, 'Ben de 'Yaprak Dökümü'nü izliyordum, nereden çıktın şimdi?' deyiveriyor. Patron maaş çekinin kenarına 'Senden daha iyisini bulsam, seni 2 dakika burada tutmam' yazıyor. Kocan, sevgilisine uğradığı için eve geç kaldığını söylüyor ve özür dileyerek sofraya oturuyor. Restorandaki garson 'Çorbanın içine saç düşmüştü ama alıverdim' diye uyarıyor. Hala, 'yalansız bir dünya'nın gözünü sever miyiz?
***
Akşam, bir romantik komedi film izledik, 'Yalanın Keşfi'... Aynen böyle bir ülke vardı. Yalan, dolan, riya nedir kimseler bilmiyor. Filmin ilk 15 dakikasında bir tuhaf olduk hepimiz. Yalan söylenmeyen bir dünyayı anlamaya çalışırken, kısa devre yaptı beyinlerimiz. Herkes kendini sorguladı içten içe. Dinlerin yalan söyleme ihtiyacından doğması ise filmi daha da tartışılır yapmış. Henüz Türkiye'de gösterime girmedi. Yakındır gelir.
***
Kıssadan hisse; yalanın olmadığı bir dünya çok da cazip değil galiba. Hoşumuza giden yalanları avuç avuç yuttuğumuz, acı gerçekleri yudum yudum içtiğimiz gerçeğini kabullenmiş gidiyoruz işte.
Şırnaklı Asker'den mektup bekliyoruz
Kızımın doğum günü yaklaşıyor. Bu yıl ona, bugüne kadar hiç görmediği, bilmediği bir hediye vereceğim. Havalara uçtu söyleyince. Giderek daha da mutlu olacak. Hemen benimseyecek, çok sevecek, sahip çıkacak. Hediyenin ilk adımını attım. 'kardesinisec.com'la yazışmalara başladık. Hediye, Şırnak Kızılsu Köyü'nden gelecek. 23 kilo ağırlığında. 120 santimetre boyunda. Henüz 10 yaşında. Onay bekliyoruz. Birkaç güne kadar kızımın Şırnaklı bir kardeşi olacak. Adı Asker. Asker'e göndermek istediği şeyler varmış. Harçlığına zam istedi; artık iki kişilermiş. Aldığı ikisine yetmezmiş. Yüzde 20 artış müjdesi verdim. Bir de kumbara aldım. Şimdi Asker'den mektup bekliyor kızım. 1,601 çocuk daha var ağabey ve abla bekleyen. Haberiniz olsun istedim.