AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2010-01-17
Dizi sektöründe kısıtlı zekanın, sıfır yaratıcılığın önemli rol oynadığının farkındayız. Azıcık farklı bir proje gördüğümüzde sevinir haldeyiz.
Ama ben artık aptal yerine konmaya isyan ediyorum. Bize yutturulmaya çalışılan bildik metotlara tahammül etmek istemiyorum.
***
Son zamanlarda dizi yapımcılarının izlediği iki yol var:
Kimi eski edebiyat eserlerini dizilere uyarlıyor, kimi de mafya-delikanlı tarzı benimseyerek yürüyor.
Hadi bunlara lafımız yok.
Peki ama 'medya / magazin' ikilisini yanına alıp içi bomboş, saçma sapan dizileri pompalayanlar ne olacak?
Hatıralarımızdan silinemeyecek kadar saçma ve kötü bir diziydi 'Binbir Gece'.
Reyting rekorları kırdı.
Hikaye bomboştu, senaryo saçma.
Peki nereden yürüdüler?
Tek elle tutulur konu 'Ahlaksız teklif' idi.
Habere aç magazin basınını, 'Çocuğunuzun hayatı için bir adamla 150 bin dolar karşılığında seks yapar mısınız?' sorusuyla tahrik edip uzun bir süre bu sorunun reytingini yediler.
Bu 'başyapıt'ın yapımcısı TMC adlı şirketti...
Yönetmeni ise Kudret Sabancı.
Senaryo ekibi Yıldız Tunç, Mehmet Bilal Dede, Murat Lütfü, Ethem Yekta...
Müzik: Kıraç.
Şimdi aynı yapım şirketi, aynı yönetmen, aynı senarist kadro, aynı müzisyen yeni bir diziye başladılar.
Yine 'yeni bir başyapıt'.
Başrolünü Nurgül Yeşilçay'ın oynadığı 'Aşk ve Ceza' adlı dizi...
Ekip aynı... Taktik de aynı...
'150 bin dolara yatağa girer misiniz?' sorusunun yerini bu kez, 'Aldatılırsanız intikam uğruna bekaretinizi bir yabancıya verir misiniz?' sorusu almış durumda...
Şimdi magazin dünyası ve medya bu soruya yanıt aramakla meşgul...
Dizinin reytinglik konusu baştan belirlenmiş anlayacağınız.
İzleyici 'Kız namuslu mu, namussuz mu?' diye düşünürken diziye kilitlenecek... Hesap bu...
İçerikle, oyunculukla, kaliteyle, senaryoyla, inandırıcılıkla ilgilenen yok.
***
Ben de diyorum ki:
Yahu ahlak sorgulatıcı bir mevzu bulup bunun üzerine gitmeye kafa yoracağınıza, enerjinizi doğru düzgün bir projeye, etkileyici bir dizi yapmaya harcasanıza...
Bıktık artık bu bayat numaralardan!
NURAY MERT OLMAK DA ZOR
BU ülkede kadın olmak zor...
Düşünen, akıllı-fikirli konuşan, idare edilemeyen, kontrol edilemeyen, boyunduruğa alınamayan kadın olmak ise çok daha zor...
Nuray Mert'in durumunun özeti budur bence.
Hayranlık mekanizmasını pek sevmem, hayran olmayı bilmem.
Ama 'Hayran olacak bir kadın seç' derseniz düşünmeden Nuray Mert'i seçerim.
Artık sağlamlığı mı dersiniz, duruşu mu bilemem ama onu seçerim işte...
Geçen akşam TV 8'de yaşanan tartışmayı izlerken aklımdan geçenler bunlardı işte.
Bir tarafta saçma sapan, mantıkla bağdaşmayan laflar sarf edenler, diğer tarafta ise kendisini o saçmalıklardan sıyırarak ifade etmeye çalışan bir kadın...
Vasatla, düşük zekayla, sınırlı bilgiyle tartışmak, o adamların seni yorumlamasını dinlemek, sakat fikirlerine maruz kalmak yorucu.
Medya dünyasında kalem oynatan, fikir beyan eden onlarca adam yerine bir Nuray Mert'i tercih ederim... Hiç düşünmeden...