AKŞAM GAZETESİ | Barış Kocaoğlu | 2010-01-17
Hollywood'a bomba gibi düşen, çevreci mesajı, izleyeni mest eden görüntüleri ile teknolojinin son ürünü olan Avatar, sinema sektöründe 2009 yılının son günlerini hareketlendirmişti. Avatar'ın hemen ardından vizyona giren Yahşi Batı ise 2010'un ilk günlerinde özellikle Türk Sineması için yine kırılması zor bir rekora imza atmış ve sinemadaki hareketlenmeyi dalgalanma haline dönüştürmüştü. Bu yılın beyazperde açısından şanslı geçeceğinin tek göstergeleri Avatar ve Yahşi Batı değil elbette. Şimdi tüm gözler Şahan Gökbakar'ın üzerine çevrilmiş durumda. Yahşi Batı vizyona girdiği ilk günden itibaren, sinema eleştirmenleri tarafından bile 'Recep İvedik' serisi ile kıyaslanmaya başladı. Hangi filmin daha çok güldüreceğinin yanı sıra iki filmin gişe rakamlarının karşılaştırması da yılın en moda tartışmalarından biri haline geldi. Şahan, bir zamanlar ustası olan Cem Yılmaz'ın rakamını geçeceği konusunda kendisinden oldukça emin. Bunu da "Recep İvedik, ilk 3 günde 1 milyon 250 bin izlenme rakamına ulaşmıştı. Bu yüzden endişe duymuyorum" sözleriyle de bu iddiasını ortaya koydu. Bir filmin ne kadar izlendiği, hasılatının miktarı tabii ki önemli rakamsal değerler. Fakat bence asıl önemli olan, piyasaya çıkan film, Türk Sineması'nı teknik, senaryo ve oyunculuk adına bir adım ileriye götürebiliyor mu? Bence asıl sorun bu. Bu açıdan baktığımızda Cem Yılmaz'ın Yahşi Batı filmi, yeni kuşağın çevirdiği ilk western yapım olarak öne çıkıyor. Zaten filmin bütçesi de teknik imkanların nasıl kullanıldığını gösteriyor. Yahşi Batı, senaryo olarak bazı klişeleri içerisinde barındırsa da Cem Yılmaz'ın kıvrak zekası sayesinde farklı bir yapım olarak öne çıkıyor.
EJDER KAPANI'NDA BİZİ NE BEKLİYOR?
Yine gişe kaygısını bir kenara koyduğumuzda yılın en merak edilen yapımlarından biri de bence 'Ejder Kapanı'. Ezel dizisi ile karizması bir kere daha parlayan, oyunculuğunu gün geçtikçe geliştirdiğini gördüğümüz Kenan İmirzalıoğlu ile sinemasının özgün dili ile dikkat çeken, özlediğimiz Uğur Yücel'i beyazperde de bir kez daha görme şansını yakalayacağımız bu film benim kadar çevremdeki pek çok kişi tarafından da merak unsuru. Nejat İşler'in bence çok da başarıyla oynayacağı bir psikopatı canlandıracağı bu film Türk Sineması'nın polisiye tarzındaki eksiğini doldurmaya yetecek. Hayatla derdi olan, sinemayı bir adım daha ileriye götüreceğine inandığımız yapımları daha çok görmek sanırım benim gibi sinemaseverlerin en büyük isteği. Gişeye değil, sektöre hizmet eden filmleri her zaman desteklemeye hazırız.
Haftaya görüşmek üzere...