Her zaman ifade ettiÄŸim inancımı bir kez daha tekrarlayayım: 'Ülkenin içinden geçtiÄŸi dönemde Genelkurmay BaÅŸkanlığı koltuÄŸunda Orgeneral İlker BaÅŸbuÄŸ'un oturuyor olması ülke adına büyük talihtir...
Buna raÄŸmen iletiÅŸim konusunda Orgeneral BaÅŸbuÄŸ'u belki deÄŸil ama TSK'nın iletiÅŸim refleks-lerini atalet içinde ve demode bulduÄŸumu da defaatle dile getirmiÅŸimdir...
PaÅŸa, halkın en üst düzeyde güvendiÄŸi ve itibar skalasında en yukarılara koyduÄŸu ordusunun algısını hak ettiÄŸi düzeyde tutmak için yırtınıyor... Ancak yetmez... Çünkü o zaman ortaya sadece savunma hattı kuran ve tüm aksiyonlarını ve reflekslerini savunmaya göre ayarlayan bir yapı çıkıyor...
Hangi futbol takımı sadece savunma yaparak maç kazanabilir?.. Hangi ordu sadece savunma yaparak savaÅŸ kazanabilir?..
Silahlı Kuvvetler 'siyasi iletiÅŸimin' içine çekilmek istenmiÅŸ, savunmaya kilitlenmesi arzulanmıştır... Her iki hedef de tam 12'den vurulmuÅŸtur...
***
Bakın dünkü Hürriyet'in 22'nci sayfasında haber nasıl verilmiÅŸ: 'Orgeneral BaÅŸbuÄŸ, Genelkurmay'da Kazım Karabekir için düzenlenen törenden sonra gazetecilerin ısrarları üzerine NATO toplantısına gitmeyi erteleyerek salona döndü. Darbe iddialarıyla ilgili açıklaması sırasında sık sık kürsüyü yumruklayan BaÅŸbuÄŸ, 'Öyle bir durumdayız ki, hiçbir ÅŸey söylemesek o da yanlış yorumlara gidecek. Bu konulara iliÅŸkin düÅŸüncelerimi sizlerle paylaÅŸmanın yararlı olduÄŸunu düÅŸündüm' dedi.'
Ne denmek isteniyor?..
Tören bitmiÅŸ. BaÅŸbuÄŸ salonu terk ediyormuÅŸ. Gazeteciler ısrarcı olmuÅŸlar. İlker PaÅŸa da geri dönmüÅŸ... VurmuÅŸ yumruÄŸunu kürsüye, sonra da vermiÅŸ veriÅŸtirmiÅŸ...
Senaryonun böyle olması mümkün deÄŸil. Orgeneral BaÅŸbuÄŸ'u bir lokma tanıyanlar onun böyle 'doÄŸaçlama sinir krizleri' geçirmeyeceÄŸini, 'aÄŸzına geleni söylemeyeceÄŸini' bilirler...
Peki o zaman Hürriyet'in böyle bir yorum yapmasına zemin saÄŸlayacak mizansenin yaratılmasının ne lüzumu var? Ne lüzumu var İlker PaÅŸa'yı, gergin bir savunma stratejisinin, stratejik açıdan tamamen yanlış ve gergin dikenli tellerinin arkasına atmanın?..
***
Genelkurmay BaÅŸkanı'nın medyayı alıp karlar altında görev yapan daÄŸ komandolarının yanına götürmesi, Afganistan'da görev yapan birlikleri ziyaret etmesi onlarla o ortamda TSK'ya Afganistan'da verilen görevi tartışması, Hava Kuvvetleri'ne yeni eklemlenen ileri teknoloji ürünü alet edevatı göstermesi, hücumbotlara, amfibi birlikleri taşıyan teknelere, firkateynlere bindirip dolaÅŸtırması, dünyanın dört bir yanından gelen askeri ataÅŸelerle yapılacak bir ufuk turu seminerine katılmalarını saÄŸlaması, Gölcük'teki Donanma Komutanlığı'nın veya Deniz Kuvvetleri EÄŸitim birimlerinin yaptığı gibi, yakın çevre iliÅŸkilerinde (community relations) TSK'nın kendisini ifade etmesini zorunlu kılması; araÅŸtırmalar yaptırıp yayınlaması ve bilgi ve bilimin yoÄŸunluk kazandığı TSK merkezlerini medya ile paylaÅŸması; bütün bunları yapıp TSK'ya saldıranları kendi melanetleri içinde yok olmaya mahkum etmek varken, Komutan'ı böylesine bir siyasi kavganın içine çekmek, ancak beceriksiz muhalefetlerle ve TSK'yı halkın gözünde zayıflatmak isteyenlerin ittifakı sonucu oluÅŸabilecek bir ortamdı...
***
Muhalefet 'Hattı Müdafaa'yı adam gibi kuramayınca 'Sathı Müdafaa'yı tesis etmek tabii ki Silah Kuvvetler'e kalmaktadır... Söz konusu vatan olduÄŸu zaman TSK iÅŸi kimselere 'delege' edemez. Aldığı eÄŸitim, Türk Milleti'nin ortak ruhi ÅŸekillenmesinin kendisine yüklediÄŸi 'genler' bunu gerekli kılar... Nasıl orduların saldırıya geçtiÄŸi zaman 'Allah Allah' diye bağırmaları herhangi bir yasada yazılı deÄŸilse; bu genlerin de 'kaydı' herhangi bir 'kozmik odada' yoktur.
Bir kez daha altını çizelim: Ne Türkiye Danimarka'dır ne de Türk Ordusu Danimarka Ordusu... Hele Türk Genelkurmay BaÅŸkanı'nın onların baÅŸkanıyla hiç alakası yoktur...
BaÅŸta muhalefet olmak üzere Genelkurmay BaÅŸkanı'nın yumruÄŸunu kürsüye vurduranlar utansın...