Genelkurmay, adının Balyoz olmadığını iddia etse de, artık kamuoyunda genel kabul görmüÅŸ haliyle 'Balyoz Harekat Planı' son tartışma konumuz. Bu seferki plan, medyada diÄŸer bütün darbe haber ve spekülasyonlarından daha fazla yer buldu. İlker BaÅŸbuÄŸ da dün kanımca her kesime yönelik uyarılarda bulundu. (Cami bombalaması fantezisini geliÅŸtiren her kim ise, vicdansızlar lafıyla onu kastetmiÅŸtir diye düÅŸünüyorum.) Taraf gazetesinde çıkan raporlara ve ses kayıtlarına dışarıdan katkıların olup olmadığını da zaman içerisinde göreceÄŸiz. Ben bazı eklemelerle olayın vahametinin artırıldığına inanıyorum.
Adil Gür tarafından yapılan son araÅŸtırmada, orduya olan güvenin bugüne kadar hiç olmadığı oranda düÅŸtüÄŸü ve %60'lara kadar indiÄŸi görülüyor. Bu çok ciddi bir durum ve tüm bu ortaya çıkanlar, ister birileri tarafından suni olarak üretilmiÅŸ olsun, isterse bazı gizli gerçeklerin ayyuka çıkması olarak deÄŸerlendirilsin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin acilen bir özeleÅŸtiri yapmasını zorunlu kılıyor. İtibar yönetimi ve imaj stratejisi askerlerin pek de beceremediÄŸi ve profesyonel yardıma ihtiyaç duyduÄŸu alanlar diye düÅŸünüyorum. Lakin bunlar dış ambalaja yönelik olarak gereken düzenlemeler ama kuÅŸkusuz bir de paketin içine iliÅŸkin yapılması gerekenler var.
Balyoz Planı sonrası kafama takılanları özetle sizlerle paylaÅŸayım.
1- Balyoz'un, Genelkurmay'ın da açıkladığı biçimde bir harp oyunu senaryosu olduÄŸu iddiasını kabul ediyorum. Dünyanın her yerinde ordular bu tip hazırlıklar yapar ve hayali senaryolar üzerinden olası bir savaÅŸ durumunda neler yapacaklarına iliÅŸkin ön toplantılar düzenlerler. ÖrneÄŸin bu senaryoda Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkardığı ve sonucunda bir Türk-Yunan savaşı çıktığı öngörülerek, ne tür önlemler alınacağı konuÅŸulmuÅŸ. Bunlar makul; zira harp oyunu senaryolarında en uç noktalarda hayallerin kurulması da söz konusu olabilir. Ancak bu tür senaryolarda askerler kendi halklarına karşı ne denli acımasız olacaklarını, İstanbul'un tepesine nasıl çökeceklerini filan konuÅŸmazlar. Aksine halklarını nasıl koruyacaklarını, ÅŸehirlerinin tepesine çökeceklere karşı nasıl direneceklerini planlarlar. Demokratik yollardan iktidara gelen hükümetleri nasıl alaÅŸağı edeceklerini deÄŸil, savaÅŸ sürecince hükümetin etkin bir biçimde görevde kalmasını nasıl saÄŸlayacaklarını hesaplarlar. Meclis'i kapatmayı deÄŸil, açık tutmayı hedeflerler. Öyle olması gerekir!
2- Bu senaryodaki harp oyununun olayın dış tehdit boyutunun çok ötesinde bir iç tehdit algısı ile yönetildiÄŸi anlaşılıyor. Yani, Türkiye'nin bir savaÅŸa girmesi halinde dönemin hükümetine(!) oy veren irticacı halkın bir ihanet içerisine gireceÄŸi düÅŸünülmüÅŸ. Hatta bir süre sonra konu tamamen iç tehdide odaklanmış. Burada da kanımca vahim bir ön yargı söz konusu. Kendi halkının bir bölümünü potansiyel düÅŸman olarak gören ve AKP'ye oy verdikleri için onları cezalandırmayı düÅŸünen bir tutum var ortada. (Plan AKP'nin ilk seçildiÄŸi, halkın bir kesiminin de büyük bir panik havası yaÅŸadığı, Türkiye'nin ÅŸeriat öcüsünün hortladığı dönemde yapılmış. Askerlerin bir kısmında da aynı endiÅŸeler hakim olduÄŸu açık) Ancak hatırlatmak isterim ki, ordumuz Türk halkını kategorilere ayırarak yalnızca sevdiklerine deÄŸil, herkese hizmet etmekle yükümlü. Ayrıca kiÅŸiler hükümeti beÄŸenmek zorunda olmasalar da, kurumlar yasal ve yetkili birimlere hizmette kusur etmemek durumudalar. Bu açıdan tepeden bir 'milli mutabakat hükümeti' kurmak yerine, demokrasi konusundaki milli mutabakatımıza katkıda bulunmak daha önemlidir inancındayım.
3- Mustafa Kemal Atatürk'ün yanlış anlaşıldığını ve onun gibi olma çabasının (yasal hükümetin kararlarına raÄŸmen; ona karşı mücadele etmek gibi) bazı askerleri yanlış yönlendirdiÄŸini düÅŸünüyorum. Atatürk halka raÄŸmen deÄŸil, halktan aldığı meÅŸruiyetle yola devam etmeye çalışan bir liderdi. Bazı uygulamalar açısından bugünün koÅŸullarında eleÅŸtirilse bile, 20. yüzyılın ilk yarısında baÅŸka tür bir liderlik düÅŸünülmesi imkansızdı. Hepimiz onun kötü taklitlerden sakınmak durumundayız.
4- Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 8 yıl öncesine göre çok daha demokrat, bilinçli ve akıllı olduÄŸunu görmek gerekiyor. GeçmiÅŸin yükünü bugünün sırtına yüklemek yerine, el birliÄŸi ile geleceÄŸi kurgulamak zorundayız. Unutmayalım TSK'nın alternatifi yok(!)