AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2010-01-27

kategori2

Taraftarlara ayıp ediyorlar

Sporcuların spor ahlakı gittikçe kan kaybediyor. Dünya birincisi atletimiz Süreyya Ayhan, doping olayı yüzünden spordan ömür boyu men edildi. Galatasaraylı basketbolcu, arkadaşının adına forma giyip sahaya çıktığı için cezalandırıldı. Gökdeniz Karadeniz ve İlhan Cavcav, suç perdesini araladılar. Bunlar ahlak kavramındaki bozukluklardan hayat bulabilen oluşumlar değil mi?
Brezilyalı futbolcular Türkiye'ye akın ettikten sonra ahlak virüsünü sanki futbolcularımıza bulaştırdılar. Kelepçeli aşklar, yurt dışı kaçamakları, bol gece mesaileri yapmalar, spor sayfasından magazin sayfalarına taşınmalar, yaralanmalar, takla atmalar aldı başını gidiyor. Bu nedenden futbolcularına en büyük harcamayı yapan Fenerbahçe ile Galatasaray takımları son ayda galibiyet yüzü göremediler.
Geçen yıl Süper Ligi bitirdikleri 4 ve 5. sıralara doğru, bu yıl da yavaş yavaş kayıyorlar. Bedensel enerjilerinin çoğunu futbol yaşamları yerine sosyal yaşamda tüketenler, maçlarda ilk 45 dakikayı yorulmamak için kendi yarı alanlarında yan paslar yaparak geçiriyorlar. Böylece gecenin yorgunluğunu atmaya çalışıyorlar. Yine de 60. dakikadan sonra yürüyemez hale geliyorlar. Dört futbolcusu sakat olan İBB ile yapılan maçın son on dakikasında Galatasaraylı futbolcuların tamamının kalelerini savunuyor olmaları ve panik ve çırpınmaları bir zamanlar Real Madrid'in, Barcelona'nın, Milan'ın, Roma'nın, Liverpool'un ve Mahchester United'in bile böyle bir konuma düşüremediği bu takımın nerelerden gelip nerelere düştüğüne üzülmemek mümkün mü?
Fenerbahçe'nin Kasımpaşa ve Eskişehir mağlubiyetlerinin nedeni de; futbolcularının yürüyerek oynamak istemeleri değil mi? Ülkemizin en pahalı ekipleri, eurolarını da tıkır tıkır alıyorlar, bu paraların nereden geldiğini bilmiyorlar mı? Statları dolduran taraftarların varlığı ile bu paralar ceplerine giriyor. Onlara en azından saygı duymaları gerekmez mi? Yemeklerinden kesip artırdıkları para ile sizleri izlemek için statlara geliyorlar, ama onları futbolcular acı ve hüsranla evlerine göndermeye utanmıyorlar.
Ne başkanlar, ne de yöneticiler suçlu. Teknik direktörler, koşmamak için sahaya çıkan futbolculara ne yaptırabilirler ki! Tutturmuşuz bir hakem ve teknik direktör hataları teranesi gidiyoruz. Onların suçunu örten bir örtü yaratıyoruz. Bence geçen haftaki yazımda da belirttiğim gibi başarısızlıkların tek suçlusu, spor ahlakını yitirmiş futbolculardan başkası olamaz. Onlar velinimetleri olan taraftarlarına ayıp ediyorlar.