AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2010-01-27

kategori2

Davos başlarken!

Davos' adı ile ilk tanışmam 1950'li yılların başında oldu. O günlerde Almanya'da Türkoloji doktorası yapan babam, ağabeyim ile bana Davos marka bir kar kızağı hediye getirmişti. Epey keyif yaptık, bizim mahalledeki tüm çocuklar, bakır tepsiler, peynir tenekeleri ve merdiven gibi şeylerle yokuş aşağı kayıp, kar ve kızak zevkini tatmin ederken, Davos marka lüks kızağımız epey sükse yapmıştı. Davos adı da oradan aklımda kaldı. Ancak çok sonra, Davos'un bir kızak markası değil, küçük bir İsviçre Kasabası'nın adı olduğunun farkına vardım. 1971 yılından sonra Davos Kasabası giderek moda ve 'in' oldu. Ben ise Davos toplantılarına hiç gitmedim.
Klaus Schwab adlı bir Alman tarafından 1971 yılında kurulan ve her yıl Davos'ta toplanan World Economic Forum, önce bir fikir alışveriş merkezi olarak kurulmuştu, sonraları ise bankacı, sanayici, iktisatçı ve siyasetçiler ve medya tarafından işgale uğradı.
Ancak bu yıl kırkıncısı yapılacak ve 27-31 Ocak arasında gerçekleşecek olan Davos WEF toplantılarında pek fazla bankacı ve siyasetçi olmayacak. Bankacılık çok gündemde, oldukça konuşulacak, ama bankacı pek bulunmayacak. Tabii Nouriel Roubini, Joseph Stiglitz, Niall Ferguson  ve muhtemelen George  Soros, eminim, orada olacaklar.
Bu yıl aslında kimlerin geldiği değil, kimlerin gelmediği önemli.
Obama orada olmayacak, yani gelmiyor. Ülke içinde çok eleştiri almaya başlayan Obama, ülkesinde kalacak, ABD bütçesini açıklayacak ve 'State of The Union Adres' denen yıllık vatandaşlarına hitap  konuşmasına hazırlanıyor. Fakat Obama tarafından geçtiğimiz hafta perşembe günü açıklanan radikal ABD bankacılık reformu Davos'ta çok tartışılacak.
İngiltere'yi temsilen Gordon Brown orada olacak. Kendi ülkesinde sürekli hırpalanan Gordon Brown Davos'ta biraz rahatlıyor, en azından saygı görüyor.
Geçen yıl Çin Başkanı gelmişti. Bu yıl kendisi yok, yardımcısı Li Kiqiang bulunacak.
Brezilya Başkanı Lula orada olacak.
Kore Başkanı Lee Myung-Bak ise açılış konuşmalarından birini yapacak.
Başbakanımız R.T.Erdoğan ve Bakanlarımız da zaten orada olmayacaklarını önceden deklare etmişlerdi.
Değerli Türk dostu (?)  Fransız Sarkozy orada hazır olacak, ülkesinde yerlere inen ratingini, uluslararası bir görüntü ile yükseltmek niyetinde ve bir de konuşma yapacak! Böylece bir Fransız Başkanı ilk defa Davos manastırına girmiş olacak!
Yerlerde sürünen  İspanya'nın Başbakanı J.L.R.Zapatero da orada olacak.
Simon Peres ve Bill Clinton da gelecek!
Bu yılki Davos toplantılarının teması 'Rethink, Redesign, Rebuild', yani 'Yeniden düşün, yeniden tasarla, yeniden inşa et' diye tercüme edilebilir. En çok 'yeniden inşaat'  gerektiren sektör tabii ki finans ve bankacılık.
Ama mesela Obama'nın önemli danışmanı ve bankacılık konusundaki yeni düzenlemelerin felsefesini belirleyen kişi olan Paul Volcker da orada olmayacak. İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mervyn King de gelmeyecek. Merkez Bankası Başkanımız Durmuş Yılmaz ise orada olacak. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean Claude Trichet de 'hazirun' arasında.
ABD kanadında en üst düzey kişi olarak Obama'nın danışmanı iktisatçı Larry Summers geliyor ve böylece ikinci defa peş peşe Davos'a gelmiş olacak. Dedikodulara göre Summers Volcker tarafından geçtiğimiz günlerde gündeme getirilen bankacılık reformuna karşı imiş ve bu nedenle de 'kendi desteklemediği bir reformu savunmak' zorunda kalabilir.
Finans cephesinde bugünlerde çok gündemde olan Goldman Sachs kurumunun yöneticisi Lloyd Blankfein da gelmeyenler arasında, bankacılık ve finans tartışmaları onsuz yapılacak. Sektörlerini savunmak üzere orada olacak olan bankacılar arasında Deutsche Bank'tan Joseph Ackermann, Barclays Capital'dan Bob Diamond ve Blackstone'dan Stephen Schwarzman sayılabilir.
Reel ekonomiyi, bankacılara karşı savunmak için ise Toyota'dan Akio Toyoda, Arcelor Mittal'den L.Mittal, Kraft'dan I.Rosenberg, Google'dan Eric Schmidt, BP'den Tony Hayvard, Anglo American'dan C.Carroll bulunacak. Tabii ki Robert Murdoch da orada , Bill -Melinda Gates Vakfı'ndan Melinda da! Hindistan ise Wipro'dan Azim H.Premji tarafından temsil ediliyor. 
2007 yılında Davos'ta en çok konuşulan konu resesyon olmayacağı idi, 2008 yılında  en çok konuşulan ise çöküş olup olmayacağı olmuştu. 2009 yılında toparlanma gelecek mi teması gündemde idi. 2010 ise ne tür bir toparlanma ve değişim gerçekleşiyor olacak gibi.
Ama ortada bir acı gerçek var, her tür kişi konuşacak ama, bankacıların modası oldukça geçmiş bulunuyor. Bankacılara reaksiyon kabaca otuz yıl kadar evvel sendikacılara hitap eden suçlamalar gibi olacak diye düşünülüyor.   
Gerçek olaylar ve siyasetçiler bankacıları yeni bir realizme ve sorumluluğa doğru götürmek zorundalar. ABD'deki yeni Obama bankacılık reformunun, Avrupa topraklarındaki tartışması bu olaya hizmet edecek gibi gözüküyor. Biz de bugünlerden birinde ABD bankacılık reformunu tartışacağız.