AKÅžAM | PAZAR | 31 OCAK 2010, PAZAR

Türkiye'de darbe tehlikesi hala var

Balyoz Darbe Planı Taraf Gazetesi'nde yayınlanınca gazetecilerin sınıflandırıldığı iki liste çıktı ortaya. Faydalanılacaklar ile tutuklanacaklar...

Bu listelerdeki pek çok isim tepkisini nedenleriyle yazdı, tavrını ortaya koydu. Darbe anında tutuklanacak gazeteciler listesinde olanlar toplu olarak yargıya baÅŸvururken darbecilerin faydalanacağı gazeteciler arasından sadece Mehmet Y. Yılmaz çıktı ve dedi ki 'bu listeyi yayınlayanlar hakkında dava açacağım.' Bu nedenle ziyaret ettiÄŸim Mehmet Y. Yılmaz'la son dönemin medya üzerinden ÅŸekillenen siyasi tartışmalarını konuÅŸtuk; söz konusu Mehmet Y. Yılmaz gibi ilgi alanları geniÅŸ bir gazeteci olunca aÅŸk, futbol ve yemek de kaçınılmaz olarak söyleÅŸinin konusu oldu...

- Taraf'a dava açacağınızı yazmıştınız, ne aÅŸamadasınız?
Herkes birilerini bir listeye yazabilir, bu bir ÅŸey deÄŸil; ama bunun yayınlanarak alenileÅŸtirilmesinin arkasında bir amaç olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Balyoz Planı gibi bir haber bir gazete yöneticisinin önüne geldiÄŸinde, yapılacaklar bellidir; kendine göre check eder ve yayınlar. Bu tür bir haberi, ben olsam, ben de yayınlardım ama söz konusu listenin bir akıl süzgecinden geçirilmesi gerekirdi. 28 Åžubat sürecinden beri yazdığım yazılar arÅŸivlerde duruyor; böyle birinin 'askeri darbede yararlanılacak gazeteciler' listesine konmasından bir gazete yöneticisinin ÅŸüphe duyması gerekirdi. Åžüphe duymuyorsa ya dünyadan haberi yoktur ya da kasıtlıdır. Ben kasıtlı olduÄŸunu düÅŸünüyorum. Zaten o nedenle dava açmayı düÅŸünüyorum. Avukatlarımla konuÅŸtum. Onlar nasıl bir dava açacaklarına karar verince davayı açacaklar...

- Belgelerin ortaya çıkışıyla ilgili detayları nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?
Belli ki Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir grup var ve bunlar bütün güçlerini bazı belgeleri toplamaya adamış ve belli aralıklarla kendilerine en yakın buldukları, sorgusuz sualsiz yayınlamaya yatkın olan Taraf Gazetesi'ne veriyorlar.

TARAF'IN ARKASINDA GÖRÜNMEYEN BİR PARA KAYNAÄžI MI VAR?
- Bir gazeteci olarak nasıl buluyorsunuz Taraf'ın kuruluÅŸunu ve yayın politikasını?
Bazı temel mesleki kuralların ihmal edildiÄŸini görüyorum; araÅŸtırmacı gazetecilik sana verilen dosyaları olduÄŸu gibi yayınlamaktan ibaret deÄŸildir. Öte yandan, Taraf küçük bir sermayeyle kurulmuÅŸ bir gazete; uzun seneler gazete yöneticiliÄŸi yaptım, kağıt kaça alınıyor, Taraf'ın giderleri neler olabilir tahmin edebiliyorum; tirajına ve reklam durumuna bakarak gelirlerinin ne olabileceÄŸini tahmin etmek de zor deÄŸil. Böyle bir gazetenin bunca zamandır ayakta kalabiliyor olması da ilgimi çekiyor! 'Arkasında görünmeyen bir para kaynağı mı var' diye düÅŸünüyorum. 

- Listelere dönersek, siz 28 Åžubat'tan sonra yazdıklarıma bakılsın diyorsunuz ama bugün hakkınızda '28 Åžubat'ta neler neler yazmıştı' diyenler de var...
Ne yazmışım? Çıkarıp yayınlayamazlar! Hakkımda böyle yazanlar, üzerimde kuÅŸku yaratmaya çalışıyor... 

- Hasan Cemal ve Cengiz Çandar'ın Balyoz Planı ile ilgili Taraf Gazetesi ekibini canlı yayına çıkaracağı gün çaÄŸrı yapmış ve 'gazeteciliÄŸin gereklerini yerine getirsinler' demiÅŸtiniz. Getirdiler mi?
Programın bir bölümünü izledim ve izlediÄŸim bölümlere bakarak ÅŸunu söyleyebilirim: Hasan Cemal ve Cengiz Çandar'ın yayınlanan ÅŸeylerle ilgili hiçbir kuÅŸkusu yok; tam amiyane tabirle 'körler sağırlar birbirini ağırlar' ÅŸeklinde bir sohbet gerçekleÅŸtirdiler. Oraya gazetecilik yapmak üzere çıkmış bir insanın önündeki belgeleri de sorgulaması, karşısındaki muhatabını da ÅŸu anda sorduÄŸumuz soruların cevaplarını vermeye zorlaması gerekiyordu. Yapmadılar! Ben de bundan kuÅŸku duymuÅŸtum.

- Türk medyası, son dönemde her meselede ortadan ikiye ayrılarak kutuplaşıyor. Neden?
AKP'nin medyayı yeni baÅŸtan ÅŸekillendirme isteÄŸi ortaya çıktığından beri yandaÅŸ medya diye tabir ettiÄŸimiz kesimdeki gazeteciler, köÅŸe yazarları, attıkları manÅŸetlerle, yazdıkları yazılarla AKP'ye muhalif olan kesimi 'darbeci, asker yanlısı, demokrasiyi içine sindirememiÅŸ insanlar' olarak tarif etmeye çalışıyor. Böyle bir saldırıyla karşı karşıya kalınca da insan ister istemez kendini savunmak zorunda kalıyor, ayrışma da böylece giderek keskinleÅŸiyor. Åžöyle bir algı oluÅŸturuldu: EÄŸer AKP'ye karşıysan, herhangi bir nedenle AKP iktidarını eleÅŸtiriyorsan otomatik olarak darbeciler sınıfına giriyorsun; bu düÅŸünsel bir terör ortamı yaratmayı hedefliyor ve 'söylediklerini, düÅŸündüklerini yazma' anlamına geliyor. 

- Medyada dizayn süreci ne zaman baÅŸladı?
Tam olarak 28 Åžubat'tan sonra çünkü siyasal İslamcı kesim, 28 Åžubat'ın birinci sorumlusu olarak askerleri ve onlarla eÅŸdeÄŸer sorumlu olarak da genel medyayı gördü. Ondan sonra da bu gazetelerde çıkan yazı ve yorumlara karşı sistematik bir yıpratma ve yalanlama kampanyası baÅŸladı. Genel medyanın halk gözündeki güvenilirliÄŸi sarsılırsa bir daha benzer bir süreçte rol oynayamaz diye düÅŸünmüÅŸ olmalılar. İkinci olarak, AKP iktidarının medyayı ÅŸekillendirme isteÄŸinin ortaya çıkmasından sonra bunu biraz daha hızlandırıp keskinleÅŸtirdiler. 

- Peki, bugün 2010 Türkiye'sinde darbe olabilir mi?
Uluslararası konjonktür uygun deÄŸil ayrıca Türk toplumunun demokrasi algısı ve inancı, bundan 20-30 sene öncesi gibi deÄŸil ama yine de olabilir! Türkiye'de güçlü bir sivil toplum hareketi, güçlü sendikalar yok. Halkın demokratik siyasete, demokratik bir ortamda katılmasının yolları da kapalı. Sistemin temel güvencesi olması gereken yargı üzerinde ciddi bir tartışma sürüyor ve yargı o rolünü yerine getiremiyor. Bir de DoÄŸu toplumlarına özgü, otoriteye aşırı güven gibi inançları da var bu toplumun. Darbe tehlikesi vardır ve ona göre davranmak gerekir. Onun yolları da demokrasiyi güçlendirmekten geçer.  

- Mevcut iktidar da, kendi dönemlerinde özellikle demokrasinin ne kadar geliÅŸtiÄŸine vurgu yapıyor, katılmıyor musunuz? Çünkü bir yandan da sivil vesayet tartışılıyor ve siz yazılarınızda sivil vesayetin varlığını destekliyorsunuz.
AKP hükümeti hiçbir ÅŸey yapmamıştır diyemeyiz. Yaptılar, fakat, AKP hükümeti demokratik bir çoÄŸulculuÄŸa razı mı onu göremiyorum. İşte BaÅŸbakan'ın tavrından baÅŸlıyor... Aykırı bir ÅŸey söyleyeni 'sen sus' diye azarlıyor; sendikalara karşı; sivil toplum kuruluÅŸları bir ÅŸey söylediÄŸinde onlara karşı; yargıyı daha da siyasileÅŸtirme çabası içinde; medyayı deÄŸiÅŸik cezalarla, el deÄŸiÅŸtirmelerle sıkıştırıp tek sesli hale getirme hevesi içinde; böyle bir iktidarın demokrasiyi güçlendirdiÄŸini düÅŸünemem.

GAZETECİLİK YILMAZ-ÇİLLER KAVGASINDA BİTTİ
- Peki, son dönemde söyleÅŸi yaptığım tüm gazetecilere soruyorum ve herkesten farklı yanıtlar alıyorum, sizce Türkiye'de gazeteler kendilerine vehmedildiÄŸi kadar güçlü mü?
DeÄŸil, çünkü bizim medya düzenimizde önemli problemler var, bunlar bugün ortaya çıkmadı. Gazetecilik, Tansu Çiller-Mesut Yılmaz kavgasına gazetecilerin dahil olmasından itibaren çarpıldı. Gazetecinin iÅŸi kenarda durup topluma bir ayna tutmak ve o aynada ne varsa onu yazmaktır. O görevin yerine getiriliÅŸinde sorun var.

- Olaylara ayna tutmak yerine müdahil mi olundu?
Evet. Hatanın temeli gazetecilerin kendilerini siyasi oyuncu gibi görmeleri oldu. 

- Bu bir özeleÅŸtiri sayılabilir mi? Siz de sonuçta yıllarca iki önemli gazeteyi yönettiniz...
KiÅŸisel olarak bundan uzak durdum. YönettiÄŸim gazetelerde de bundan uzak durmaya çalıştım ama bir gazetenin yaptığından diÄŸer gazetelerin de etkilenmemesi söz konusu deÄŸil. Mutlaka etkilenmeler olmuÅŸtur ama kendi adıma siyasetçilerle yakınlaÅŸmadım, hiçbiri arkadaşım deÄŸil.

- Bu anlamda en çok ErtuÄŸrul Özkök eleÅŸtirildi. Özkök'ün görevden alınmasını nasıl deÄŸerlendirdiniz?
Zaten yaşı itibarıyla gazetesinin başından ayrılması kesinleÅŸmiÅŸti, bu sene olmasaydı gelecek sene 65 yaşına geleceÄŸi için görevini bırakacaktı. Ama DoÄŸan Grubu'nun hükümet tarafından ağır bir saldırı altında kalması ve onun birinci sorumlusunun da Hürriyet'in Genel Yayın Müdürü olarak sunulması bunu biraz öne çekti. Böyle bir yıpratma kampanyasına karşı, böyle bir sinir harbini taşımak kolay deÄŸil. ErtuÄŸrul'un bırakmasında ÅŸaşılacak bir ÅŸey yok. Burada haksızlığın Enis BerberoÄŸlu'na yapıldığını düÅŸünüyorum. Hükümet ErtuÄŸrul'u istemedi, onun yerine hükümetle iliÅŸkileri düzelsin diye Enis geldi gibi bir hava yayılmaya çalışıldı bazı çevrelerce. 

- Yayın yönetmenliÄŸi kiÅŸinin egosunu nasıl etkiler?
İnsanlar sabah kapılarını açıp gazetelerini aldığında herkes senin fikrini, hayata bakışını, haberleri deÄŸerlendiriÅŸini algılıyor. Dolayısıyla bir iktidar duygusu veriyor ama 'bir kez genel yayın müdürü olduktan sonra baÅŸka bir ÅŸeye dönüÅŸemezsin' iddiası doÄŸru deÄŸil, iÅŸte ben genel yayın müdürlüÄŸünü bıraktığımın ertesi günü köÅŸe yazarı olabildim. 

- Muhalif yazılar yazıyorsunuz, kendinizi tehdit altında hissediyor musunuz?
Hissetmiyorum. En fazla ne olur, bu yazı yazdığım köÅŸeyi kaybedebilirim. Bir suç uydurup hapse atarlar, gelip vergi kaçakçısısın diye cezalar vermeye kalkarlar. Ama bu korkuyla yazmaya baÅŸlarsan, o zaman sen sen olmaktan çıkarsın, o nedenle korkunun faydası yok.

- Polemikten kaçmıyorsunuz ama son dönemde polemiklerde tartışmalar kiÅŸilerin özel hayatlarına kaymaya baÅŸladı. Bundan mustarip misiniz?
Evet ve o nedenle ben de yazılarımda birine karşı bir ÅŸey yazıyorsam, onun yazdığı fikirle ilgili görüÅŸlerimi yazıyorum, kiÅŸiliÄŸinden bahsetmiyorum. KiÅŸiselleÅŸtirmeyi doÄŸru bulmuyorum. GeçmiÅŸte yapmadım mı, yaptım ama artık doÄŸru bulmuyorum.

Åžampiyonluk yarışı Fenerbahçe ile Galatasaray arasında geçer
- Futbol programı yapıyorsunuz...
NTV Spor'da cuma günleri yayınlanan bir programım var. Fanatik'teki yazılarımı son dönemde biraz ihmal ettim ama gelecek haftadan itibaren tekrar baÅŸlayacağım.

- Ä°nternet sözlüklerinde Galatasaray düÅŸmanı olmakla itham ediliyorsunuz...
Sebebi, Galatasaray'ın stadının yapılmak istenme biçimine karşı yazdığım yazılar ama sonunda benim haklı olduÄŸum ortaya çıktı. Galatasaray, Ali Sami Yen'in yerine çok güzel bir stat yapıp üzerine para da kazanabilirdi. Åžimdi ortada stat yok, Ali Sami Yen'i kaybettiler, yapılacak olan statta da sadece kiracılar... 

- BeÅŸiktaÅŸlıları kızdırma nedeniniz de, geçen yılki baÅŸarılarını tesadüf olarak yorumlamanız...
Nitekim o baÅŸarının bir halüsinasyon olduÄŸu bu sene ligdeki BeÅŸiktaÅŸ'ın durumundan açıkça anlaşılıyor. 

- Taraftarı olduÄŸunuz Fenerbahçe'nin durumunu nasıl buluyorsunuz?
Kadrosu yeterli ama teknik direktör sorunu var. Elindeki kadroyu hazır tutmak, rotasyon içinde hem Avrupa Kupası, hem Türkiye liginde hem de Türkiye Kupası'nda yarıştırmak konusunda sorunları var. Ama ÅŸu anda da görülen o ki ÅŸampiyonluk yarışı Galatasaray'la Fenerbahçe arasında geçecek.

Ben köÅŸe yazmasam insanlık bir ÅŸey kaybetmez
- Kadınlar üzerine iki kitap yazdınız, çözdünüz mü kadınları?
Yok, öyle bir ÅŸey söyleyemem. Beraber olduÄŸum, aşık olduÄŸum kadını anlamaya çalışırım; anlarım, ne kadarını yapabiliyorsam... Ama bir genelleme yaparak ben tüm kadınları çözdüm demek mümkün deÄŸil, bunu söyleyen dünyanın en büyük yalancısıdır. 

- Hayatınızın merkezinde aÅŸk olduÄŸunu söylemiÅŸtiniz, hala öyle mi?
Evet.

- AÅŸkı nasıl tanımlıyorsunuz?
AÅŸk onsuz olmama, onunla birlikte tek olma anlamına geliyor benim için.

- Kadınları en iyi anlatan yazıları erkekler yazıyor, neden acaba?
Çaba sarf ettiÄŸimiz için olsa gerek.

- Siz, iyi kur yaparmışsınız, kadınların kalbine giden yol nereden geçiyor? 
O söylediÄŸim bir ÅŸakaydı... EÄŸer bir kadından etkileniyorsan ve gösterebiliyorsan kadın da etkilenir. Özel bir ÅŸeye gerek yok.

SIKICI İNSANLARI KİMSE SEVMEZ
- Hani 'esprili olun' gibi kliÅŸe taktikler var mı?
E, tabii can sıkıcı insanlardan kimse hoÅŸlanmaz, sadece kadınlar deÄŸil erkekler de...   

- Siz ne tür kadınlardan hoÅŸlanıyorsunuz?
Ben daha çok dünyayla ilgili, kitap okuyan, sinemaya meraklı, hayata açık, birlikte eÄŸlenmeye açık, yemek yemeyi, eÄŸlenmeyi seven kadınlardan hoÅŸlanırım. 

- 53 yaşındasınız ama göstermiyorsunuz, bu fit görünüÅŸünüzü neye borçlusunuz?
Genç mi gösteriyorum? Vallahi bilmiyorum. Özel bir diyetim yok. Sabahları açık havada 5 kilometre yürürüm ama bu havalarda ara verdim. Kendimi iyi hissetmemin sebebi, hayatımdaki her ÅŸeyi ciddiye alıp kafama takmamamdandır. 

- KöÅŸe yazılarınız, özellikle son dönemde iyice ağır konulardan oluÅŸuyor halbuki ...
İşim o, büyük bir ciddiyetle yapıyorum. Benden beklenen günün siyasi geliÅŸmelerini takip etmek ve üç tane yorum yazmak. Ama hayatımın merkezini iÅŸim haline getirmemeye çalışıyorum. Bu çok da zor deÄŸil. EÄŸer arkadaÅŸlarınız sadece iÅŸ çevrenizle sınırlı kalmıyorsa deÄŸiÅŸik çevrelerden, deÄŸiÅŸik merakları olan insanlarla arkadaÅŸlık edebiliyorsanız kolay olur. 

- Emeklilik planı yaptınız mı? Kitap yazmak, ÅŸehirden kaçmak gibi...
Bir plan yok ama bir hayalim var. O da tercihan Güney'de bahçesinde mandalina aÄŸaçları ve içinde küçük bir taÅŸ ev olan bir yer almak ve orada yaÅŸamak. Orada yaÅŸarken mutlaka kitap da yazarım, yazı da yazarım diye bir hevesim yok. Ben yazmasam dünya bir ÅŸey kaybetmez, insanlığın bir kaybı olmaz. 

- Gazeteci olmasaydınız Michelin yıldızlı aÅŸçı olacağınızı yazdı Hıncal Uluç; siz eÄŸer gazeteci olmasaydınız ne olurdunuz?
Üniversitede hoca olurdum çünkü siyasal bilgilere girerken niyetim oydu. Çok yüksek bir puan tutturmuÅŸtum ama sadece siyasal bilgilere ve bir de ne olur ne olmaz diyerek hukuk fakültesine ön kayıt yaptırdım. Siyasala da zaten puanım tuttu ve girdim; niyetim üniversitede hoca olmaktı. Okulu bitirince asistanlık sınavına girdim,  6 ay asistanlık yaptım. İkinci sınıftayken gazeteciliÄŸe baÅŸlamıştım. O, 6 aylık asistanlık deneyimi aslında ne yapmak istediÄŸimi gösterdi. İstifa edip gazeteciliÄŸe devam ettim.

- 'İyi ki gazeteciliÄŸi seçmiÅŸim çünkü' cümlesini nasıl tamamlarsınız? 
Gazeteci olunca bir sürü zorluklar yaÅŸanıyor. Ben de kadrosuz, sigortasız çalıştım, az paralarla geçinmek zorunda kaldım; iÅŸsizlik tehlikesi yaÅŸadım, iÅŸsiz kaldım; ama gazeteci olmasaydım bu kadar rahat bir hayatım olmazdı. DeÄŸiÅŸik çevrelerden çok fazla insan tanıyorsunuz. Gazeteci olduÄŸum için dünyanın hemen her yerini gezme olanağı buldum.

GÜLAY ALTAN

 

 

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3