AKŞAM GAZETESİ | Ahmet İnam | 2010-01-31

kategori2

Anlam sağlığımız sağlığımızın neresinde?

Bakın sağlık dediğimizde, beden sağlığı aklımıza geliyor; 'Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.' Buradaki sıhhat, herhalde bedensel, somatik sağlıktır. Ama sağlığınızın sadece bedensel olduğunu sanmak büyük bir yanılgıdır. Bedenimizin bizi biz yapan diğer bileşenlerden ayrı olduğunu düşünmek bizi gaflet içinde bırakır. Biz, sadece bedenden ibaret değiliz. Dolayısıyla sağlığımız da sadece bedensel sağlıktan ibaret değildir. Benim dişlerime bakabilirsiniz, röntgenimi çekebilirsiniz, bir sürü test yapabilirsiniz, 'maşallah hiçbir şeyiniz yok turp gibisiniz' diyebilirsiniz. Ama bu testleriniz, benim noeziyatrik açıdan, anlam sağlığı açısından sağlıklı olduğumu gösteremeyebilir. Nice anlam sağlığı bozuk, 'turp gibi insan' etrafta dolaşıyor.
Şimdi dikkat edin burada sağlık sorununu ahlak sorunu ile birleştirmeye çalışıyorum. Çünkü, sağlıklı olabilmek sırf bedene indirgenecek bir şey değil, bir şey değil derken galiba başka türlü sağlıkları da kastediyorum. Örneğin duygusal sağlık, isterseniz psikolojik sağlık da diyebilirsiniz. Duygularımla yaşamımda büyük sorunlarım var mı? Açıklayamadığım korkularım, uykumu kaçıran kaygılarım, beni çalışmaktan alıkoyan kimseye söyleyemediğim dertlerim sıkıntılarım var mı? Duygusal sağlığımın ölçütleri, belirtileri bu sorularla ortaya çıkıyor... Bir başka sağlık, düşünsel sağlık: Acaba ben düşünürken, bir yargıdan, bir varsayımdan, bir dayanaktan yola çıkarak başka bir düşünceye, önermeye ve fikirlere giderken, bu düşünce zincirini gereği gibi kurup kurmadığım,  düşünme sağlığımı gösteren belirtiler. Düşünme sağlığım yerinde midir? Ben yıllardan beri mantık dersi veren biri olarak hem Batı'daki hem ülkemizdeki kitaplarda şöyle bir şey ile karşılaşırım: 'Mantık doğru düşünmeyi öğretir.'  Mantık düşünme sağlığı gibi bir şey oluyor. Birçok mantıkçı biliyorum, düşünce sağlıkları son derece bozuk. Hiçbir insanın da mantık kitabı okuya okuya sağlıklı düşündüğünü de göremedim.
Bizim insanımız, ilginç insandır, aslında muhterem insandır ve dünyaya kıymetini duyuramadığımız insandır ama tuhaflıkları da vardır. Her şeyin pragmatik çözümü olduğunu düşünür. Pragmacı kültürden geliyoruz biz. Çoğunun öyle laf dinleyecek sabrı yok.
Her şeyin basit bir formülü olması gerek diye düşünür. Gazete köşelerinde de 'ne yiyeceğiz ne içeceğiz, hangi vitaminleri almak lazım?' sorusunun yanıtı bol bol  yer alıyor.
Anlam sağlığı derken; somatik, teknik bir deyimle duygusal (thumotik) sağlığı ve düşünce sağlığı ile iç içe olan ve onları da içine alan  ama onlara indirgenemeyecek bir başka sağlığı kastediyorum. Demek ki anlam sağlığı en azından dört bileşeni içeren bir bileşke kavramdır. Bunlar; beden sağlığı, duygu sağılığı, düşünsel sağlık ve insanlarla ilişkilerimizi içeren, çevremizle ilgili çevresel sağlık diyebileceğimiz bir sağlığı da içine alıyor.
Anlam sağlığımızın bozukluğundan  dolayı çok acı çekiyoruz. Sanıyoruz ki bu çektiğimiz acılar hayatın karşımıza çıkardığı gerçeklerin doğurduğu acılardır. 'Gerçek' diye değiştirilemez, başka türlü olamaz bir varlığın olduğunu sanıyoruz. Ne ise hep öyle kalan ve onun da ne olduğunu ustalar, üstatlar, köşe yazarları, din alimleri, psikologlar, psikiyatristler, filozoflar, ukalalar vb.'nin bildiği, bir gerçek.
Ben başlıyorum kurmaya ve anlam dünyamı buna göre düzenlemeye. Fakat yaptığım işin anlamlarla ilgili olduğunun farkında değilim. Psikologlar da böyle anlatmıyorlar. Belki bazıları öyle anlatıyor olabilirler ama psikologlar da psikiyatristler de bu konularda benim anlattığım terimleri kullanmasalar da 'gestalt therapy', 'logo-therapy', 'cognitive therapy' gibi deyimler kullanıyorlar. Benim söylediğim anlam sağlığı onların söylediğinden kökten çok da farklı değil ama yine de farklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü anlam sağlığının yaşanabilmesi, bilinç düzeyi ile ilgili bir şey. Sorunumun anlamlarla ilişkimden kaynaklandığını fark etmem gerekiyor. Böyle bir bilinçlilik içinde değilsem yaşadığım sorunların bir anlam sorunu olduğunu veya anlam hastalıkları ile ilgili olduğunun farkında değilimdir ve bana da bu açıdan yardım edilme şansı hemen hemen yoktur.('Olmaya devlet cihanda bir küçük mana gibi' sözünü hiç anlayamayacağım.)