AKŞAM GAZETESİ | Metin Taş-Sezgin Özcan | 2010-01-31
Sigara yasağının ardından epey yazıldı, çizildi. Bu konudaki düşüncelerimizi 'Sigara Ruhsata mı Bağlanacak' başlığı altında 30 Ağustos 2009 tarihli AKŞAM'da yazmıştık. Konuyla ilgili 'ilk' yazı olması nedeniyle de ilgili çevrelerce tartışıldı. İzleyen aylarda konu hakkında çeşitli haberler yayınlandı.
Bu haberlerden en ilgi çekeni, sigaranın ruhsata bağlanacağı ve ruhsat almak için 'özel bir cihaz gerektiği' yönündeki haberdi. Yetkililer 'şehir efsanesi' deseler de, bazı firmaların duman emici bir cihaz ithal ettiği ve bu konuda pazarlama çalışmaları yaptığı haberleri uçuşuyor.
YASAĞIN ORTAYA ÇIKARDIĞI EKONOMİ
Sigara yasağının yaygın olarak başlaması yaz dönemine rastladığı için 'yumuşak geçiş' yapılmıştı. Denetimlerin yoğun olarak yapılacağı korkusu dış ortam ısıtma cihazlarının satışlarında 'patlama' yarattı. Piyasadaki hareketlilik nedeniyle değişik özellikte ısıtma cihazları ortaya çıktı. Bu cihazların pazarlama ve reklam faaliyetlerindeki artış da dikkate alındığında sigara yasağının ortaya çıkardığı 'fırsatlar' daha iyi anlaşılıyor. Bu arada, duman emici cihaz piyasası da doğuyor.
YASAĞA UYUM NE ALEMDE?
Basına da yansıyan haberlerde, sigara yasağına uyum konusunda bazı sorunlar olduğu anlaşılıyor. Kişisel gözlemlerimiz de bu yönde. Bazı işletmelerde hatırlı müşteriler için özel sigara içme kabinleri tahsis ediliyor. Bazılarında, geç saatlerde sigara içilmesine izin veriliyor.
Girişinde güvenlik kontrolü yapılan işletmelerde ise daha kestirme çözüm üretilmiş. Bu işletmelerde koyu renkli şişeler küllük olarak kullanılıyor. Güçlü bir havalandırma ve loş ışıklar dumanı kamufle ediyor. Denetim ekibi geldiğinde ise içeriye tüyo verilerek tedbir alınıyor. Yani, herkes bir yol tutturmuş gidiyor. Olan yine, göz önündeki işletmelere oluyor.
RUHSAT GELİR Mİ?
Sigaraya ruhsat gelip gelmeyeceği konusunda bir tahminde bulunmak oldukça zor. Ancak şu noktaları tespit etmekte fayda var. Yasak yüzünden cinayete kadar uzanan bazı suçlar işlendi. Yasağın etkin olarak denetlenmesi kolay değil. Bazı işletmelerde ciddi bir iş kaybı yaşanıyor. Ve en önemlisi ruhsat olayında ciddi bir gelir potansiyeli var.
Ruhsat konusunda sigara içmeyenleri de üzmeyecek bir orta yol bulunması da mümkün. Kota uygulanması veya ayrı bölümler yapılması ve işletmenin kapısına uyarı yazılması bunlardan bazıları.
Yasağın ruhsat yoluyla tatlıya bağlanmasında, IMF'den gelmesi umulan paradan daha fazla kaynak olması da etkili bir teşvik olabilir. Hesabımıza göre ruhsat olayında en az 5 milyar TL gelir potansiyeli var. İyi para değil mi?
Yaşımı beklerken yatan prim maaşımı yükseltir mi?
03.09.1968 doğumluyum. SSK girişim Mayıs 1985. 1985-1990 arası 18 ay askerlik, kalanı asgari ücretten sigortam yattı. 1990-2003 arası primlerim yüksekten yattı. 2004'ten beri asgari ücretten yatmakta. Prim gün sayım 7180 gün. Hesaplarıma göre günüm doldu, yaşımı bekliyorum. Yaşım dolduğunda emekli maaşım düşük olur mu? Yaşımı beklerken yatan prim maaşımı yükseltir mi? Yusuf Özdamar
Emekli aylığının hesaplanmasında, aylık bağlama oranı ve üzerinden prim ödenen prime esas kazanç ortalaması dikkate alınıyor. Aylık bağlama oranı prim ödeme gün sayısına göre hesaplandığından, yaşınızı beklerken ödenen primler aylık bağlama oranınızı artırır. Ancak asgari ücretten prim ödemeye devam etmeniz, 2000-2003 yıllarında yüksekten prim ödemenizin sağladığı avantajı azaltır, prime esas kazanç ortalamanızı aşağıya çeker.
Yani aylık bağlama oranı artarken, kazanç ortalamanız aşağıya düşer. Aylık bağlama oranında sağlayacağı artış, emekli aylığınızın hesaplanmasına esas alınacak kazanç ortalamanızdaki azalış kadar olmaz.
Tam gün yasası yürürlükte
KAMUOYUNDA 'tam gün yasası' olarak bilinen, 5947 sayılı 'Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun' dünkü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun'da yapılan değişikliklerin en dikkate değer olanı, kamu kurum ve kuruluşlarında kısmi statünün tamamen kaldırılması.
Yürürlüğe giren değişiklik, özellikle sağlık kesiminde çalışanlar bakımından 'özel' veya 'kamu' kesimi tercihinin yapılmasını gerektiriyor.
Halen kısmi statüde bulunanlar 1 yıl içinde talepte bulunmaları halinde devamlı statüye geçirilecek. Bu süre içinde talepte bulunmayanlar ise istifa etmiş sayılacak.
Buzlanmaya karşın tuzun alternatifi yok mu?
HAVA sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte yolların kapanması, kazalar ve yolda kalma gibi haberlerine sıkça rastlamaya başladık. Ülkemizde buzlanmayla mücadelede kullanılan yöntemler, buzlanma sonrasını kapsıyor. Bu da, buzlanma olduktan sonra yolların tuzlanması yoluyla gerçekleştiriliyor.
Tuz, kaplama yapısına çeşitli şekillerde olumsuz etkiler yapıyor. Tuzlu su, kaplama kenarlarında veya oluşan çatlaklarda farklı donma kabarmalarına neden olarak asfalt kaplamayı hasara uğratıyor. Beton yolların yüzeyinde ufalanmalara neden oluyor. Ayrıca, paslandırıcı etkisinin fazlalığı nedeniyle, metal aksamlı köprülerde tuz kullanılması sakıncalı.
Bazı ülkelerde, yıllardır buzlanma öncesi önlemler uygulanıyor. Bu yöntemlerin daha ekonomik ve sonuçlarının daha etkili olduğu iddia ediliyor. Bu noktada merak etmekten kendimizi alamıyoruz. Acaba, buzlanmaya karşı alternatifler konusunda ilgili birimler araştırma yaptılar mı? Yaptılarsa sonuç ne?
GÜNÜN SÖZÜ
'Denemeden neler yapabileceğinizi asla bilemezsiniz.' G. McDonald