Aklımda olan birkaç mizah yazısını erteliyorum, artık sıkmaya da başlamış olabilirim ama beni bu kadar sarsan ruhsal dönüşüm sürecimi sizlerle paylaşmaya da mecburdum.
Yeni tavrım, yeni bakışım, yazılarımı da, Türkiye'ye yaklaşımımı da etkileyecek. Bu yüzden her şeyi açıkça anlatmak zorundaydım.
Geçtiğimiz iki günde yazdıklarım, yazması kolay, yapması zor işler olarak görülebilir veya o yazılarda ortaya konulan felsefeyi basit bulanlar da çıkabilir. Evet çok karmaşık düşünceler değildi onlar ama unutmayalım ki insan hayatı da temelde basittir, hepimizin aynı tepkileri, korkuları ve temelde aynı arzuları var. Paylaştığımız hayat önümüzden akıp giderken özel yaşamımız olarak adlandırdığımız hayat nehrinin kıyısındaki kendi girdaplarımızın önüne barajlar oluşturuyoruz, umudumuz hayatın zorlamalarına karşı o barajın bizi bir şekilde koruması.
Hayatımızda hep mutluluk, hep düzen istiyoruz ama hayat bütün acımasızlığı ile sorunlarıyla, kötülükleriyle bizim özel barajımızı sürekli zorluyor.
Barajımızın kapaklarını da arada bir açıp akan hayat suyundan beslenmemiz gerekiyor, yoksa kuruyup ölürüz. Kapaklarımızı açtığımız zaman ise hayat mutluluklar da getirebilir, üzüntüler de sorunlar da gelecektir. Pek seçme şansımız yok, tercih bizlerde değil.
Gelmesi kesin olan sorunlarıyla, üzüntüleriyle birlikte hayatı toptan kabul edelim derken her soruna karşı vurdumduymaz olalım demek istemiyorum, bu imkansız zaten. Bazı sorunlar, üzüntüler bize gerçekten darbe vurabilir. Bunlar çoğumuz için kaçınılmazdır ama bunlar olacak diye durmadan akıp giden hayat suyundan korkmayalım diyorum ben.
Mutluluklar ile birlikte gelebilecek üzüntülere karşı kayıtsız olmayalım. Sadece hayatı toptan kabul edip onun temelde acı verici, hüzünlü olduğunu ruhen kabul edecek felsefi derinliğe kavuşalım ve geçici de olsa kendi mutluluğumuzu bu bilinçle kuralım diyorum.
BİR TESTTEN GEÇİYORUM
Benim yeni tavrımı hayatın nasıl test ettiğini size anlatacağım.
Baştan karım ve çocuğum yaşını başını almış olan Serdar'da değişimin olabileceğine kolay inanmıyorlar. Ben gündelik yaşamımda bu değişimi onlara somut olarak gösterdiğimde ise 'daha dün bir, bugün iki dur bakalım' tavrıyla karşılaşıyorum. Bunun geçici olduğunu çok yakında eski tedirgin sinirli ve hüzünlü halime dönüşeceğimi düşünüyorlar.
Onlardan gelen bu tavrı anlayışla karşılıyorum. Beni neden anlamaya çalışmıyorlar diye kendime acımacı ruh haline girmiyorum. Şaşkınlıklarını doğal karşılıyorum. Bana inanmaları için zamana ihtiyaçları var. Benim için bir test dönemi olacak bu. Bu test de eğitimimin bir parçası. Aslında ben testimin ilk kısmını başardım bile. Bunu oğlum hissediyor. Oğlum ile ilişkilerim birdenbire birkaç kalite seviyesinde yükseldi. Ben, oğlumun o andaki istediklerini yapmak için hayatta her ne yapıyor isem onları anında tamamen bırakıp oğluma dikkatimi verebileceğimi gördüm. İş, zorunluluklar ve benim bazı lüzumsuz hırslarım nedeniyle kaybedilmiş zamanımızı oğlumla tekrardan kazanmaya başladık.
Testimin karımla ilgili bölümünü de başaracağım. Yıllar içinde orasından burasından yaralar almış ilişkimizi onarmak, tekrar tam hale getirmek için ben ruhen hazırım. Bunu oğlum ve karım için değil, kendim için yapıyorum. Çünkü ancak bu şekilde mutlu olabildiğimi fark ettim. Kendime mutluluk verme sürecine onları da mutlu edeceğimi biliyorum. Bu sefer başaracağım.
Hayatın akan suyu barajlarımızı durmadan zorlar dedim ya, hayat sürekli bizi test eder ya daha dün olan bir olayı anlatmalıyım size örnek olarak.
Alp ve Rana sömestr tatilinden yararlanarak bir dostumuzun köyüne gittiler. İkisi de bayılıyor köy yaşamına. Ben de gitmek istiyordum ama uzun dış geziden sonra bir de köy gezisi nedeniyle yazıdan bu kadar fazla uzak kalamayacaktım. Evde ceketimin cebine sığacak kadar küçük olan köpeğim ve kedilerimle yalnızım. Durmadan okuyorum ve yazıyorum. Budizm ve Zen üzerine kitaplar okuyorum. Gün boyu bunları okuduktan sonra erken saatlerde hava kararmaya başladığında içimi sıcak duygular dolduruyor, evde çocuk sesini dayanılmaz biçimde özlüyorum. Rana'nın oğlanla diyaloglarını (kavgalarını) ne kadar da özlediğimi ışıklar loşlaşırken daha fazla hissediyorum. Okuduklarımdan öğrendiklerim ve bu duygusallığım benim içimi dolduruyor. O gün de öyle oldu kendimi çok dolu, çok iyi hissettim ve hayat romantik gözüktü birden gözüme... Karıma açıp onu buna söylemeliyim dedim çocuğumla da konuşmalıydım. Sadece bir güzel duyguyu paylaşmak amacıyla, sürmekte olan eğitim sürecime onları da katmak düşüncesiyle telefonumu açtım.
Hayatta her zaman arzu ettiğinizi bulamamanız büyük ihtimaldir. Hayat daima sürprizler yapar size. Bu hayatın rutinidir. Bir açtılar telefonu ki kavga gürültü sesleri geliyor. Bir eve misafirliğe gitmişler. Oğlum sıkılmış ve erken kalkmışlar. Rana misafirliğe gidilen eve ayıp oldu diye üzülüyor oğlan da annesini üzdü diye üzüntülü, oğlan ile konuşayım dedim ağlamaktan konuşamadı.
Oysa ben ne güzel duygularla açmıştım telefonu, güya güzellik paylaşacaktık, içim buruldu ve öfkelendim.
Eskiden olsa öfkemi onlara da yansıtırdım.
Ama şimdi öfkemin nedeni üzerine sadece sessiz kalıp düşünüyorum. Aslında ben onların yaşadıklarına değil, sadece benim aradığım ve nedense hak ettiğimi düşündüğüm mutluluğu bulmama engel oldukları için öfkeleniyordum. Bu son derece egoist, hiç kimseye yararı olmayan basit duyguyu sildim attım içimden. Onlara son derece yumuşak ve teskin edici konuştum ve dertleştik. Oğlan ağlamayı kesti. Dertleşti benimle. Sonra Rana kontrolü aldı eline. İkisi daha sona köyde mutlu bir gece geçirdiler. Ben de burada içim huzurlu onları düşünerek mutlu oldum.
Hayattan her istediğim anda benim mutluluk arayışıma katkıda bulunması istememin ne kadar saçma olduğunu bir kez daha öğrendim. Aksine hayatın normal olarak benim mutluluğumu bozmaya uğraşmasının kural olduğunu tekrar gördüm . Elimdeki mutlu duyguların, hayatın küçük oyunlarıyla bozulmasına izin vermemeyi öğreniyorum.
Yakında tekrar gidiyorum
Madem Tayland'da o kanal seyahatinde evlerde gördüklerim beni bu kadar derinden etkiledi kısa sürede tekrar gidip o kanal evlerinden bir tanesinde bir müddet yaşamalıyım diye düşünüyorum. ETS Tur'un usta rehberi Kemal İleten, beni Tayland'da tur şirketi kurmuş olan ve ETS ile de çalışan Gökhan Köseler adlı pırıl pırıl bir genç ile tanıştırdı. Ona meselemi anlattım 'Tabii ayarlayabiliriz' dedi. Kanal kenarında oturmakta olan ailelerden bir tanesine bir süreliğine misafir olacağım, nasıl yaşıyorlar, gündelik ritüelleri nedir, komşularıyla neler yapıyorlar bunları görmek istiyorum.
Ruhumda olan oynamanın peşini bırakmayacağım, ona sımsıkı sarıldım ve onun da beni sarması için uğraşıyorum.