AKŞAM GAZETESİ | İ.Hüseyin Yıldız | 2010-02-03

kategori2

Artçı sarsıntılar devam eder

Dubai'de çıkan kredi krizi birçok gerçeği yeniden su yüzüne çıkardı. Böylece, küresel krizin baş sorumluları ve kapitalizmin hastalıklı yönleri yeniden tescillenmiş oldu.

Ne oldu da Dubai krizi patladı?
Dubai parlayan yıldızdı daha düne kadar. Yere göğe sığdırılamayan bu ülkedeki kalkınma modeli yabancı sermayeye dayalı gayrimenkul değerlenmesiydi. Çölün ortasına kurulan bol yıldızlı oteller, milyon dolarlık malikaneler... Para geldikçe binalar dikildi, binalar dikildikçe paralar geldi. Emlak fiyatları aldı yürüdü. Fiyatlar sürekli yükseldiği için yatırım yapanlar, kredi verenler karlı bir ekmek kapısı buldu. Geceliği binlerce dolar olan otellerin inşasına kim kredi vermezdi ki?
Dünyadaki ortalama büyüme rakamının kat be kat üstündeki değer artışları yaşanan Dubai emlak piyasası oldukça kolay para kazandırdı. Ama bir süre sonra küresel kriz patladı ve emlak fiyatları dibe vurmaya başladı. O yüksek fiyatlar ve yüksek kar oranlarının ilelebet süreceği varsayımıyla alınan kredilerin geri ödemesi zora girdi. Çünkü artık ne petrol eski değerini ediyordu (ki eminim Dubai yöneticileri petrole güvenerek bu kredileri çektiler) ne de yapılan binalar. Dubai'nin en büyük kamu şirketlerinden biri olan Dubai World aldığı kredilerin geri ödemesinde erteleme talep etti. Şu anda birçok uluslararası banka verdiği krediyi geri alamıyor. Yunanistan, Belçika gibi ülkeler bu krizden etkileneceklerini söylüyorlar. Örneğin HSBC'nin 2008 yılı itibarıyla 17 milyar doların üstündeki bir alacağı şu anda risk altında.
Tüm bu yaşananlar aslında piyasa ekonomisinin çok basit bir ilkesinin sonucudur. Talep edilenin fiyatı artar. Arz ve talep piyasalarda dengenin kurulmasının aracıdır. Fakat talep edilen şeyin fiyatının irrasyonel biçimde artması tehlikelidir. İşte kontrolsüz kapitalizmin hastalıklı yapısı da burada ortaya çıkmaktadır. Kontrolsüz kapitalizm bu tehlikeli fiyat artışlarını bir fırsat olarak görür. Zira alan da memnundur satan da. Malın fiyatı sürekli arttığına göre homo economicus bu süreçten olabildiğince faydalanmalıdır. Gelin görün ki, gün gelir bir şeyler olur (örneğin bir kriz, ödeme güçlüğü vs) ve birileri 'ya bu mal bu parayı etmez' der ve alıcılar başta yavaş, sonra hızla piyasadan çekilir ve malın fiyatı çok keskin bir biçimde düşer. İşte Dubai'de yaşanan da budur.
İşin acı tarafı da şu ki, bu gidişatın bizzat yaratıcıları olanlar kendi çıkarları tehlikeye düşünce borçlu tarafı suçlamaya başlarlar. Şimdilerde de bu mızırdanmalar başladı. Neymiş, Dubai aldığı kredileri fütursuzca ve irrasyonel biçimde kullanmışmış. Uzakdoğu krizinde de borçlu ülkeler bu şekilde suçlanmıştı. Sanki Dubai bu kredileri alırken banka yöneticilerinin başına silah dayadı. Yaramaz çocuk ruhuna sahip bu küresel şirketler önce ateşle oynar, sonra da elleri yanınca devlet babadan yardım isterler. Misal istiyorsanız, alın size ABD devlerinin '70 milyar dolar vermezsen valla kapatırım tükanı' çemkirmeleri.
İster spekülasyon olsun, ister manipülasyon, isterse de böyle uzun vadeli fiyat yönlendirmeleri. Hepsinde de yaşanan aynıdır. Devasa bir sermaye ile ufak bir ülkeye girerseniz oradaki fiyatları istediğiniz hızla yükseltip istediğiniz anda düşürebilirsiniz. Eğer bu fiyat hareketi kontrolünüz dahilinde olursa büyük kazançlar elde edersiniz. Ancak realiteden kopan bu durumun düzeltmesi er geç kapınızı çalacaktır. Bu sefer krizin  maliyetine herkes katlanmak zorunda kalır. Kapitalizmin bu hastalıklı yapısı değişmediği sürece ne bu küresel deprem geçecektir ne de onun artçı sarsıntıları.