AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 06 ŞUBAT 2010, CUMARTESİ

Karadeniz erkekleri kadınlarına borçlu

'Karadeniz kadınının sırtında sepeti hiç eksik olmaz. Çünkü sırtında yük olmazsa kendini çıplak hisseder' diyor Orhan Tekeoğlu. Kendisi de Karadenizli olan gazeteci Tekeoğlu, Trabzon'un Çaykara İlçesi'nin, Taşören Köyü'nde dünyaya gelmiş. İlkokulu bitirene kadar orada yaşamış. Sonra da her yazını, ailesinin yanına gidip Taşören'de geçirmiş. Tekeoğlu'nun çektiği Karadeniz kadınlarını konu alan yeni belgesel 'İfakat'ın temelleri de işte o zamanlarda atılmış.

kdeniz_01
'Karadenizli kadınların yazgısı hep çalışmak.  7 yaşında çalışmaya başlıyorlar, 77 yaşında hala tarlada, ormanda, çayırdalar. Benim ailemde de kadınların bir kısmı bu çarkın içinden geçmişlerdir. Dolayısıyla bu kadınların çalışma temposu, çalışma azmi, güçlülüğü, dayanıklılığı küçüklüğümden beri hep ilgimi çekmişti' diyor Tekeoğlu; 'O yaşlarda bu kadınları gözlemler, sorular sorardım: 'Ne kadar yükün var, nasıl taşıdın, niye bu kadar çok çalışıyorsun?' diye.' Tekeoğlu'nun o zaman başlayan merakı zaman içerisinde bir belgesele hayat vermiş. 'Bu kadınların doğaya karşı meydan okumalarını, bu zor şartlarda hiç durmaksızın çalışmalarını kendime dert edinmiştim. 25 yıldır aklımda bu konuda bir belgesel yapma hayali vardı. Ama bu hayali kurarken borsa-finans rakamları arasında dolanıp duruyordum. 22 yıl ekonomi gazeteciliği yaptıktan sonra, iki yıl önce birdenbire gazeteciliği bırakıp hayalimi gerçekleştirmeye karar verdim.'
OMUZLARINDAKİ YÜK ÇOK AĞIR
Belgesel ismini 1991 yılında talihsiz bir şekilde ölen Taşören'li bir kadın olan İfakat'ten alıyor. 'İfakat, Makambos yaylasındaki evinde, iki kızıyla birlikte kimliği belirlenemeyen kişilerce öldürüldü. Bu olay o dönemde ciddi anlamda infial yaratmıştı. Beni de çok etkilemişti çünkü İfakat'ı tanıyordum. 19 yıl geçti cinayet aydınlatılamadı...' diye anlatıyor Tekeoğlu. Bunca yıl içinde başka şeyler de yerinde saymış: 'Çocukken sorular sorduğum kadınlar şimdi 70 yaşında ve hala çalışıyorlar. Başka şansımız yok, derlerdi. Hala aynı durumdalar.'
Peki nedir Karadeniz kadınlarının yaşadığı zorluklar? Tekeoğlu şöyle anlatıyor: 'Doğu Karadeniz'in yüksek dağlarında çalışanların hemen hemen hepsi kadın. Erkekler çalışmak için gurbete gitmiş. Kadınlar da uzun yıllardır her gün, gün ağarmadan evlerinden çıkıp, yağmur, vahşi hayvanlar, uçurumlar demeden çalışmaya gitmiş. Yayladan köylerine 4 -5, hatta 8 saatte sırtında kendi ağırlığından daha fazla yükle yürümüş. Bundan 30 yıl önce araba yollarının yapılması ve elektriğin gelmesinden sonra yaşam biraz kolaylaşmış. Ama hala bu ağır yük kadınların omzunda. Bu zor koşullarda yaşamak Doğu Karadeniz kadınlarının yazgısı olmuş. Ama başka alternatifleri yok. Çünkü orada ekmek parası yok. Aralarında lise mezunu kızlar da var. Üniversiteyi kazanamayınca orada çalışmayı sürdürüyorlar.'
KARADENİZLİ KADINLARINI İHMAL ETTİ
Tekeoğlu Karadeniz'in zorlu doğa şartlarının bu kadınların doğasını şekillendirdiğini de söylüyor: 'Karadeniz'de doğa çok yıpratıcı. Sabahtan akşama kadar hava üç - beş defa değişir. Birden yağmur yağar, sis çöker, dağlar, uçurumlar geçit vermez. Ama bu kadınlar tabiata karşı göğüs geriyor. Bu da onları hırslı, güçlü, inatçı, dobra, cesur ve gözü pek yapıyor. Ağır sepetleri taşıdıklarından pazıları da güçlü.' Belgesel çekimleri sırasında o sepetleri kendisinin de sırtlamayı denediğini ekliyor: 'Yaşlı bir kadının taşıdığı sepeti sırtıma alayım dedim ama yerinden bile kaldıramadım. O kadar ağır!'
Peki kadınlar böylesine zor koşullarda çalışırken erkekler ne yapıyor? 'Erkekler gurbette. Orada olsalar kadınların yükünü belki hafifletirlerdi. Ama kadınlar kendi başlarına bırakıldı. Bence Karadeniz erkeklerinin kadınlara karşı çok büyük borcu var. Kadınlarını hep ihmal ettiler. Hepimiz ettik.'
İşte belgeselin esas amacı da buna yönelik: 'Karadeniz'de çalışan kadının sesi sadece dağlarda yankılanıyor. Kimse duymuyor. Biz onların hüzünlü yanına, içlerindeki isyanlarına, tarlada, ormanda çalışarak geçen hayatlarına bir ayna tuttuk. Ve şunu söyledik: Türkiye'nin bir bölgesinde böyle insanlar da yaşıyor, haberiniz var mı?'
MİNE AKVERDİ