AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2010-02-07
Sakatlandı ya! Adettir herkes yazıyor: Kewell olağanüstüydü...
Onun yeri dolmaz... Şahaneydi... Falan filan. Halbuki futbol oyunu, bir ekip işidir.
Oysa maçtan önce Arda, Kewell için aynen şu cümleyi etti; “Takımın yüzde ellisiydi acayip üzüldüm”.
O an düşündüm, acaba diğer yüzde elli Gaziantep maçında ne yapar diye beklemeye başladım.
Kim öne çıkacak?
“Maçı kim kurtaracak?” diye bir yığın hesaplar yapmaya başladım. Hesaba uymayan en önemli isim Nonda’ydı.
Çünkü olumsuzdu. Kafası başka alemdeydi.
Çünkü her gün gidecek mi kalacak mı tartışmalarının içindeydi!
İlk yarıda kaleci Mahmut karpuz halindeymiş gibi topu eliyle Nonda’nın önüne attı.
Ama Kongolunun ayakları birbirine karıştı. Sonra penaltı pozisyonu kaleciye nişanladı.
Biraz ağır olacak ama muhteşem rezaletti. Ona kaptan Arda moral vermeye çalıştı.
Sürekli git gel halinde yaşayan Nonda’nın çıkması beklenirken Elano saha kenarına geldi.
Buna Kongolu bile şaşırdı. Konumuz aslında Nonda değil.
Böyle bir zeminde ve havada futbol oynamak, gösteri sunmak, seyirciyi mutlu etmek, öylesine zordu ki.
Buzda dans etmesini bilmezseniz sürekli sendelersiniz.
Komik durumlara düşersiniz.
Buna rağmen her şeyini ortaya koyan bütün futbolcuları tebrik etmek lazım.
Bir paragraf da Mustafa Sarp’a açıyorum... Başta Nonda olmak üzere attığı golle herkesi kurtardı.
Ünlü düşünür Mevlana’nın, “Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu... Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim” sözü aynen Galatasaray için geçerli.
Sıkıntılı Nonda için acı, Frank Rijkaard için eleştiri olacağı, bir günde Mustafa Sarp’ın attığı gol lezzet oldu.