AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2010-02-07
Arda müthiş... Jo harika... Dos Santos gösterişli... Servet çalışkan... Leo Franco belki biraz ağır ama rezaletti! Çünkü asla güven vermeyen bir kaleci.
Fatura niye Nonda’ya çıktı ki sanki! Dos Santos uğruna Leo Franco evine gönderilmeliydi.
Çünkü o da burada mutsuz olduğunu, alışamadığını ve gitmek istediğini söylüyor.
Elbette böyle bir durumda da asla bir kurtarıcı olarak, oyuna ağırlığını koyan bir kaleci görüntüsü çizemiyor. Neyse olan oldu. Nonda gitti Leo Franco kaldı.
Aslında Denizli’de bir facia yaşanacaktı ama buna Jo izin vermedi. Ev sahibi akın akın Angelov’la, Güray’la, Engin’le pozisyon üstüne pozisyon bulurken Galatasaray savunması nefesiz kaldı, ayrıca şaşkın ve dağınıktı!
Arda’nın attığı golde zamanlaması mükemmeldi.
Ama Jo gibi bir yetenek ilk yarının bitimine saniyeler kala rahat pozisyonda topu kaleci Özden’e nişanladı.
Halbuki o kadar kolay bir pozisyondu ki çünkü Jo’nun attığı ikinci gol kaçırdığı golün yanında hiçbir şeydi.
Brezilyalı yıldız, Galatasaray’ı galibiyete taşıyan golü atıp seyirciye koştu, bir yerde de dün geldi bugün de attığı golle sahne almış oldu.
Jo’nun klasını hiç kimse tartışamaz, Giovani dos Santos’un da öyle, Lucas Neill’in de.
Mustafa Sarp’ın çalışkanlığını, Caner’in hırsını da kimse yabana atamaz.
Sarı-Kırmızılılar, yıldızlarla, tecrübelilerin birleştiği müthiş bir takım oldu.
Bir kaç aksaklık olsa dahi bu takımın olağanüstü işler yapacağını ileriki günlerde herkes görecek.
Bir de şöyle düşünün; Jo’nun yanında sağlıklı bir Milan Baros, Dos Santos’un yanında sakatlıktan kurtulmuş Kewell, Barış’ın yerinde de Keita’nın olduğunu düşünebiliyor musunuz?
Her şeyi düşünüyorum da kaleci Leo Franco’yu bir türlü içime sindiremiyorum. Allah’tan Galatasaray’da takımı kurtarabilecek çok yıldız var.