AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2010-02-07
İstanbul'da kar yağarken denize girdik diyebilmenin cazibesine kapılıp Tayland'da Pattaya'da gittik. Bence bu çocuksu inat dışında Pattaya'ya gitmek için bir tek neden bile yok. Bizim tatil yörelerimiz oradan bin kat daha güzel. Bizde kadınlar da çok daha güzel. Tatil yörelerimizde gece hayatı çok daha canlı ve eğlenceli. Tüm dünyanın bildiğini burada tekrarlamak zorundayım tabii ki. Pattaya'yı dünyaya çekici kılan nokta; orada inanılmaz derecede aktif olan bir seks turizmi sektörü... Rana'dan onaylı hatta teşvikli bir şekilde işin bu yönüne de bakayım dedim. Rana'dan harçlığımı aldım, ailece döküldük yollara. Oğlum ve Rana beni bir barda bıraktılar, onlar dolaşmaya çıktılar. Viski içip yanında fıstık yemediğim takdirde seks için de param kalacaktı.
Barın bir bölümünde çiftler oturuyordu. Benim oturduğum bölümde ise biraz tuhaflık vardı ama ben böyle detayları kafaya takmamaya kararlıydım. İki tarafın da bar iskemlelerinin bulunduğu bir uzun bardı bu. Benim bulunduğum tarafta bir tek ben vardım. Diğer tarafta ise yaklaşık 20 adet genç kadın çeşitli derecelerde frikikler vermiş halde oturuyorlardı. Duyduğuma göre orada seks yapmak cinsel hastalık kokteylini kestirmeden içmek ile aynı anlama geldiğinden ve birçok güzel kadının aslında erkek olduğu bilindiğinden ben seks fikrinden tamamen baştan vazgeçmiştim zaten.
Bir viski ısmarladım ve karşımda benim ilgimi çekmek için daha da fazla açılmaya başlayan kadınlara bakmamaya çalışarak konsantrasyonumu içkime verdim. Onlar açısından ideal bir müşteri profili çizdiğimin farkındayım. Kadınlar muhakkak şöyle düşünüyor olmalıydılar;
155 yaşında bir adam, muhakkak parası da vardır. (Bunun sadece bir bölümü doğruydu.)
2Hepimizle birlikte yatmak ister bu ama işe nasıl başlayacağını bilemez, bu işlerde tecrübesi yok. (Bu fikrin de ilk bölümü doğruydu.)
3Mutsuz oturuyor, neşelenmeye ihtiyacı var. (Aksine son derece de mutluydum ama suratım bunu yine gösteremiyordu. Bir gün önce kanalda gezerken, içim coşkuyla dolmuşken Rana 'Suratın neden mutsuz?' diye sormuştu. Ne yapayım suratımın içimde olan duyguları her an bire bir yansıtması zorunluluğu var mı, eğer buna var diyorsanız da birisi bana bunun nedenini açıklayabilir mi acaba?)
Asyalı kadın fetişizmim olmasına rağmen ve önümde bir simit çay fiyatına hemen oracıkta her istediğimi yapmak için beklemekte olan 20 adet yarı çıplak kadın varken, ben imkansızı başardım ve viskimi yudumlarken yanımdaki 'The Shambala Dictionary of Buddhism and Zen' kitabını okumaya başladım. Gerçi konsantrasyonum arada bir bozulabiliyordu ama olsun yine de okudum. Bir defasından farkında olmadan kitabın 20'nci sayfasından 237'nci sayfasına atlamışım. Ama fark etmedi kitap yine de çok anlamlı geldi bana, itiraf ediyorum bir ara acaba kızlardan bir tanesini yanıma çağırsam da bir elimle viskimi yudumlarken diğer elimle de acaba kızı mı okşasaydım diye düşündüm. Bu düşündüğümü yapsadım Nirvana'ya daha kestirmeden ve çabuk ulaşacağım da kesindi.
Bir itirafım olacak; ben, fakirliğin ve düşük düzeyin olduğu yerlerde fahişelere ilgi duyamam. Belki de sadece bu nedenden dolayı en başarılı fahişe maceralarını New York'ta yaşıyor olabilirim. Baştan Pattaya'daki fahişe ücretlerinin bu kadar düşük olması beni itti. New York'ta bir muadiline vereceğiniz parayla Pattaya'da bir kadın yaklaşık beş-altı yıl zengin hayatı sürer ve belki de kendisine ayrıca bir ev de alabilirdi. O ortam, içimde oluşabilecek tüm arzuyu yok etti bitirdi. Gençken aynı nedenden dolayı kerhaneye de gidememiştim. Kerhanelerdeki estetik yoksunluğu ve zavallılık, benim çocuk yaşımdan bu yana içimi burmuştur. Ayrıca ilk kerhane maceramda bir kadına kapıdan uzun baktığımda, bir adamın maşrapayla kafamdan aşağıya suyu boca etmiş olması da bir ihtimal kerhane fobimi açıklıyor olabilir tabii ki.
Seksin bu kadar bol ve kolay ulaşılır olduğu bir ortamda hiç arzumun kalmamış olması, acaba patalojik bir iktidarsızlık sonucu mudur yoksa farkında olmadan eşcinsel mi oldum bilemiyorum...
Sonra oradaki iktidarsızlığıma katkıda bulunan bir başka şey de olmaya başladı. Bara birbiri ardına seyyar satıcılar geliyordu ve hepsi de sırayla bana bir şeyler satmaya çalıştılar. Aralarında papağan satmak isteyen bile vardı. Çince konuşan bir papağanımın olması fikri birden çok çekici gelmişti bana ama papağanın fiyatı kadınların seks karşılığında talep ettikleri fiyattan çok daha fazla olduğundan Çince konuşan papağanı alamadım maalesef. Adam kredi kartıyla ödemek teklifimi de kabul etmedi nedense. Galiba bir seyyar POS aleti bile yoktu adamcağızın. Bodrum'da birisi papağan satıyor olaydı muhakkak kredi kartı da kabul ederdi. Sadece seks için oralara gitmenin aptallık olduğunu düşünüyorum. Ayrıca benim gibi orada başka nedenlerle bulunup da seks yapmamanın da aptallık olduğunu düşünmekteyim. Bu arada herkes denize girerken ben denize bile girmedim çünkü kumsallardan hiç hoşlanmam. Denizden çıkınca orama burama kumlar yapışmasından tiksinirim.