AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2010-02-07

kategori2

Önemli olan uzlaşma!

Kafamızı kaldırıp dünyaya bakmak içeride huzur  bulabilmenin en kolay yoludur. Çünkü dışarıda olan iyi şeyler sonunda bize de faydalı olacak!
Cuma günü sabahı ABD'de  2010 Ocak ayı tarım dışı istihdam sayıları yayınlandı.
Zaten çarşamba günü ilan edilen ABD dördüncü çeyrek büyümesi yüzde 5.7 (yıllıklaştırılmış) bir zıplama idi, son 6 yılın en yüksek çeyreklik (yıllıklaştırılmış) reel büyüme verisi olarak da  ABD'nin resesyondan kesin olarak çıktığı anlamına geliyordu.
Bu iyi habere cuma günü ABD işsizlik verilerinde ciddi toparlanma eklendi. Tarım dışı istihdam 20 bin kişi azaldı. Azalma büyük çapta kamu personelinde oldu. Ancak özel sektör istihdamı son üç ayın tersine 785 bin kişi arttı ve sonuçta  ekim ayında % 10.1 (10.2 ilan edilmişti revize oldu) ve kasım ve aralık aylarında ayında 10.0 olan işsizlik oranı ocak ayında 9.7 değerine düştü.
Özet olarak denebilir ki, dünyanın başına krizi bela eden ABD, krizden hafifçe etkilenen Asya gelişen ekonomileri Çin ve Hindistan ve Avrupa'da hiç negatif büyüme yaşlamayan Polonya bir kenara bırkılırsa , gelişmişler arasında en önce ve  en güçlü şekilde krizden çıkan ülke oldu.
ABD 2008 yılında dünyada üretilen katma değerin yüzde yirmisini yaptığı için onların toparlanması tüm dünya için çok önemli bir gelişme.
Çünkü  2008 sonunda 14.441 milyar dolar katma değer yaratan ABD ekonomisinin yanında 13.634 milyar dolar üreten 16 ülkelik euro bölgesi yerlerde sürünürken, 4.327 milyar dolar katma değer yaratan Çin ve 1500 milyar dolar üreten Hindistan, dünyayı  kendi başlarına 'yukarı ittiremez'.
Euro ülkelerine, AB için kapıda bekleyenleri de katarsak 27 ülke ile dünya üretiminin yüzde 28 kararını yapan Avrupa 2010 yılında yüzde 1-1.5  reel büyümeye eyvallah diyecek.
ABD için ise yüzde 3-4 arasında bir reel büyüme tahmini yapmak mümkün. ABD'de risk olarak yeni bankacılık düzenlemeleri rahatsızlık ve belirsizlik yaratıyor. Örneğin borsayı aşağıya itiyor.
 Buna karşılık reel sektörde yaşanan toparlanma ABD'yi Avrupa'dan daha az riskli hale getirdiğinden fonlar ABD'ye geri akmaya başladı ve dolar değer kazanıyor.
Avrupa ise 2010 yılında reel sektörde yavaş ilerleme kaydedecek. İrlanda, İspanya, Portekiz  ve Yunanistan gibi zincirin zayıf halkaları endişe yaratıyor.
Ama esas vurgulanmasıu gerken faktör başka.
ABD'de, 2008 Eylül'ünde, iş başından gitmesi kesin Bush ile henüz seçilmemiş Obama uzlaşma ürettiler, anlaştılar ve tarihlerinin en büyük parasal genişlemesi ve bütçe açığı krizin daha büyümesini engelledi. Kilit kelime uzlaşma!
Buna karşılık bir Federal Hükümeti olmayan Avrupa Birliği, Sarkozy ve Merkel gibi zayıf liderlerin öncülüğünde, ortak hareket edemedi ve ne Doğu Avrupa ne de Akdeniz kıyısı toparlanamadı. IMF'den yardımı derhal ve en erken alan Polonya hariç.
Sonuçta, uzun vadede uzlaşamayanlar batar, bölünür (biz de uzlaşma kültürü olamayanlar arasındayız), uzlaşabilenler, ortak hareket edebilenler (merkezi yani Federal yapıya karşı çıkmayanlar) ise sorunları hızla çözmekte.
Yunanistan ve diğerleri Avrupa'yı batıramazlar, sadece euro değer kaybeder.
Yunanistan zaten üç kuşak Papandreu ve üç kuşak Karamanlis çekişmesinde (arada askeri darbe de var) ne zaman huzur bulabildi ki ?
Şimdi de IMF'den borç  para almak yerine, AB'den beleş para koparmak niyetindeler!
Ama Avrupa'nın zayıf tarafı euro değil. Sonunda eğer Avrupa ayakta kalmak istiyorsa kaçınılmaz şekilde Federal yapıya geçmek zorunda. 
Sihirli kelime uzlaşabilmek. Türkiye de bir gün uzlaşabilen bir toplum olabilecek mi?