Bu karşılaşma Denizlispor maçı öncesi Fenerbahçe için ciddi bir provaydı.
Öyle olmadı.
Cezalı Gökhan'ın yerine Bekir'in, Cristian'ın yerine Selçuk'un oynatılmasını anlıyorum; Alex ile başlayıp sonra Özer ile devam etmeyi de. Ama Mehmet Topuz dururken, Ali Bilgin'in 70 dakika on birde oynamasının zorluğunu çekiyorum. Neden! Arayış mı, yoksa birçok lig maçında 18'e bile giremeyen Bilgin'e kulüp bulmak için vitrine çıkarma mıydı! Kumda koşan ağır depar çalışmaları yapan takımda gözle görülür yorgunluk olmasına rağmen, gelecek için umut verenler de vardı. Mesela Santos.
Carlos'un gitmesi, arkasından gece arkadaşı Kazım'ın ayrılması ile normal hayatına dönen Santos, Brezilya Milli Takımı'ndaki günlerine dönüyor gibiydi. Defans bölümünde hata yapmadı. Soğukkanlılığı, bire birdeki üstünlüğü, topu oyuna akıllı sokması, hücumda da çabuk hareketleri ile zaman zaman takıma tempo getirdi.
Bekir'e gelince...
İdmanlarda dikkat ettim, Daum bu futbolcunun çok üzerinde durdu. Oyunun yönünü değiştirmesi için topu kontrolsüz boş alanlara attırdı. Geriden deparlarla rakip kaleye çapraz ataklar düzenledi. Stoper de, sağ bek de oynayan Bekir, ligin ikinci yarısında defansın jokeri olur. Ancak... İdman yorgunluğuna rağmen takım içinde uyumsuzluklar da var. Lugano ile Bilica ikisi ayrı telden çalıyor, oyun disiplini yerine kafalarına göre oynuyorlar. İleri çıkan geri gelmiyor. Aralarına atılan her top gol pozisyonu oluyor. Aykut Kocaman, Brezilya'da sol tarafa oyuncu arıyor. Uğur'da bir kıpırdanma yok.
Bu maçta en güzel arayış, Güiza-Gökhan ikilisini çift santrfor oynatmaktı. Alex çıktıktan sonra Özer ile denenmesinin yanında, Gökhan, Güiza'yı da hareketlendirdi. Ve bu takım çift forvetle daha etkili ve baskılı oynayacağını gösterdi.