AKŞAM GAZETESİ | Alaattin Metin | 2010-02-08
Daum’un maç öncesi düşündüklerinin tamamına yakını tuttu.
Bunda çok gol pozisyonu yakalayan Trabzon’un şanssız gününde olmasının da etkisi var ama sonuca bakarsan, şanslı gününde olan Daum istediğinden fazlasını aldı.
Alman hocanın oyun planının olmazsa olmaz birinci maddesi “Gol yememek”ti.
Onun için savunmaya ağırlık verdi. Emre ile Cristian’ın ileri çıkmalarını yasakladı. Hatta Mehmet Topuz’a da hücumcu gibi değil, savunma ağırlıklı oynamasını söyledi.
Amacı, uzun şok toplarla kontrataktan gol aramaktı.
Bu da tuttu.
Güiza dört gol pozisyonuna girdi. Birisini attı.
Oyunun başında Cristian’ın tam istediği gibi koşu yoluna attığı uzun topu yakalayamamasının nedeni topuğundan sakat olması.
Maç sabahına kadar topuğu ağrıyordu.
İğneyle oynamak isteyince oynadı...
Golü atıp Fenerbahçe’yi altın üç puanla lider yaptığına göre da başarılı oldu sayılır.
Ancak Fenerbahçe bu maçta Daum’un oyun disiplinine ne kadar uymuş görünürlerse görünsünler takımda “Alex pas verir. Gol atar” düşüncesi hiç de hoş değil.
Tamam Alex çok önemli bir oyuncu. Sahada ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Ama Fenerbahçe’nin O oynamadığı vakit bir B planı da olmalı.
Bu da Emre’ye bağlı.
Emre F.Bahçe’nin cesur yüreği. Takıma tempo getiren, arkadaşlarını ateşleyen bir oyuncu. Bu rolleri iyi yapıyor. Trabzon maçında ise yapamadı. Durgun ve silikti.
Neden!
Kart görmekten mi korkuyor yoksa hırsı mı azaldı?
Özer sonunda istediği formayı söke söke aldı. İkinci yarı daha da iyi olabilir. Burada sorun Mehmet Topuz’da.
Ne zaman patlama yapacak?
Ligin ilk yarısı bitti, Fenerbahçe’ye bir maç kazandırmadı.
Kayseri’de sadece hücumu düşünür, uzaktan sert şutlar atardı. Fenerbahçe’de futbolun ikinci yönünü oynamaya başlayınca esas özelliklerini unuttu. Taraftar Topuz’u Fenerbahçe’yi ateşlerken, oyunu güzelleştirirken görmek istiyor.
Sonuç mu!
Fenerbahçe, Trabzon’dan istediğinden fazlasını aldı. İkinci yarı fikstür avantajını da düşünürsek şampiyonluğun en güçlü adayı konumunda.