AKŞAM GAZETESİ | Nihat Sırdar | 2010-02-08

kategori2

Açgözlülük...

Kim kimin vesayetinin alnda diye tartışıyorlar şimdi.
Yasama mı yürütmenin, yürütme mi yasamanın altında acaba?
Tüm bu tartışmaların altında asıl amaç üçüncüsü...
Yani yargı...

***

Türkiye’de yargı bağımsız değildir.
2 kere 2 nasıl 4 ise, bu da bu kadar kesindir.
Çünkü
hâkimlerin ve savcıların nereye atanacağını, görev
yapıp yapmayacaklarını belirleyen kurum olan Hâkimler Savcılar Yüksek
Kurulu’nun başkanı kim?
Adalet Bakanı...
Başkan Vekili kim?
Adalet Bakanı’nın atadığı müsteşarı...
Yani siyasiler adaletin en önemli
kurulunun başındalar.
Şimdi bu durumda yargı bağımsız
olabilir mi?
***
Diyorlar ki arkadaşlar “Biz adaletin
daha bağımsız olması için bu sistemin değişmesini istiyoruz.”
Ne yapacaklar peki?
Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun üyelerinin bir bölümünü Meclis
seçecekmiş.
Hangi Meclis?
Türkiye Büyük Millet Meclisi.
Üyeleri hakkında 680 tane dokunulmazlığın kaldırılması dosyası bulunan Meclis...
Adaletten kaçmak için ısrarla ve inatla dokunulmazlıklarını kaldırmayan Meclis...
Ve bu Meclis adalet dağıtacakların
kaderini elinde bulunduracak öyle mi?

***

Peki diyelim ki seçtiler...
Kendi seçtikleri üyeleri yolladılar
Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’na.
Kadın Meclis Başkan Vekili’nin odasına dalan milletvekili hatta eski Meclis
Başkanlarının olduğu, üyelerinin birbirine
kafa attığı, her toplantıda bakanlara tayin ve kayırma için pusulalar gönderen
vekillerin olduğu bu Meclis adalete üye
seçerse ne olur hiç düşündünüz mü?
***
Zaten adaletin içinde bulunduğu
durum belli.
Ama bu bile kesmiyor arkadaşları.
Hep daha fazlasını istiyorlar...
Hep daha fazla...