AKŞAM | CUMARTESI | 09 OCAK 2010, CUMARTESİ

İnternetin Andy Warhol'u belgesel oldu

awarNew York'ta bir sığınakta 30 gün boyunca bir arada yaşayan, aralarında şiddet eğilimliler ve uyuşturucu bağımlılarının da olduğu 100 küsur insan düşünün... Bu insanların 30 gününü en mahrem ayrıntılarıyla kaydedip canlı yayınlayan, Josh Harris'in projesi 'We Live In Public' 10 yılın ardından belgesel oldu.


'01 Murat, 02 Melih, 03 Tarık, 04 Melike, 05 Dilek, 06 Tayfun, 07 Berra, 08 Zeki, 09 Hale, 10 Esra, 11 Eray, 12 Zeynep, 13 Semih, 14 Hülya ve 15 Sinan'... Bu 15 kişi, 'Biri Bizi Gözetliyor'la hayatımız giren ilk isimlerdi.
Her köşesi kameralarla dolu bir evde yaşayan, farklı sosyal statü ve kimliklerden gelen bu 15 kişiyi an be an izlemekle başlayan 'hayatı kameralar önünde yaşamak' fenomeni, yarışma formatlarından distopya uyarlamalarına kadar hala hayatımızda.
BBG Evi olarak anılan bu yarışmayı hatırlatma sebebimiz ise Amerika ve Avrupa'da belli başlı film ve belgesel film festivallerinde gösterilen, Sundance Film Festivali'nde Jüri Büyük Ödülü kazanan bir belgesel. Amerikalı yönetmen ve prodüktör Ondi Timoner'in belgeseli 'We Live In Public' (Halka Açık Yaşıyoruz).
Bu belgesel, BBG evlerinin başlangıç noktasına dönerek, 'izleme-izlenme' fenomenini göz önüne seriyor. Üstelik internet ortamının doğası sebebiyle mümkün kıldığı çok daha gerçekçi bir formatta.  2004 yılında gösterime giren bir başka belgesel 'DiG!' (The Dandy Warhols ve The Brian Jonestown Massacre isimli iki rock grubu hakkındaydı) ile bağımsız sinema dünyasında saygın bir yer kazanan Ondi Timoner, 'We Live In Public' ile internetin yaygınlaşmasıyla sınırları değişen mahremiyet kavramını sorguluyor.
Metropollerde sokaklara yerleştirilen kameralarla vatandaşlarını izleyen devletlerden tutun da özel hayatlarını web-cam karşısında kamuya açık yaşayan internet karakterlerine kadar değişen mahremiyet çizgisi, zaten uzun zamandır tartışılan bir konu.
George Orwell'in bu konuyu bir distopya olarak anlattığı ve Büyük Birader ismini telaffuz ettiği '1984'ün yayınlanmasının üzerinden geçen 60 yılda, günümüzde kameralar karşısında yaşanan hayatların gerçek haline dönüşmesi tüylerimizi ürpertmiyor değil!  Keza Twitter ve Facebook gibi sosyal ağlar aracılığıyla arkadaşlarımız ve hatta kimi zaman tanımadığımız kişilerle kişisel fotoğraflar, videolar ve gün içinde yaşanan her şey hakkında detaylıca bilgi paylaştığımız günümüzde, internetle birlikte sınırların iç içe geçmiş olması her dakika karşımıza çıkan bir şey.  'We Live In Public', bu mahremiyet sınırını bir internet girişimcisi olarak popüler kültür figürü sıfatı kazanan Josh Harris'in bundan 11 yıl önce yaptığı bir sanat projesi üzerinden yola çıkarak anlatıyor.

SOSYAL AĞLARIN FİKİR BABASI
Josh Harris, 1990'lı yılların başında internet kullanımının yaygınlaşmasıyla patlak veren ve hatta Amerika'da finans piyasalarını da etkileyen bir ekonomik krizden (dot-com bubble) kahraman olarak yakayı sıyıran bir girişimci. İlk internet televizyonu olan ve bu açıdan MySpace ve YouTube'un, sosyal paylaşım fikri taşıması özelliğiyle de Facebook ve Twitter gibi sitelerin fikir babası olarak kabul edilen 'pseudo.com'un kurucusu. Jupiter Research isimli şirketinin gerçekleştirdiği internet projeleri sayesinde milyon dolarlar kazanan ilk girişimcilerden biri olan Harris, medya tarafından 'İnternetin Andy Warhol'u olarak nitelendiriliyor.
O dönemden başlamak üzere internet projeleri ile dikkat çeken Harris'in en ünlü projesi ise, bahsini ettiğimiz belgeselin de çıkış noktası olan 'Quite: We Live In Public' isimli marjinal proje.
Ağırlıkla sanatçılar olmak üzere 100'ün üzerinde kişi, New York'ta yeraltında bir sığınağa yerleştiriliyor ve 1999 yılının son 30 günü boyunca her tarafı kameralarla çevrili bu sığınakta bir komün hayatı yaşıyor. Milenyuma girilirken hayatı ciddi biçimde etkileyecek bir teknolojik kriz beklenirken, 'We Live In Public' projesinin katılımcıları yeraltında kendi krizlerini yaşıyor!

TUVALETTEN CANLI YAYIN
30 gün boyunca klostrofobik bir ortamda yaşayan grubun seks hayatları, aşkları, ciddi yaralanmalara yol açan kavgaları göz önünde yaşanırken duştan tuvalet kullanımlarına kadar kişisel mahremiyet sayılan her şey de canlı olarak pseudo.com'da yayınlanıyor. Medya, Josh Harris'e Andy Warhol yakıştırması yaparken, 'We Live In Public' projesinin çekildiği yeraltı evine de yine Warhol benzetmesinden yola çıkarak, 'Factory' adı veriliyor. Uyuşturucu bağımlılarından silah tutkusu olan agresif kişilere kadar birçok farklı karakterin birlikte yaşadığı proje, yönetmen Ondi Timoner'in ilham kaynağı oluyor.
Timoner, 'Quite: We Live In Public'in kayıtlarından, Josh Harris'in video çekimlerine kadar birçok dokümanı bir araya toplamakla kalmıyor; Josh Harris de belgeselde kendisi olarak yer alıyor.
İnternet ve mahremiyet kavramlarını çarpıcı  bir şekilde sunan belgeselin önümüzdeki dönemde bir film festivali programında yer almasını umuyoruz biz de.  www.weliveinpublicthemovie.com

Dot-com bubble nedir?
90'lar sonunda gündelik hayatın orta yerine yerleşen internetle birlikte, web şirketleri de yatırımlar aracılığıyla hızla değer kazanmaya başlıyor. Bu şirketler ilk etapta kar etmeyi değil yeterince büyümeyi hedefledikleri ve yatırımcılar tarafından gelecekte kar edecek şekilde algılandıkları için Amerika borsasında ciddi bir spekülatif yükselişe sebep oluyor. 2001 yılında bu şirketlerin kar edemeyecekleri ve yatırılan paraların çoğunun bu borsa hareketlerinde yok olduğu ortaya çıkınca, Amerika merkezli olup bütün dünyayı etkileyen bir kriz yaşanıyor ki bu da internet tabanlı olduğu için ismi 'dot-com bubble' olarak literatüre geçiyor.

SELİN ÖZAVCI

 

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3