Nagehan Alçı tarafından TFF Başkanvekili Lutfi Arıboğan ile yapılan röportaj

AKŞAM 18 OCAK 2010, PAZARTESİ

Türkiye ile birlikte futbolumuz da yükseliyor

Arka Plan

Geçtiğimiz hafta televizyonda en yüksek reytingi diziler değil bir ihale aldı. Digitürk ve Türk Telekom’un katıldığı Süper Lig’in yayın hakkı ihalesi saatler sürdü ve kıran kırana bir mücadele yaşandı. Bu mücadeledeki heyecan Hollywood’un aksiyon filmlerini bile geride bıraktı. Bu nedenle gözler ihalenin arka planına ve önümüzdeki dönemde Türk futbolunda yaşanacak gelişmelere döndü. Biz de bu hafta ihaleyi yöneten isim olan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanvekili Lutfi Arıboğan’ın kapısını çaldık ve “futbolun büyüsünü” konuştuk. Biraz “uzaylı” olduğumuz konuda Arıboğan bize bilmediğimiz bir dünyanın kapılarını araladı. Buyurun o kapıdan birlikte girelim...

Rekor bir rakamla sonuçlanan Süper Lig ihalesinde ‘hiç heyecanlanmadığını’ söyleyen Arıboğan: Telekom da Digiturk de böyle bir ihaleye deli cesareti ile girecek kurumlar değil. Herkes Türk futbolunun dünyadaki yeri ve değerinin giderek yükseldiğinin farkında. Bu Türkiye’nin rolü ve etkinliğine paralel olarak da gelişiyor. Türk dizilerinin bu denli rağbet gördüğü bir uluslararası pazarda Türk futbolunun yerinin olmaması düşünülemez

tff3- Geçtiğimiz haftaki lig yayın hakkı ihalesini nefes nefese izledi Türkiye. Siz bu ihalenin merkezindeydiniz. Heyecanlandınız mı?

Hayır, hiç heyecanlanmadım. Zaten arkasında çok ciddi bir çalışma vardı, hazırlıklıydık. Ama yoruldum. Açıkçası bu kadar uzun sürmesini beklemiyordum.

- Ne kadar süreceğini tahmin ediyordunuz?
En fazla iki saat. Ama uzun da olsa heyecan dozu hiç azalmayan çok güzel bir ihaleydi. Taraflar sportmence yarıştılar. Hiçbir tatsızlık olmadı.
Geçmişte bu tip ihalelerde büyük gürültü kopuyordu. Ben katılımcılara böyle centilmence yarıştıkları için teşekkür ediyorum.

- İhaleden rekor bir sonuç çıktı. Digitürk 321 milyon dolar ödeyecek, bu vergiler vs ile birlikte 4 artı 1 yıl için yaklaşık 2.5 milyar dolar demek. Böyle bir rakamsal artışa ne diyorsunuz?
Biz böyle bir değer bekliyorduk. Yaklaşık 15 ay önce bunun çalışmasına başladık. Hatta bir yıl önce, yarışmacıların tümünün katıldığı, arzu ettiğimiz rekabet ortamında gerçekleşen bir ihale olsaydı bu rakam yıllık 500 milyon dolar civarında olabilirdi.

- Öyle mi? Ama Vatan gazetesinde Digitürk’ün CEO’su Ertan Özerdem, Sanem Altan’a ihale sonucunun beklenebilir bir şey olmadığını, “iki delinin cesaretiyle adeta gökten zembille indiğini” söyledi. Sizi hedef alan bir açıklamaydı bu. Özerdem’e ne dersiniz?
Ertan Bey hem iş ilişkilerimiz hem de dostluğumuz olan bir insan ve böyle bir açıklama yaptığına inanmak istemem. Digiturk yalnızca Türkiye’ye değil, dünya futbol yayıncılığına örnek olabilecek bir liderlik pozisyonunu ele geçirdi ve bence müthiş bir marka değeri yakaladı. Tekrar ifade ediyorum ki, biz bu rakamı bekliyorduk.

- Neye dayanarak bekliyordunuz?
Öncelikle ihaleye giren kurumlar ciddi ve dünya çapında vizyonları olan kurumlardı. Gerek Telekom, gerekse Digiturk bize göre böyle bir ihaleye deli cesareti ile girecek kurumlar değil; ciddi finansman değerlendirmeleri, yatırım politikaları olan güçlü şirketler. Bunun aksini düşünmek bile istemiyorum doğrusu. İhaleyi yapan TFF de ciddi bir kurum ve maksimum gelirin elde edilmesi adına yüzlerce toplantı, değerlendirme ve örnekleme yapılarak bu noktaya gelindi. Eğer ihaleye D-Smart da girseydi, biraz         önce de söylediğim gibi, toplam rakamın 500 milyon doları bulması bence mümkündü. Yalnızca TFF yönetimi değil, kulüp başkanları da, futbol ailesi de Türk futbolunun dünyadaki yeri ve değerinin giderek daha da yükseldiğinin farkında. Bu Türkiye’nin rolü ve etkinliğine paralel olarak da gelişiyor. Çok basit bir örnek kullanayım; Türk dizilerinin bu denli rağbet gördüğü bir uluslararası pazarda Türk futbolunun yerinin olmaması düşünülemez. Bence şu noktada, eldeki ürünün nasıl değerlendirileceği konusunda fikir üretmek, “başkaları ne dedi” üzerinde durmaktan çok daha verimli olur.

- Ama ligin değerinin bu olmadığı, fiyatın çok yüksek olduğu konusunda eleştiriler var.
Bir şeyin ne kadar edeceği, onun satın alınma değeri kadardır. Türk futbolu bu değerde olmasa bu kadar ciddi iki kurum onun yayın haklarını satın alabilmek adına 4 saat ihalede kalmaz, fiyat da 321 milyon dolara çıkmazdı. Ben bu yatırımın akıllı bir planlama ile bırakın zarar etmeyi, çok ciddi bir kar getirebileceğine de inanıyorum. Üstelik tüketiciye olumsuz yansımaları olmadan.

- Maliyet bu kadar artmışken tüketici nasıl bundan zarar görmeyecek?
Vizyonu ve pazarlama taktiğini değiştirmek, uluslararası çapta düşünmek, futbolun marka değerini ve seyir zevkini yükseltmekle işe başlamak gerekiyor. Bu konuda biz de Digiturk ile elbirliği içerisinde çalışmak durumundayız. Digiturk’un memnun olması demek, bizim için 5 sene sonraki ihalede çok daha yüksek hedeflere doğru yürümek demek. Bu rakamları afaki olarak söylemiyorum. Önümüzdeki dönemde yenilenmiş stadlarımız, geliştirilmiş yayın kalitemiz, uluslararası rekabete açık takımlarımız, oyuncularımız, teknik adamlarımız, hakemlerimiz, kulüp yöneticilerimiz, özel şirket mantığıyla yönetilen kulüplerimiz ve TFF yönetimimizle değerimizin daha da yükseleceğinden eminiz. Eğer yayıncı kuruluşlar bu değerin büyütülmesinde yeterli katkıyı sunamazlarsa, Süper Lig’in kendi TV kanalını kurması da söz konusu olabilir. Nitekim dünyada bunun örnekleri var.

Digiturk dünya standartlarında

tff4- Digiturk ile çalışmaktan memnun musunuz?
Digiturk’ün yayın kalitesi dünya standartlarında. Biz Türk futbol ailesi olarak Digiturk’e ve Mehmet Emin Karamehmet’e teşekkür borçluyuz. Bu vizyon, bugün Türk futbolunun dünya standartlarına kavuşması adına en büyük desteğimiz. Bu vesileyle B paketini alan TRT’ye ve kanımca kuruma çağ atlatan Genel Müdür İbrahim Şahin’e ve hem C paketini satın alan hem de ihaleye katılarak futbol ailesinin gelirlerini büyütmesine ön ayak olan
Turk Telekom şirketine ve onun CEO’su Paul
Doany’ye teşekkür ediyorum.

Sırada milli maçlar var

- İhale sonuçlandı. TFF olarak bundan sonraki planlarınız neler?
Önümüzdeki ilk hedef Milli takım teknik direktörünün belirlenmesi. Bu konuda da ince eleyip sık dokuyoruz. Hedefimiz uzun dönemli, kalıcı ve istikrarlı başarıyı hedefleyen bir teknik direktör ve ekiple çalışmak. Her adımımızın arkasında uzun değerlendirmeler, kâr-zarar hesapları ve stratejik planlama var. Milli takımımızın istikrarlı başarısı Türkiye futbol endüstrisi için vazgeçilmez bir hedef. İkinci olarak milli takımımızın maçlarının yayın hakkı ihalesini gerçekleştireceğiz. İhale, 2012 Avrupa Şampiyonası ve 2014 Dünya Kupası eleme maçlarını kapsayacak. Bu konuda da profesyonelce ama uzun vadeli hedefler çerçevesinde düşünüyoruz. Bir yandan yayın haklarının bedelini maksimize ederken diğer yandan da Türk futbolunun sponsorlarının memnuniyetini ve geniş tüketici kitlenin beklentilerini ön plana almak durumundayız. İhale şartnamesi Süper Lig ihalesinden farklı olacak.

- Nasıl bir fark bu?
Hedeflerimiz farklı. Özellikle yayın süresince oluşan reklam kirliliğini önleyecek bazı düzenlemeler yapacağız. Milli maçların sponsorluğunu firmalar için bir prestij aracı haline getirmek, az ama öz ve değerli reklam kuşakları oluşturmak, yayın kalitesini artırmak ana hedefimiz. Milli takım sponsorluğu bir ayrıcalıktır. Bu konumun güçlendirilmesi için, toplumdaki farkındalığı artırmak için bizzat TFF olarak da çalışacağız. Uzun vadeli hedeflerimiz ise mutlak surette kurumsallaşma, profesyonelleşme. Endüstriyel bir ürün haline gelen futbolun hukuk ve etik çerçevesinde şekillenen yeni yapısını, kısaca tüm değerleriyle “yeni Türk futbol sektörünü” üretmek arzusundayız.
lGeçtiğimiz günlerde gazete yazarları arasında maç saatleri ile ilgili tatlı bir tartışma çıkmıştı. Maçların haftasonu ailenin bir araya geleceği vakte denk gelmesinin olumsuzluğundan bahsedildi. Tabii pek çok erkek köşe yazarı da buna karşı çıktı! Siz ne diyorsunuz?
Bu konunun sosyal bir problem haline gelmesini elbette istemeyiz. Bizim amacımız ailelerin bölünmesine değil, bir araya gelerek eğlenmelerine ön ayak olacak bir ortam oluşturmak. Futbolun erkeklere özgü bir alan olarak kalmasını değil, eşleri ve çocukları ile birlikte paylaşabilecekleri, nezih bir eğlence alanı olmasını istiyoruz. Dünyada da yalnızca futbol değil, birçok spor alanında maçlar haftasonu oynanıyor. Doğrudur, bu saatler ailelerin dışarıda yemek yiyeceği, birlikte sosyal aktivite yapacağı zamanlar ama futbol da çok değerli bir aktivite. Yayıncı kuruluşlar ise doğal olarak maçları en kıymetli saatte yayınlamak ve izleyici sayısını maksimize etmek istiyor. Ekonomik olarak feasible olan bu.

İtalya ve Fransa’dan farkımız Başbakanımız

- Türkiye 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapmak isteyen aday ülkeler arasında. Ne çalışma yapıyorsunuz?
Evet, İtalya ve Fransa ile yarışıyoruz. 2016’ya kadar sekiz ilde 9 yeni stat yapacağız. Bence şansımız yüksek. İtalya ve Fransa da stadlarını yenileyecek ya da yenilerini yapacaklar. Bu konuda eşit durumdayız. Bizim artımız Başbakanımızdan bu konudaki ilgili bakanlıklara ve yetkililere kadar herkesin bize destek vermesi.

- Biz seçilirsek Türkiye bundan ne kazanır?
Bir kere ülkemize büyük prestij getirecek. Avrupa Şampiyonası, Olimpiyatlar ve Dünya Kupası’ndan sonra dünyadaki en büyük organizasyon. Turizm gelişecek, ulusal sportif kimliğimize büyük katkı sağlanacak.

Ekim 2008’den beri ihaleye çalışıyoruz

-  Gelelim sizin federasyona...   Türkiye Futbol Federasyonu’nun ihaledeki katkısı ne?
Futbol liglerimizin yayın haklarının bu yılki bedeli yaklaşık 170 milyon dolardı. Bu yıl ise toplam muhammen bedel yaklaşık 300 milyon dolar olarak belirlendi. Ulaşılan rakam ise 420 milyon dolar civarında. Geçen ihaleden farklı olarak bu yıl ligin yayın haklarını 3 ayrı paket halinde oluşturduk. 4.5 saatlik ihale maratonunun arkasında Ekim 2008’de temelleri atılan 15 aylık bir çalışma yatıyor. Sırf bu ihale için 10 kişilik profesyonel bir ekip kurararak, yerli ve yabancı danışmanlarla çalıştık. Ekibin hesaplamalarına göre düğmeye basmamızdan itibaren ihaleye kadar tam 217 toplantı yapmışız. Ortalama         3 saatten 656 saatlik bir toplantı maratonumuz var. Toplantı sonrası değerlendirmeler ve eşlerimizi de çileden çıkaracak sayısız telefon görüşmelerini saymıyorum. İhaleye katılan kurumların da bu kadar ciddi bir konuda daha az emek verdiklerini sanmıyorum. Tüm bu çalışmalarımız boyunca Kulüpler Birliği ile yakın teması ve görüşmelerimizi sürdürdük. İhale Komisyonu Başkanı olarak ben biraz ön plana çıkmış olabilirim ama bu, başkanımız Mahmut Özgener’den başlayarak tüm TFF yönetim kurulunun ortak projesiydi.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3