Nagehan Alçı tarafından Yazgülü Aldoğan ile yapılan röportaj

AKŞAM 26 OCAK 2010, SALI

Babamı ordu aldı, nasıl orducu olurum

Arka Plan
Taraf'ın ortaya çıkardığı Balyoz adlı planda adı 'fayda umulanlar' listesinde geçenlerden biri de Posta gazetesi yazarı Yazgülü Aldoğan. Aldoğan 80 darbesinde solcu kimliği ile tanınan ve üniversiteden ilk atılan isimlerden. Ancak o günlerde askere karşı sergilediği muhalif tavrı bu gün Taraf gazetesinin çizgisine karşı sergiliyor. Aldoğan ile Galata'daki evinde buluştuk ve şimdiki duruşunun nedenlerini, 'askerci' olarak algılanmasının altında yatanları konuştuk.

Nagehan ALÇI
 

Balyoz planına göre 'fayda umulan' gazeteciler listesinde yer alan Yazgülü Aldoğan, 'Propaganda savaşı yaşanıyor. Belge yaratmak çok kolay ki
kimse beni inandıramaz' dedi. Babasının Kore'de şehit düştüğünü söyleyen Aldoğan, 'Ordu babamı aldı ben nasıl orducu olurum' diyor

- 12 Eylül döneminde aynı blok gibi görünen bazı isimler bugün iki farklı kesimi temsil eder hale geldi. Müthiş bir 'ötekileştirme' süreci var sanki. Neden?
Ben öğrenciyken bize ÇBS denirdi, yani çizgisi belirsiz sol. Solcuyduk ama bu günü kriterleriyle düşününce komünist değilmişim, sosyal demokratmışım. 

- Ama bugün askerci çizgiye yakın görünüyorsunuz.
Bu çok komik çünkü 12 Eylül'den sonra askere karşı muhalefet eden, üniversiteden atılan ilk 8 kişiden biriyim. Şimdi cuntacı denmesi beni gülümsetiyor. 

- Şu sözü siz söylemişsiniz: '12 Eylül'de bizi askerin gölgesi bunaltıyordu. Şimdi de kurumlar arası çatışma ve bu çatışmada askere haksızlık edilmesi bunaltıyor.' Sizi askere yakın görenlerin çıkış noktalarından biri olabilir bu cümle.
Ben aslında çok tipik bir şekilde Türk halkını temsil ediyorum. Biz, kime haksızlık edilirse onun yanında yer alırız. Şu anda askere haksızlık edildiğini düşünüyorum. Neredeyse silahlı örgüt diyecekler. 

- Camilere bomba koymak, hükümet devirmek. Mağdur bir ordu yapabilir mi bunları?
Benim uzmanlık alanlarımdan biri propaganda. Bu bir propaganda savaşı. Kimse beni bunlara inandıramaz. O belgelere inanmıyorum. Belge yaratmak öyle kolay ki. 

- Asker bu iddiaları yalanlamazken, kesin sonuçlar henüz ortada yokken bir gazeteci olarak bu kadar kesin bir yargıyla nasıl konuşabiliyorsunuz?
Doğru bir şey söylüyorlar, sonra da onun arkasına bir balon ekliyorlar. Mesela Balyoz. Evet yapmışlar böyle bir plan ama bu bir harp planı. Camileri bombalamayı da arkasına ekliyorlar. Bu polisin savaşı. 

- Doğru ne?
Mesela son hikaye. Bir senaryo yazıldı. Adamlar 'evet böyle bir senaryo yaptık, bu bizim oyun planımız' diyorlar. Arkasından gelenler ise yutulması için. 

- Bu savaşın arkasında Taraf mı var?
Taraf ne ki Allah aşkına? Kullanılan bir piyon. Ben orduyu niye suçluyorum, biliyor musun? Bu kadar istihbarat zaafı olan bir kurum bizi korumak açısından sakıncalı gelmeye başladı. Ailemdeki tüm erkekler askerdi. Babam Kore'de şehit düştü, onu hiç tanımadım. Ordu benim babamı aldı, nasıl orducu olurum? Amcam paşaydı, annemin ikinci eşi kurmay albaydı. Adamcağız yemek masasının üzerinde harp oyunu çalışırdı. 

- Gazetecileri listeler miydi?
Sen adamı 4 sene harp akademisinde okutuyorsan bunları öğretiyorsun. Öğretilen şu: Bu ülkeyi asker kurmuştur, koruması kollaması ona aittir. Sen onun kafasına balyozla vurup 'bunları yapma' dersen o kolu bacağı kırık hisseder. 

- Ama zaten itiraz tam da bu noktada. Kendini ülkenin koruyucu kollayıcı yegane gücü olarak görmesin o zaman.
Evet ama bunu engellemek çok zor.

- İdeal durum bu mudur?
Türkiye'de demokrasi tam olarak rayına oturmadı. Sokaktaki adam işler sarpa sarınca ordu rayına sokar diyor. Ben o kadar darbeci değilim ama ordunun siyasetten tamamen çekilmesinin çok hayırlı bir sonuç vereceğini düşünmüyorum. Hala en büyük sorun irtica. Bu, illa çarşaflı kadınların sokakta yürümesi değil.

- Darbeye karşıyım diyorsanız ordu böyle bir tehdide nasıl set çekebilir?
Varlığı yetebilir. Tarikatların vs gözünü korkutur, emniyet subabı. Onların orada olması  tarikatların, ABD'den gelmek için bekleyenlerin gözünü korkutuyor. 

- Yani darbe olmasın ama darbenin gölgesi yararlıdır mı diyorsunuz?
Darbe değil ama şu anki koşullarda ordunun önemini reddedemezsin. 

- Darbe tehdidi olmayacaksa bu insanlar ordudan neden çekinsin?
Çekinirler, çünkü ordu hala büyük güç. 

- O zaman darbe olasılılığı olsun ama realize mi edilmesin?
Darbe değil ki. 28 Şubat'ta darbe mi yapıldı?

- Tanklarla olmasa da 'evet', siyasete doğrudan müdahale edildi. Yetmez mi?
Bu ülkede her fırsatta 'gel ordu' deniyorsa ordu da biraz fikrini söylesin.

- Bir yandan demokrasinin önündeki en büyük engel ordu deniyor, diğer yandan demokrasi tam oturmadığı için böyle bir ordu var deniyor.
Evet ama hala tam demokrasi yok ki. Ordu çekilse hukuka müdahale etmeyecekler mi? Tek parti yönetiminde bile her şeye müdahale edilirken neye güveniyorlar? 

- Bu nedenle askere mi güvenelim?
 Kime güveneyim? Hukuka mı? Onlar da siyasileşti.  Büyük baskı var bugün. Bunu ben, üniversitede çalışan, doktor olan arkadaşlarım hissediyor. Onları duysan bana 'AKPli' dersin. Asılsın kesilsin diyorlar.

Sorbonne doktoralı gazeteci
Dame de Sion ve Üsküdar Kız Lisesi'nin ardından Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nu bitirdi. Sosyal Bilimler Fakültesi'nde doktoraya başladı, daha sonra Paris'e giderek Sorbonne'da İletişim Sosyolojisi doktorasını tamamladı. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde 4,5 yıl öğretim üyeliği yaptı. YÖK yasasından sonra yardımcı doçent iken görevine son verildi. İstanbul'a gelerek gazeteciliğe başladı. Nokta Dergisi'ni çıkardı, Yeni Asır, Yeni Gündem, Hürriyet Sabah gibi gazetelerde çalıştı. Birçok televizyon kanalında program yaptı. Halen Posta gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor ve Kültür Üniversitesi'nde Medya Araştırmaları dersi veriyor.

HASAN CEMAL'DEN BÜYÜK CUNTACI MI VAR
- Eğitimli kesimin asma ve kesmeyi düşünmeleri normal
Bu insanlar neden bu kadar öfkeliler onu da düşünmek lazım. Tabii ben asmacı kesmeci değilim ama komik bir durumdayım. Benim kızdığım bir zamanlar evime gelen arkadaşlarımla bugün selamlaşmamam. 40 yıllık arkadaşım Cengiz Çandar bir TV programında bana terbiyesiz dedi, 'yeter artık sizin bu ordu düşmanlığınız' dediğim için. Mehmet Altan'la ilk arabamı almaya beraber gitmiştik, bu gün hiç diyalog yok.

- 12 Eylül döneminde ortak bir ruh oluşturmuşken şimdi neden böyle oldu? Askere karşı konuma bakınca siz değişmişsiniz gibi görünüyor.
Hayır, ben hep aynı yerde olduğumu düşünüyorum. O zaman askerin yaptığına karşıydım ama bu gün artık bir şey yaptığı yok ki... Doğuda takır takır ölüyor.

- Bir zamanlar aynı safta duran isimlerin farklı noktalara gelmelerinde kişisel hikayelerin payı var mı? Sizin babanız Kore şehidi. Çetin Altan askerden çok çekmiş. Bunlar bugünkü pozisyonların belirlenmesinde etken mi?
Hayır, ben herkesin hikayesini gayet iyi biliyorum. Hasan Cemal'den büyük cuntacı mı vardı mesela? Yıllarca cuntacı diye dolaştı sonra bir ara Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi için kendini paraladı. Bir de şimdi dönüp bakıyorum, ben kaç yıllık gazeteciyim, bir oturduğum ev bir de en ucuzundan arabam var. Bir kitap yazdım, bankada üç kuruşum oldu. Başka da bir şeyim yok. Bazı arkadaşların nasıl yalı dairelerinde oturduklarını merak ediyorum.

Taraf ve haberciliğinden nefret ediyorum
- Darbe günlükleri vs de mi kurmaca?
Bir süre sonra okumuyorsun bile. Gözüme yazık. Ben Taraf ve haberciliğinden nefret ediyorum, oradan gelen hiçbir şeyi ciddiye almıyorum. Duvar ördüm,  sinirimi bozmuyorum.

- Bir gazetecinin böyle bir lüksü var mı?
Var. Ruh sağlığımı korumak zorundayım. Türkiye'de hala çoğunluk 60 darbesinin arkasındadır. Yargılanmalar hatalıydı ama darbenin yapılış nedeni haklıydı. Türkiye'de darbeciler Latin Amerika'daki gibi değil, çok uzun kalmıyorlar.

- Bugün hala 12 Eylül zihniyeti yok mu? Fiilen üç yıl kalmadı mı 12 Eylülcüler mesela?
Ama öyle topyekun bir yönetim sahiplenmesi yok.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3