Arzuhan Doğan Yalçındağ TÜSİAD'ının yönetim kurulunda profesyoneller yerine işadamlarının bizzat kendilerinin bulunmasını değerlendirerek, 'BASKI GRUBU'NDAN 'ÇIKAR GRUBU'NA DÖNÜŞÜM' teşhisinde bulunmuştum. (29.01.2007, Habertürk)
Aynı şekilde, Yalçındağ'ın TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan sonra Doğan Holding'in Yönetim Kurulu Başkanlığı'nda da, Doğan Medyası'nı 'baskı grubu' kimliğinden, normal bir ticari faaliyete 'çıkar grubu'na dönüştürme iradesi görmüştüm. (31 Aralık 2009, Akşam)
Dün TÜSİAD'ın yeni başkanı Ümit Boyner'in ilk açıklamasının, 'TÜSİAD bir çıkar grubu değil; baskı grubudur' iddiası olduğunu duyunca, doğal olarak, üzerime alındım.
Nihayetinde, son yıllarda benden başka kimse 'baskı grubu' ve 'çıkar grubu' kavramlarını tartışmamıştı. Kavramları kullananlar da genellikle eşanlamlı kullandıkları için, 'çıkar grubu' ile 'baskı grubu' farkının altını çizerek yapılan bir açıklama doğrusu ilgimi çekti.
Bakın, akademisyen Coşkun Can Aktan, Amme İdaresi Dergisi'ndeki bir makalesinde bu iki kavramı nasıl açıklıyor:
'Belirli ortak çıkarlar etrafında bir araya gelme ve örgütlenme sonucu Çıkar Grubu (Interest Group) oluşur. Çıkar grubunun amaçları doğrultusunda siyasal iktidarı ve bürokrasiyi 'etkileme'si ya da 'baskı yapması' ile de Baskı Grubu (Pressure Group) oluşur. Bu ayırım şu açıdan önemlidir. Her çıkar grubu, baskı grubu değildir. Fakat her baskı grubu, mutlaka çıkar grubudur. Bu iki grubun tek çatı altında oluşması ile de Çıkar ve Baskı Grubu adı verilen kesim ortaya çıkar.'
Alev Alatlı ise, kavramın niteliğini şöyle yorumluyor: 'Karma ekonomileri, baskı grupları yönetirler. Baskı grupları, özel çıkar sağlamak için ahlak dışı bir iç-savaş sürdürürler. Amaçları hükümet mekanizmasını kısa bir süre için ele geçirerek, hükümeti, kendilerine başkalarının sırtından çıkar sağlayacak yasalar çıkarmaya zorlamaktır.'
Nereden bakarsanız bakın, tartışmalı ve yanlış anlaşılmalara açık kavramlar. Çok dikkatli kullanılmalı. Hele TÜSİAD Başkanı'nın ağzından kullanıldığı zaman çok daha fazla dikkat çekiyor. Elbette Ümit Boyner, 'baskı grupları'nı Alev Alatlı'nın değerlendirdiği gibi değerlendirmiyordur. Ama Türkiye, özelleştirmeye rağmen hala 'Karma Ekonomi' izleri taşıdığına göre, Alatlı'nın muhalefet noktaları da tamamen değerlendirme dışı tutulamaz.
Üstelik, TÜSİAD tarihinde kurumun 'baskı grubu' niteliğinin ön plana çıktığı dönemlerden hatırlanan örnekler hiç de iç açıcı değil.
Örneğin, TÜSİAD eski Başkanı Nejat Eczacıbaşı'nın Ecevit hükümetine karşı gazete ilanlarıyla mücadele başlatmadan önce, gidip Orgeneral Necdet Üruğ 'a fikrini açması, bu fikrin Orgeneral Necdet Üruğ eliyle Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'e aktarılması; Kenan Evren'in ise, düşünülen askeri müdahaleye zemin hazırlaması açısından bu çıkışa yol vermesi gibi...
Ya da... Ekonomist dergisinin 1991'de yayınladığı TÜSİAD toplantı notları gibi...
O notlarda Bakan Ekrem Pakdemirli, 'beyler siz gerçekten enflasyon düşsün istiyor musunuz, çünkü dışarıya öyle konuşuyorsunuz...' diye soruyor...
Bir büyük işadamı; 'olur mu ağam, o zaman mallarımızı satamayız, bu milletin enflasyona alışması lazım' diyor. Başka bir büyük işadamı ise; 'düşecekse de yüzde 50 kadar düşsün, yüzde 50'nin altına düşürmeyin' diyordu. Bana sorarsanız, benim tanıdığım, Yeni Demokrasi Hareketi sürecinde birlikte çalıştığım Ümit Boyner'in aklına 'baskı grubu' sözünü kullanırken bu ayrıntılar gelmemiştir.
Nihayetinde, konuşmanın bir metin yazarı tarafından kaleme alınmış olması da muhtemel.
Dikkat çekmek istediğim şu: 'Baskı Grubu' ve 'Çıkar Grubu' kavramları çok mayınlı arazilere ait kavramlar. Üstelik, ben 'Arzuhan Doğan Yalçındağ döneminde TÜSİAD 'baskı grubu' niteliğinden çıkıp, 'çıkar grubu' niteliğine kavuştu, normalleşti' diye yazdıktan hemen sonra, yeni başkanın,'TÜSİAD bir çıkar grubu değil; baskı grubudur' açıklamasının çok daha fazla açıklanmaya muhtaç olduğunu düşünüyorum.
Ortada kalan sorular şunlar:
TÜSİAD niçin 'çıkar grubu' değil de, 'baskı grubu' olmak istiyor?
Akademisyen Coşkun Can Aktan, 'her 'baskı grubu', mutlaka 'çıkar grubu'dur' diyor. Ümit Boyner TÜSİAD'ı 'çıkar grubu' olmadan, acaba nasıl 'baskı grubu' olabilecek ve teoriyi yıkacak? Baskı'yı hangi amaç için yapacak?
İşadamları eğer çıkarları için örgütlenmiyorlarsa, Cem Boyner'in daha önce denediği gibi doğrudan siyaset yapmaları daha sağlıklı bir yol olmaz mı?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.